Bu videoyu izlemeyin

Boran GÜNEY : 10 / 02 / 2009

Üstteki video İsveç’te yaşayan arkadaşımız sanatçı Hakan Akçura‘nın çektiği bir belgesel. İzlemeyin diyorum çünkü ülkemizde son 30 yıldır dönen barbarlığa ve manasızlığa şahit olup canınız sıkılabilir.  Ayrıca çok uzun, insan İstanbul şehir hayatının hızlı temposu içerisinde üç buçuk saat bunu oturup izlerse zaten başka bir çok açılış, etkinlik, parti, sosyal ortamı kaçırabilir. Hepsinin üstüne psikolojiyi de bozar, insanı bildiği şeyler konusunda şüpheye düşürüp vicdani huzursuzluk yaratabilir.  Ama gerçekten izlemeyin diyorum, çünkü biliyorum ki en fenası bir çok insan izleyip de hiç bir şey hissetmeyecek. 

Genelkurmay’ın “sözde itirafçı” dediği önce Apo’cu, sonra Jitem tetikçisi Abdulkadir Aygan’ın İsveç’e kaçtıktan sonra “Gerçekler bilinsin yeter.” diyerek verdiği bir röportaj.

Libra+Yuan+Euro+Dolar+Peso

Elit Milli : 26 / 01 / 2009

Allahtan TL yok, yoksa yanardık, bakınız Paragami. Tintaimpresa yapmış.

Çeşme 2015

Elit Milli : 23 / 01 / 2009

Bu sabah sevgili Gökçe Yalçınkaya’nın gönderdiği bir maille Türkiye’mizde güzel şeyler olduğunu da gördük ve içimiz ısındı. Çeşme’den AKP Belediye Başkan Adayı, Harita ve Kadastro Mühendisi Mehmet Ali Gökçeoğlu’nun 2009′u değil 2015′i hedefleyen projeleri bize yöneticiliğin nasıl hep ileri bakmayı gerektirdiğini bir kez daha hatırlattı. Hep yöneticilerin çağı yakalayamadığından dem vururduk ya, işte bu UFO projesi ile çağı yakalamak ne kelime geride bırakmış bir yönetici sonunda bizleri yönetmeye talip oldu, hem de dünyanın en önemli estetik akımlarından Arap mimarisinin incisi Dubai seviyesinde bir anlayışa, varım diyoorrr!.

Vallahi Marduk’a, Maya takvimine ve 2012′ye inanasım geldi..

Not: En alttaki Lilypads projesi birkaç ay evvel internete düşmüş mimar Vincent Calabaut tarafından çevre problemlerine karşı geliştirilmiş bir mimari fantazya. Diğerleri özgün proje olduğu için detayını bulamadım.

Obama Big Picture

Elit Milli : 22 / 01 / 2009


1968 olimpiyatlarında yaptıkları sessiz gösteri sonunda hayatı kararan atletler.


Kabil’de restoranda töreni izleyen Afganlar


74 yaşındaki siyahı vatandaş Vertie Hodge ağlıyor


Kırsal Amerika’nın bağrı Montana’nın en eski barında Vietnam gazisi Keith Hart bile heyecanlı


İslamabad Pakistan’da barış yürüyüşündeki çocuklar..

Bir senede netin en önemli fotohaber blogu olan Big Picture doğal olarak Obama’nın Başkanlık seromonisini de atlamamış. İllaki birçok kişi bugün yarın görücek bunları ama Türkiye’nin genelinde ve zaman zaman Etrafta’da bile varolan cynicism (zargan çeviri: insanların iyi olduğuna inanmama.) haline ve özellikle de aslen Amerikan Pop Kültürüne ve yaratılan Obamaniaya duyulan tepkilerin Obama cynicismine kanalize edilmesine dayanamadığım için bazılarını koymadan edemedim.

Söz meclisten dışarı, dünyaya sorun çözmeye değil sanki sorunların çözülmeyeceğini tespite gelmiş bu insan tipinin kendilerine ve diğer insanlara inanmamaları bir derece de, hayatta yanyana gelseler ne kadar yüzölçümü kaplayacağını bir kere olsun düşünmedikleri dünya çapında birbirine benzemez YÜZMİLYONLARCA insana kendileri ve problemleriyle yüzleşme, varolan dogmaları aşabilme, diyalog vs gibi konularda umut ve ilham vermiş, yeni çağın ilk prototip liderinin Amerikan Başkanı olmasının sembolik değerini dahi kavrayamamaları nasıl patolojik bir durumdur anlayamıyorum. Heralde Türk entelektüelinin “bu halk adam olmaz abi”, halkının da “bu ülke bitmiş abi” retoriği gibi bir kronik bir ümitsizlik vakası.

