
-Yorumsuz-

-Yorumsuz-

Geçenlerde TRT’ye bir e-posta gelmiş. Geldiği gibi piyasaya düşmüş. Aynen iletiyorum:
“Merhaba, ben Giresun’dan Muammer. Resimdeki benim, ben Süpermene benziyorum benlik bir rol olursa oynarım… Reklam, dizi, sinema”

Son gıdıklanan kızlar postumun site yönetimi tarafından ‘Reklamdır’ uyarısı almasını affettireceğini düşündüğüm bu müzikal oyuncağı paylaşmayı bir borç bilirim. Müzik ruhun gıdası mıdır? Gıdasıdır… Bu bir reklam mıdır? Değildir…

Çinli Wang Qingsong‘un 2004 yılında yapmış olduğu Ticari Savaş adlı devasa yerleştirmesi reklamın yarattığı yanlış anlaşılmalar (misconception) ile ilgili. Çin’de reklam alanı reklam vereceklere oranla kıt olduğu için, en iyi ve en doğru yere reklamı vermek büyük bir savaşa yol açmaktaymış. Bizde de geceleri billboardlarda yeni reklamlar eskilerinin yerine geçerken görenler bilir, eski reklamın üstüne cart cart yenisi geliverir. Çin’de daha da büyük bir rekabet hayatta kalmak için savaş haline dönüşmüş.
Sanatçının 14 metre büyüklüğünde ve 40 metre eninde bir duvarın üstüne 600′den fazla kağıda yazılmış sloganlar ve reklamlarla yapmış olduğu bu duvar, bana Tunç’un Gambiya’daki internet ağacındaki çaresizliği de hatırlattı.

Bu aralar ortada dolaşan, benim de bigumigu‘dan gördüğüm bir pdf dosyası “İşte satışın gücü” dedirtiyor. Söz konusu döküman, eğer söylenenler doğruysa, Pepsi’nin kısa bir süre önce yenilediği kurumsal kimliğinin bir freelance çalışan tarafından dışarı sızdırılmış “Breathtaking” kod adlı müşteri sunumu. Çevresinde milyon dolarların döndüğü son derece gizli dökümanı alıp Rapidshare’e koyma cesaretini ne kadar takdir etsem de dökümanın içeriği yayılış öyküsünden daha ilginç, çünkü bırakın başka meslekleri, reklam dünyasında çalışan bir insan bile bu kadar palavrayı bir arada görmemiş olabilir.
Bir kalem kağıtla bile ortaya çıkmış olabilecek basit bir görsel renovasyon nasıl bir ilüzyon ağıyla sarmalanır, nasıl bir kurguya oturtulur görmek için buyrun.
Son derece profesyonelce hazırlanmış, çeşitli formüller, sofistike diyagramlar ve bilimsel “mumbo-jumbo” ile süslenmiş sunumda “Pepsi dinamiği” çeşitli matematik, geometri, fizik kanunlarına, altın oranlara temellendiriliyormuş gibi yapılmakla kalmıyor, Pepsi bir “marka” olarak DaVinci gibi isimlerle beraber anılıyor. Dünyanın kütlesel çekim kuvvetleriyle oluşan manyetik alan göstergeleri üzerinden yapılan esinlenme ve “Pepsi duygusal çekim gücü” tarafından şekillendirilen logo kıvrımları bölümünü ise ayrı bir hayranlıkla okudum.
Pepsi’ninki kadar köklü bir kurumsal imgenin yerine yenisini koymanın kolay bir iş olmadığına katılıyorum ama bu kadar zevksizce ileri gidilmeli miydi, ya da bu kadar ileri gitmeden bu iş satılabilir miydi tartışılır.
Bu olayın söz konusu ajans tarafından sızmış süsü verilen bir viral marketing örneği olduğunu savunanlar da var ama benim buna inanasım pek gelmiyor. Sunumun, daha geçen ay kendi hazırladığı bir 3D Superbowl reklamını Edison’un filmi icadı ile kıyaslayan Peter Arnell başkanlığındaki bir ajanstan çıktığını göz önüne alarak, bu olayın sonunda “ee şakaydı bu viraldi” gibi bir sonuç çıkmaması durumunda pek şaşırmam.

Tabikide hepsi kopya. Arkadaki ‘AFRICELL’ reklamı ise beni benden almakta, bana memleketimi anımsatmakta.
The Gambia, 2008