
-Yorumsuz-

-Yorumsuz-
Bob Dylan’ın yeni şarkısı Obama ile ilgili olmasa da, kendisi Obama’dan oldukça umutlu gözüküyor. Röportajı buradan okuyabilirsiniz.

1968 olimpiyatlarında yaptıkları sessiz gösteri sonunda hayatı kararan atletler.

Kabil’de restoranda töreni izleyen Afganlar

74 yaşındaki siyahı vatandaş Vertie Hodge ağlıyor

Kırsal Amerika’nın bağrı Montana’nın en eski barında Vietnam gazisi Keith Hart bile heyecanlı

İslamabad Pakistan’da barış yürüyüşündeki çocuklar..
Bir senede netin en önemli fotohaber blogu olan Big Picture doğal olarak Obama’nın Başkanlık seromonisini de atlamamış. İllaki birçok kişi bugün yarın görücek bunları ama Türkiye’nin genelinde ve zaman zaman Etrafta’da bile varolan cynicism (zargan çeviri: insanların iyi olduğuna inanmama.) haline ve özellikle de aslen Amerikan Pop Kültürüne ve yaratılan Obamaniaya duyulan tepkilerin Obama cynicismine kanalize edilmesine dayanamadığım için bazılarını koymadan edemedim.
Söz meclisten dışarı, dünyaya sorun çözmeye değil sanki sorunların çözülmeyeceğini tespite gelmiş bu insan tipinin kendilerine ve diğer insanlara inanmamaları bir derece de, hayatta yanyana gelseler ne kadar yüzölçümü kaplayacağını bir kere olsun düşünmedikleri dünya çapında birbirine benzemez YÜZMİLYONLARCA insana kendileri ve problemleriyle yüzleşme, varolan dogmaları aşabilme, diyalog vs gibi konularda umut ve ilham vermiş, yeni çağın ilk prototip liderinin Amerikan Başkanı olmasının sembolik değerini dahi kavrayamamaları nasıl patolojik bir durumdur anlayamıyorum. Heralde Türk entelektüelinin “bu halk adam olmaz abi”, halkının da “bu ülke bitmiş abi” retoriği gibi bir kronik bir ümitsizlik vakası.
Buyurun buradan yakın… Aslı Kuriş’in ‘Obama’ haberinden sonra tutamadım kendimi. Bizim Obama, kendi cümbüşünün aynı sabahında o ayki ‘Örümcek Adam’ çizgi romanına da konuk olmuş. Çizgi süper kahraman, gerçeğine karşı. Tam hikayenin derinliğini bilemiyorum, yakında düşer internete, olur haberiniz ama duyduğuma göre şimdiden toplamış ve bitirmiş koleksiyoncular binde bir olmuş bu olayı.
Kapakta Peter Parker diyor ki Obama’ya:
‘Hey! Eğer sen benim kapağımda olabiliyorsan, ben de yeni dolarların üzerinde olabilir miyim?’
Bilmiyorum ki güzel hareketler mi yoksa yalan hareketler mi bunlar? O kadar çok kandırık olduk ki şimdiye kadar, sütten ağzı yanan dişlerini fırçalamadan yatıyor artık.
Ve Amerika tarihine muhteşem bir show daha ekledi. 18 Ocak günü Obama için yapılan kutlamaları seyrederken dev bütçeli, içi boş bir Amerikan sahne showunu izliyormuşçasına bulanık bir haz aldım. (Evet aldım.) Oscar törenlerinde olduğu gibi bu sefer de Amerika, başkanlık törenlerinde ülkesinde yaşayan farklı tüm ırkları, milletleri bağrına bastığını Bob Marley’in One Love şarkısıyla, Stevie Wonder’ıyla, Shakira’sıyla, Obama’nın seçim kampanyasında kullanılması için müziğini verdiği taaaaaa İrlanda’lardan gelen U2’suyla, beyazlar kadar siyahların ve uzakdoğu asıllıların da yoğunlukta olduğu dev korolarıyla gösterdi. Araya sıkıştırılmış Amerikan askerlerinin ailelerine kavuşma görüntüleri de tuz ve biberdi. Bütün bunlardan sonra Obama konuşmasını yapmaya çıktığında ise yeterince eğlenmiş, dansetmiş ve konsantrasyonumu kaybetmiştim. Ha evet ben bir öküzüm. Amerika hiç değişmeyecek dedim kendi kendime… Herşey büyük bir gösteri.
Goremeyenler Ktunnel’le baksin bu linke
Küreselleşmenin gıda ve tarım sektörüne olan etkisini bir kaç iterasyon ileri götürüp bireylerin yaşamına ve topluma nasıl etki ettiğini anlatan bir video. İzometrik görünümü ve vektörleriyle video bence başarılı, bu kadar karmaşık bir konuyu birçok açıdan ele alışı ve anlatışı da olağanüstü ama esas bomba videoyu yaptıran kurumun MAFF, yani Japon Tarım, Ormancılık ve Balıkçılık bakanlığı olması. Zaten Obama’nın artık şömine sohbetlerini Youtube’dan yayınlayacağını da okumuştuk, sanırım birkaç seneye devlet kurumlarının hepsini youtube’da görücez. Neyse, konu nereden nereye geldi de aklıma gelmişken, geçen gün Youtube’un en büyük ikinci arama motoru olduğunu okudum, 9 yaşında hayattaki herşeyi youtube a yazıp videodan izleyen, hiç google ve text kullanmayan çocuklar varmış, gelecekte herşeyin video temelli olacağını yazıyorlar, bu da Google’ın en büyük hatası Youtube’u almaktı diyen miyoplara kapak olsun.
Ülkemizde de büyük heyecanla izlenen 24 adlı TV dizisinde 2001 senesinden bu yana toplam 6 sezon (7yıl) boyunca Amerikan başkanı rolünü dönüşümlü olarak zenci/siyahi/afro-amerikalı oyuncular oynadı. ABD’de tüm TV programları içinde en çok seyredilen dizi oldu. Bir ton Emmy ödülü topladı vs. Halen Amerikan halkının gönlünde/gözünde büyük bir yere/konuma sahip olan bu dizinin de Obama‘nin seçilmesine az da olsa bir etkisinin olduğunu düşünüyorum. En azından seçmenin gözü benzer görünümde ve kalitede liderlere alışıktı.
Fotolar google’dan.

