
Bugün Ekşisözlük sularında karşıma çıktı. Daha önce hiç karşılaşmadığım için çok ilginç buldum. Haberi giren sözlük yazarı “[...] dinin yerini aldığı dayatması bizzat mustafa kemalin gözetiminde yerleştirilmeye çalışıldı. [...] sonradan kemalizmde yapılan reformlar sayesinde de bu gerçekler hasır altı edildi. yeni kemalizm bu günahlarından arındırıldı bir şekilde.” demiş ama söz konusu dergi 1957 tarihli olduğu için bana pek rasyonel gelmedi.
Bu acaipliği Gittigidiyor‘dan satın almak mümkün.

Amsterdam, 2007
Önemli not:
‘Allahım! Körelt beni!’ serisi ‘Allahım Kör et beni!’ serisinden bambaşka bir bakış açısına sahiptir. Karıştırılmaması önemle rica olunur.

Bugün Düğümküme‘den Burak Arıkan‘ın “Askeri Darbe Olursa Nasıl İletişim Kurarız?” başlıklı yazısı ile dün gecenin rakı-meze tortulu uykusundan ayıldım. Arıkan riski şöyle tarif ediyor:
“Bir askeri darbe sonucunda tüm özel ve devlet telekom ve internet servis sağlayıcıları kapatılabilir. Böyle bir durumda Türkiye sınırları içinde hiçbir bilgisayar dünyadaki veya Türkiye’deki başka bilgisayara “uzaktan” bağlanamaz. Eposta atılamaz, chat yapılamaz, bankalar çalışamaz, şirketler durur, internet ekonomisi biter, sinir sistemimiz çöker.”
Çok hakiki bir risk olduğu açıkça ortada, bu bana yıllar önce yaptığımız bir tartışmada, Internet’in özgürlüğün şahikası olduğuna, asla sansürlenemeyeceğine, kontrol zapturapt altına alınamayacağına inanan bir yakın dostumu, kablonun sahibi kimse, hortumun vanası kimin elindeyse, sunucu odasının anahtarı kimdeyse onun borusunun öteceğine ikna edemediğimi hatırlattı.
Burak yukardaki risklerle ilgili, içinde eğlenceli tarihi detaylar da barındıran güzel bir yazı kaleme (klavyeye?) almış. Okunması elzem bile diyebiliriz, buradan gidiniz.