Öpücem Öpücem Dedim Sana…

tunctunctunc : 8 / 01 / 2009

mucx-tunctunctunc

Antalya Adliyesi’nin açılışında bir vatandaş, Başbakan Erdoğan’a yaklaşarak öpmek istedi. Buna izin vermeyen Erdoğan, “Eşim beni kendisinden başka kimsenin öpmesini istemiyor” dedi.

text: Hurriyet, imaj:tunctunctunc

Uygarlıklar-arası fay hattı

Çağlar Kanzık : 6 / 01 / 2009

huntington_botsende_beschavingen_grafiek

Dün Deniz Gökçe köşesinde Samuel Huntington‘ın 1993 senesinde Foreign Affairs dergisinde çıkan “Kültürlerin Çatışması” (The Clash of Civilizations) adlı makalesinden bahsediyordu. Huntington 1996′da çizdiği diyagramda uygarlıkları ve aralarındaki kültürler-arası anlaşmazlıkları çizgilerin kalınlıkları ile orantılamış. Kalın çizgiler anlaşmazlıkların daha fazla olduğunu gösteriyor.

Aşağıdaki alıntı Huntington’un makalesinden Gökçe’nin seçtiği bir bölüm:

‘Benim hipotezim, yeni dünyada temel çelişki kaynağının öncelikli olarak ideolojik veya ekonomik olmayacağıdır. İnsanlığın parçalanmasındaki hakim çelişkinin kaynağı kültürel olacaktır. Dünya olaylarında ulusal devletler en güçlü aktörler olarak yer alacaklar, fakat küresel politikanın temel çelişkileri farklı uygarlıklardan olan uluslar ve ulus grupları arasında ortaya çıkacaktır. Kültürler arasında çatışma küresel politikaya hakim olacaktır. Uygarlıklar arasındaki fay hattı geleceğin savaş cephelerini meydana getirecektir.’

‘Batı, dünya hakimiyetini düşüncelerinin veya değerlerinin veya dininin yüceliği ile değil, fakat organize şiddet uygulayarak kazanmıştır.’

İnternet’te bugün

Boran GÜNEY : 5 / 01 / 2009

The Economist dergisinde yayınlanan bir yazı, niçin dünyanın her yerindeki bütün süpermarketlerin aşağı yukarı aynı mimariye, koridor düzenine ve ürün sıralamasına sahip olduğunu anneye anlatır gibi anlatıyor.  ”Dekompresyon bölgesi” diye bir şeyin varlığı bile olayın geldiği bilim-kurgu noktasını ifade etmekte yetersiz kalıyor.

O kadar çirkin ki güzel, “cock” – horoz , “pussy” – tavuk.  Bu video bi zamandır dünyaya yayılıp semiren Fransız prodüksiyon ekürisi Partizan’ın işi.

Müzelerde niçin flaşla fotoğraf çekilmez?  Daha çok reprodüksiyon satmak için değil, gerçekten makul bir sebebi varmış.  Bir de aynı yerde uyduları birbirine çarpmaktan alıkoyan şeyin ne olduğunu anlatan bir yazı daha buldum.

Chris Brennan ve silinen graffitilerin hazin estetiği

“Yemek Yemek Politik Bir Faaliyettir!”

“Ekonomi kelimesinin önünde ister sanayi ister bilgi olsun, kapitalizmin işleyiş mantığı üretim araçlarının özel mülkiyetine, artık-değerin yaratılmasına ve bu artık-değerin sermaye birikimine dönüşmesine dayanmaktadır. Bilgi ekonomisinde sistemin mantığı değişmemekle birlikte sermaye birikimi “bilgi birikimine” ve bilgi “kapitalistin sermayesi” haline dönüşmüştür.[...]“ Enformasyon Emperyalizmi: Bilgi Ekonomisi” – Rana Adaçay…  Bu şununla da örtüşüyor olabilir, ya da örtüşmeyebilir.

Bugünkü Radikal şöyle diyor: “Oyundaki bir karakterin Alevi olduğuna vurgu yapıldığı gerekçesiyle bazı çevrelerin tepkisini çeken “Yedi Tepeli Aşk” adlı oyunun gösterimine İstanbul Şehir Tiyatroları tarafından ara verildi.”  Çok kendimizi üzmeye sıkmaya gerek yok çünkü Fransız sinema endüstrisi de ırkçı çıkmış.