Wordle kullanılarak McCain ve Obama’nın konuşmaları görselleştirilmiş. Üstte McCain altta da Obamanın konuşmalarını görüyorsunuz. Kelime seçimleri ilgi çekici gerçekten, şimdi bir yerden Tayyip Erdoğan ve Deniz Baykal’ın konuşmalarını bulup wordle’e atma görevini kim almak ister.? Bir de bu var NYTimes’dan.
Evvelsi gün Obama’nın moda ve popkültür tarafından yutulması ile ilgili yazmıştım. Yukarıdaki video Politika ve Moda arasındaki ilişkiyi, çok moda olan Filistin kefiye eşarpları ve Che tişörtleri üzerinden sorguluyor. Bunu izleyince muhtemelen sinir olacaksınız ama Batı Şeria’da 3.5$’a otantik kefiyeler üreten ve satan al-Hibriwi’nin, Çin’de üretilen ve Urban Outfitters gibi chainlerde 5 katı fiyata satılan bu kopyalar yüzünden makinalarını sattığını duyunca sinir tiksinmeye dönüşecek.. diye umuyorum.
Popkültür ve moda endüstrisinin acımasını bekleyecek kadar romantik değiliz, nasıl kanser hücresi kendini kopyalarken acımıyorsa, moda da kuvvetli bir replikatör olarak tüm ide ve imgeleri kopyalayarak ürüyor. Buna karşı olarak ise şu an elimizde ileride pop ile savaşabilecek gücü olan sadece “slow” hareketleri var. Treehugger geçenlerde bir makalesinde, chainlere, hızlanmaya ve kitlesel hareketlere karşı 7 adet “yavaş” hareketten bahsediyordu, dün de Monocle‘da malesef embed edemediğim bir videoda, Londra’nın chainlere yenilmemiş bir sokağı olan Lamb’s Conduit Street’te yerel güzelliklere önem veren, kitle ve pop hareketlerine sırtını dönmüş kendi halinde sofistike hayatlarını yaşayan insanları gördüm. Artık tek ihtiyacım olan bir oturma izni.
Başkanlık seçim yarışının startı verildi, Obama’nın kazanmasını umuyoruz, “kazansa da birşey değişmezcilerden” değiliz, ufak nüansların bile çok önemli sonuçları olan birbirine bağlı bir dünyada McCain gibi Vietnam gazisi bir silah fetişisti yerine, gülmesini ve adam gibi konuşmasını bilen sakin bir Obama’yı tabiki tercih ediyoruz.

Bununla birlikte Obama’nın anketlerde gerilemesi söz konusu, bununla ilgili geçen gün (friendfeedde bir çözümleme yazdım. Malesef Amerikan medya punditleri (bizim köşe yazarları işte) Obamayla cicim ayını bitirdi. Obama popkültür ve magazin arasına sıkıştı, tişörtleri Che tişörtleri gibi satılıyor, “Yes, we can” ve “Change” gerçek anlamından koparıldı ve varolan sistem tarafından içi boş sloganlara dönüştürüldü ve sonuç olarak gerçek politik gücünün yerine ona ikonik bir güç verildi. O artık değişimin, umudun, güzel günlerin, barışın ikonu, ama tişörtlerde, posterlerde, pop ve rock sanatçılarının konserlerinde. Kısacası o da MTV jenerasyonuna satılan bir pop idolü haline geldi.

Sistemin alternatif olanı içine alma süresi bir hayli kısaldı, kısa bir süre önce Banksy’ye de olduğu gibi, Obama’da 1-2 sene içinde sisteme meze edildi, zamanında aynı şey Baskın Oran’ın ezberbozma muhabbeti ile olmuş ve insanlara gına getirilmişti. Şimdi bütün akbaba Hollywood yıldızları ve popçuların heryerde Obama propagandası yapması da eminim Orta-Batı Amerika’da adamdan nefret edilmesini sağlıyordur. Umarım Amerikalılar gerçekten değişimi, değişme pahasına getirmeyi başarır, çünkü genelde değişim isteyenler kendilerinin de değişmeleri gerektiğini görünce vazgeçebiliyor..