Çizgilerini çok beğendiğim Uykusuz‘un baba karikatüristlerinden Emrah Ablak, İzmirli Pop-punk grubu L.e.s.s için çeşitli videolar yapmış, son derece iddiasız ve samimi, müzikler de sade ve dinlenebilir, genel olarak özentilik kokmayan hoş işler olmuş. Videoları Emrah Ablak’ın Uykusuz’daki blogunda buldum.
Bedük’ün klibini her cins seviyesizliğin açık adresi Sezyum‘dan başka bir yerde görseydim şaşırırdım. Ülkede iyi şeyler de oluyor, belki olabiliyor ile hay allah şu müzik keşke biraz daha dinlenebilir, biraz daha moderin olsaymış arasında gidip geliyorum. Belki de Bedük kitsch macerasında bir sonraki durakta biraz daha eli yüzü düzgün işler çıkarmaya başlar diye bir umudum var.
Can Dündar “liboş”muydu? Mustafa üzgün müydü? Türban özgürlük müydü? Hrant Dink ihmal mi edilmişti? Kürtçe yayın ülkeyi bölecek miydi? Ortaokulda başörtülü öğretmen olur muydu? Güney doğudan petrol çıkmış mıydı? Gökçek Çankaya’yı alacak mıydı? Susurluk ayranı uyku yapar mıydı? Borla çalışan motor var mıydı? O çaylar radyasyonlu muydu?
MUNK oluşumu popüler dans müziğinin pek de ilgimi çekmeyen gruplarından. Seven gençlerimiz vardır bilirim, İstanbul’a da geldiler. Bu videoyu koymamın nedeni de grubu ya da videoyu beğenmem değil, videonun altında Barış Aladağ diye bir imza görmem. Tanıyan bilen var mıdır bilmiyorum, şahsen ben çok da etkileyici bulmadım ama hiçbirşeyi beğenmeyen kıl bir elit olmamak için paylaşayım sizlerin de fikirlerini alayım ve kendisini başarısı için kutlayayım dedim.
Karşı komşum Kaya Hacaloğlu, Ozan Akıncı ile beraber Cotton AV adı altında çeşitli canlı video-ses performansları gerçekleştiriyor. Üstteki video Michael Parenti’nin Yeni Melek’te düzenlediği “Live Cinema Nights” organizasyonlarından bir kurgu. Bu aktiviteyi kaçırmışım, sanırım bunların daha sık ve daha iyi duyurularak yapılması gerekiyor.
15 Mayıs 1968′de Malcolm X‘in doğumgününde, bir jenerasyon önceki Afrika’ya dönüşçü siyahi lider Marcus Garvey‘in isminin verildiği Doğu Harlem’deki parkta kurulmuş olan The Last Poets o dönemde siyahilerin politik olarak örgütlenmesinin fon müziğini oluşturmaktaydı.
Bu videoyu az önce Cihan gönderdi. Son günlerde yaşadığım mistik uzaysal galaktik deneyimler beni yumuşatıp adeta duygusal gibi, bir romantik gibi yaptığı için hislenip yayınlıyorum.
Bazen bu gibi saçma sapan Amerikan müzik videolarının (sanırım Gnarls Barkley’in kurucusu DangerMouse Britanyalı ama) duygularıma tercüman olmasını da içime sindiremediğimi belirtmeden geçmeyeyim.
Daha önce bahsettiğimiz tunçtunçtunç’un “BEN” projesi “yutub” parçası ile hayata geçmiş. Youtube’un kapatılmasının eleştirildiğini eklemeye gerek yok. Ama eklemiş bulundum.
Monocle‘da bugün izlediğim bir video röportajda (embedding olsa iyiydi) bir dönem Beyrut’un entelektüel merkezi olan Hamra‘lı bir kitapçının yorumları var. 90′ların sonuna doğru ülkeden entelektüellerin kaçmasıyla beraber işleri düşen kitapçı, yeni jenerasyonun kitapları unuttuğundan ve bütün gün telefonda ve laptoplarında karı-kız peşinde koştuklarından dem vuruyor. Beyrut’tan görüntülerle de bezenmiş bu kısa röportaj’daki kitapçının anlattıkları ve videonun sonundaki öpüp başa koyma anektodu da etkileyici.
İnternet’in bilgi paylaşımını kolaylaştırdığı ortada ama okumalar da gitgide yüzeyselleşiyor. Hatta internet kullanıcılarının büyük bir bölümü interneti bilgiye erişim için hiç mi hiç kullanmıyor. Gerçi bu insanların bir önceki jenerasyondaki versiyonlarının kitap okuyup okumadıkları da tartışılır. Bu bağlamda sadece okumaya yönelik metodsal bir değişim mi var, yoksa okuma oranı azalıyor/artıyor mu?
Bu tip özet/editing şaheserlerini daha önce Sopranos‘da görmüştüm, eğer son bir senedir kopan bütün yaygaraya rağmen Amerika’daki seçimlerle ilgilenmediyseniz, geçen bölümün özeti
Manyetik alanların kaotik ve sürekli değişen geometrisi üzerine bir video. Buradan izleyebilirsiniz.
Okul kitaplarında da konular bu tür görsellerle anlatılsaydı bilim adamlarının sayısı artmaz mıydı?
Prelinger Archives sitesinde 50′lerin ortalarında çeşitli kuruluşlar tarafından devlet desteğiyle hazırlanmış, tasarımı ve tüketimi özAmerikan değerler olarak yücelten videolar buldum. Bu gün gırtlağımıza kadar içine gömüldüğümüz post-modern çağın esasına, etrafımızı saran reklam kozmosunun ana prensiplerine, iPhone’un nasıl bu boyuta bir çılgınlığa ulaşabildiğine ışık tutan bir yapım.
50′lerin dünyasında Amerika’nın etkinliğini düşünecek olursak, bu anlayışın günümüzü nasıl şekillendirdiğini daha rahat kavrayabiliriz.
Klip mi desem, kepazelik mi desem, komik mi desem, acıklı mı desem, ne desem ben de bilmiyorum. Benny Benassi’nin yanlış hatırlamıyorsam 2003 senesinde çıkartttığı Satisfaction adlı parçası yarı çıplak modellerin iş makineleri kullandığı klibiyle iç dünyamızda traumaya yol açmıştı. Parça, haftanın yedi günü içerisinden bangır bangır müzik gelen beşinci sınıf klüpleri ve yurdum insanının akıl almaz ses sitemleri ile donatıp cadde ve sokaklarda gece gündüz ayrımı yapmadan dolandığı, “Erkek Konservesi”de diyebilecegimiz Şahin ve Dogan SLX’leriyle bu güne kadar geldi.
Geçenlerde yakalandığım “Abi bak, bak YouTube’da ne göstereceğim” seanslarından birinde, Turkish Satisfaction başlıklı videoyu izledim. Elitist saplantılarım yok ama yine de Etrafta’nın estetik ilkeleri sebebiyle videoyu doğrudan buraya koymaktansa, sizlere yukarıda ekran resimlerini ulaştırmayı tercih ediyorum.
Üç kuruşluk Türklük gururum vardı o yerle bir oldu. Hayatımda hiç gülmek ve kusmak arasında kalmamıştım o da oldu. Levent Kırca’nın bu videonun ortaya çıkışındaki rolünü, yurtdışındaki kara bıyıklı Türk algısına neden kızdığımızı, ve İstanbul boğazının üzerinden uçarak geçen deniz kızı temalı sürreal Türkiye tanıtım filmi yerine bunu kullanmanın nasıl bir fikir olacağını düşündüm.