Gökhan Özgün benim de kafamı kurcalayan bazı konulara parmak basmış: “Ekonomik entegrasyon bu kadar kaçınılmazsa, en büyük tehlike, siyasi entegrasyonun gerçekleşmemesidir. Yani globalizmin en büyük tehlikesi, birilerinin vatandaş olduğu, birilerinin bir türlü vatandaş olamadığı büyük bir global imparatorluk yaratmasıdır. “

Amerika’lı Genç Müslümanlar “The Taqwacores” adlı romanla kendilerine yeni bir alt kimlik yaratıyor.

Bruce Sterling’le 2009 üzerine

Elit Milli : 4 / 01 / 2009

Cyberpunk‘ın babalarından bilimkurgu yazarı Bruce Sterling, 80′lerin ortasından bu yana internet kültürünü tanımlayan en eski fikir ortamlarından WELL‘deki geleneksel yeni yıl sohbetinde ekonomik kriz, politika, çevre gibi konulara kendine has üslubuyla değinmiş. Ekonomik kriz ile ilgili ironik yorumlarını komik bulduğum için sizin için bir kuple serbest çeviri yaptım. Yazının tamamı daha ciddi.

Çeviriyi oku

“Asmaya, kesmeye geliyoruz”

hiçişleri : 23 / 12 / 2008

Pek kıymetli etraftalı hemşehrilerim.

Aklımın erdiğinden beri dürüst siyaset yanlısı oldum, aklım hakikaten erdiğinde bunun eşyanın mantığına aykırı olduğunu görsem de, hep içimde ukte olarak kaldı. Özal, Demirel, Çiller, Yılmaz, Erbakan, Ecevit, Erdoğan, kimi icraatın içinde veya ulusa seslenirken gördüysem televizyonda buz patencisinin düşmesini yahut spikerin dilinin sürçmesini bekler gibi dürüstlük bekler oldum bilinçli-bilinçsiz.

Hani mesela AKP çıksa dese ki:

“Satmaya, savmaya geliyoruz. Ananızı ağlatmak için, çift vurup tek saymak için iktidara yürüyoruz”

Yahut CHP göğsünü gere gere şu söylemle çıksa:

“Ezmeye, bastırmaya geliyoruz. Hepinizi hazırola sokacağız. Orada bir köy var uzakta, o köy bizim tornanının mamülüdür.”

MHP açık konuşsa fena mı olur:

“Sevdirmeye veya terk ettirmeye geliyoruz. Seve seve sevdirmeye veya Zincirlikuyu istikametine terk bileti kesmeye.”

Olmaz tabi ki böyle şeyler. Şaka konusu, mizah malzemesi, geyik boynuzu olur bunlardan ancak. Gel gör ki, hiç beklenmedik bir anda dürüst siyaset ülkemize geldi dostlar. Artık Hak ve Hakikat Partisi (HHP) var!

HHP Başkanı Güneş

Genel Başkan Dursun Güneş, partisinin Erzurum il teşkilatı açılışında demiş ki:

“Teşkilatımızı arslanlarla kuracağız. Genel seçime kendimizi hazırlayacağız. Allah, devleti dilediğine verir, dilediğinden alır. Dilediğini aziz, dileğinin zelil kılar. Eğer Allah nasip ederse, adalet kılıcını masanın üstüne koyacağız ve keseceğiz, asacağız. Hani korktukları bir şey vardı ya, ‘kesip, asacaklar bunlar’ evet keseceğiz, asacağız. Osmanlı ruhu ile kesip, asacağız. İyi dinleyin ve yanlış yorumlamayın. Devlete kurşun sıkanı asacağız, devletin kasasına elini sokanın. elini keseceğiz. Tekke ve zaviyeleri kuracağız. Kuran kurslarını yeşerteceğiz, temiz toplum yetiştireceğiz. Bu siyaset kokmuş, çürümüştür. Bu siyaseti toplayıp çöp bidonuna atacağız.”

Evet, görüldüğü üzere bir cesur ve dürüst politikacı peydah oldu vatanımızda nihayet. Meslekdaşlarına örnek olmasını diliyorum. Ayrıca sinirim bozuldu şu son satırları gülmekten zar zor yazıyorum.

haber kaynağı: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/10616291.asp

partinin sitesi: http://hakvehakikatpartisi.com/news.php

not: Sayfada gördüğünüz fotoğrafı partinin kendi sitesinden aldım. Save etmek istediğimde karşıma çıkan orjinal ismi: astimkestim_334

Comics 01 – BLACK FRIDAY (2007)

hiçişleri : 18 / 12 / 2008

Bu güzide eserle başlayarak, hem yenilerden hem de eskilerden, üç boyutlu karakterler ve suya sabuna dokunan konular içeren bazı çizgi romanları dikkatinize sunacağım.

