Tunç Topçuoğlu ile de bugün Ulaş sayesinde hoşbeş oldum (gıyabında). Süper rastgele, neredeyse deli işi denebilecek neo-dada kültürel üretim eleştirisi mi desem, siber taşlama mı desem bilemedim, işte çok malzeme var, oldukça oyalayıcı. Buradan direk gidebiliyorsunuz
1968 doğumlu İsveçli sanatçı Anders Weberg‘in P2P Art konsepti, P2P (Peer 2 Peer) Network’leri için üretilmiş ve sadece orada var olan sanat eserleri üzerinden geçiciliğin estetiğini sorguluyor. Orjinal eser bir kullanıcı onu tamamen indirene kadar paylaşılıyor, daha sonra eser sadece kullanıcılar onu paylaştığı sürece var oluyor çünkü sanatçı, orjinal dosyayı ve onu oluşturduğu materyalleri yok ediyor. Torrent kullanarak paylaştığı video işlerinin asıl amacını tarih boyunca sanata değer kazandıran biriciklik nosyonunun yokedilmesi üzerine kuran
Weberg, “kıymetli” ilk versiyonu yok ederek ortada sadece kopyaları bırakıyor. Gerçi Walter Benjamin‘in daha 1936 yılında seminal makalesi “The Work of Art in the Age of Mechanical Production” aracılığıyla söylediği üzere, sanatın 20.yy’a kadar taşıdığı “biriciklik” değer yargısı teknik anlamda yok olmuş durumda olsa bile hala müzelerin, galerilerin ve sanat marketinin buna değer verdiğini görmekteyiz. Önemli olan fikir mi? yoksa nesnenin kendisi mi? Uç bir örnek olacak ama Rembrandt’ın resimlerinin kendilerine sahip olmaktansa, scan edilmiş, içindeki nesneler search edilebilir hale getirilmiş, digital kopyalarını tercih edebilirim belki. Hem nereye koyucam ki o resimleri..