Black Friday, Avatar çıkışlı, yedi sayı sürmüş bir mini seri. Warren Ellis ve Juan Jose Ryp tarafından yaratılmış. Ve 11 Eylül, Irak savaşı gibi konuları içeriyor. Ben üzerinde konuşmaya başlarsam sürprizleri bozabilirim; o yüzden bay Ellis’in sıfır numaralı tanıtım sayısındaki sunuş metnini iletip gerisini seçtiğim karelere bırakayım. Yazıyı editledim, tam metnine aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz:

http://www.avatarpress.com/2007/03/29/black-summer-warren-ellis-on-the-motives-behind-the-masks/

Devamını oku

Serfliğe giden yol rehberi

Elit Milli : 16 / 12 / 2008

Mises Enstitüsü tarafından hazırlanmış “ölümü gösterip sıtmaya razı etme” konulu resimli rehber.

Yunanistan yanıyor

hiçişleri : 8 / 12 / 2008

Hayrola? Üzerine didişilecek yeni bir kayalık bulundu da bombaladık mı Yunanistan’ı? Nihayet birileri organize olup “kahveden adam toplayıp iki saatte aldı” mı orayı? Terörist saldırı mı olmuş, orman yangını mı; ne oluyor?

Haberiniz yoktur diye tahmin ediyorum, bugün olayların üçüncü günü ancak Türk basınında ufaktan yer bulabildi çünkü. ben de dün Yahoo haberlerinde gördüm. Üç günden bu yana Atina ve Thessaloniki başta olmak üzere çeşitli Yunan şehirlerinde isyan var. Atina bugün yatışmış görünüyor ancak Thessaloniki’de göstericiler halen polisle molotof kokteylleri kullanarak çarpışıyorlar. İktidardaki sağcı hükümete yönelik protesto ve gösteriler yakın zamanda sık rastlanıyor olsa da, bu şiddette bir ayaklanmanın onyıllardır görülmediği ifade ediliyor.

Ne oldu gerçekten? Yunan polisi 16 yaşında bir genci vurup öldürdü. Sebep bu. Garip geliyor değil mi?

Bakalım neler olmuş:

“ATİNA – Kendilerini “anarşist” ve “iktidar karşıtı” olarak tanımlayan grupların, Atina, Selanik, Yanya, Patra ile Girit adası başta olmak üzere birçok kentte yaptığı, yer yer polisle çatıştıkları protesto gösterilerinde, çok sayıda banka şubesi, işyeri, polis karakolu, kamu binası ve aracı ateşe vermelerinin ardından adeta savaş alanına dönen kentlerde bu sabah saatlerinde yaşam normale dönmeye başladı. Ancak Atina ile Selanik kent merkezlerindeki grupların bugün de gösteri yürüyüşleri yapmayı kararlaştırdığı açıklandı.”
NTV’den alıntıdır:

http://ntvmsnbc.com/news/468525.asp

“The shooting angered Greek youths, already resentful about a widening gap between rich and por. Violence at student rallies and fire bomb attacks by anarchists are common, especially in Athens’ Exarchia district where the boy was shot…. Ignoring government appeals for calm, leftist demonstrators and anarchists staged running battles with police after the teenager’s killing late on Saturday, which shocked the nation.
Two police officers have been charged over the shooting — one with murder and the other as an accomplice. A police statement said one officer fired three shots after their car was attacked by 30 youths in Exarchia.
A police official said the officer had described firing warning shots, but witnesses told TV he took aim at the boy, identified as 15-year-old Alexandros Grigoropoulos.
Violence spread across the country, as far as the northern city of Thessaloniki and the tourist islands of Crete and Corfu, leaving at least 34 injured. Police detained 20 in Athens.
On Sunday, protesters chanting “Cops, Pigs, Murderers” rained petrol bombs down on rows of Athens riot police, while helicopters hovered overhead and tear gas choked the city.
Scores of shops and more than a dozen banks were torched in the capital’s busiest commercial districts ahead of the busy Christmas period. The mayor of Athens postponed the launch of holiday festivities.”
Yahoo’dan alıntıdır:

http://news.yahoo.com/s/nm/20081208/ts_nm/us_greece_shooting;_ylt=AvlN0sm_GcXxWkXgvVPTW8R34T0D

Yapılanları onaylıyor muyum? Can kaybı olmadıkça karşı çıkmıyorum diyeyim. Bir şiddet eyleminin meşruyeti her zaman tartışmalıdır. Bu da enine boyuna tartışılır mutlaka.

Velakin, şunu düşünmeden edemiyorum. Halkın güvenliği ve eminiyetini gözetmeleri idealiyle oluşturulmuş kurumlar arasında “otoritemizi fazla zorlarsak bunlar olur” ile “ne kadar zorlarsak zorlayalım hiçbirşeycikler olmaz” diye düşünen arasında nasıl farklılıklar vardır? Bunlar günlük hayatımıza ve dahi geleceğimize nasıl etkiler yapmaktadırlar?

Düşünüyor insan ister istemez. Zaman zaman ne kadar istemese de, insan düşünmeye programlı çünkü. Elini ateşe soktuğunda geri çekmeyi nasıl refleks olarak gerçekleştiriyorsa, düşünme de böyle bir kendini koruma refleksi. Yanlış yönlendirilebiliyor, uyuşturulabiliniyor ama kör edilemiyor, göz ardı da edilemiyor.

Düşünelim o yüzden. Nasıl yaşadığımızı ve nasıl yaşayabileceğimizi düşünelim. Kafamızdaki kuram ve tanımların hepsini şöyle en baştan tek tek düşünelim. Bir ara da, sıra gelirse, Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde yapılan bütün olumlu düzenlemeleri tersine çeviren “vazife ve selahiyet” kanununu düşünelim.

Bir de, sadece bu sene, Türkiye’de polis kurşunlarıyla kaç kişinin öldüğünü düşünelim.

Kurban Bayramı

Çağlar Kanzık : 8 / 12 / 2008

Can Evrenol’un içinde bulunduğumuz günlerle ilgili “Kurban Bayramı” adlı kısa filmi buradan izlenebilir.

Aşağıya kendisinin film ile ilgili fikirlerini koyuyorum:
“Kurban Bayramı adlı 6 dakikalık bu kisa filmde ülkemizin uğradığı tecavüzü sembolize eden bir hikaye yarattık. Kurbanlık koyun metaforunu kullandık. Amerikan dış politikasıyla, Büyük Orta Doğu projesi içindeki statejik yeriyle, dini sömürenler ve politikaya alet edenlerle, ülkemizdeki kültür erezyonuna ve karanlık geleceğimize işaret ettik. Evlerimizin içine, akşam yemeklerimize baş misafir olan televizyonu biz de hikayemizde baş köşeye oturttuk. Hikayemizin sonundaki terorün de kimliği mechul kalmasını ve bize Irak savaşı esnasında televizyonlardan yansıyan en korkunç dehşetleri hatırlatmasını istedik.”

Hepinize İyi Bayramlar sevgili etrafta okuyucuları.

Sarah Maple’ı tüm bedenim ve ruhumla istemek

Boran GÜNEY : 30 / 11 / 2008

Sarah Maple’a açık evlenme teklifi:

Sarah Maple, seni seviyorum.  Her ne kadar bu senin işlerinden hiçbirşey anlamadığım manasına geliyor gibi görünüyorsa da seninle evlenmek istiyorum.  Çok da güzel olmamana rağmen süper akıllı, yetenekli, fırlama, ironik ve en önemlisi özgürleşmiş (emancipated) bir kadınsın, üstelik müslüman bir aileden geliyorsun, bu anneannemi çok mutlu edecektir. Ben de çok yakışıklı olmasam da İngiliz standartlarına göre düzgün bir diş yapım ve seni uzun geceler sıcak tutacak kürklü bir Türki bedenim var. Seni kendime bağlamak istememin, işlerinin ışığı altında dev bir çelişki olduğunu biliyorum. Bu çelişkiyi beraber yaşayalım istiyorum. Benimle evlenir misin?

Bu Foucault için! Bu Deleuze için! Bu da Guattari için!

Boran GÜNEY : 29 / 11 / 2008

||||||||| isimli kullanıcının Flickr sayfasında, bu manipülasyonlara rastladım.  Sitemizin kapatılmasını canı gönülden arzu ettiğim için burada yayınlamak uygun gözüktü. Esasında eski ve mevcut cumhurbaşkanlarının yüzlerinibu şekilde tahrif etmenin hangi yasaya göre ne şekilde suç teşkil edeceğini merak ediyorum.  Bunun için özel bir madde var mı, yoksa direkt “manevi şahsına hakaret” tarzı bir dava konusu mu olur?