


Orjinal ismi Idlewild olan, JFK’nin 1963′da vurulmasından sonra ismi John F. Kennedy‘e dönüştürülen New York havaalanı için basılan kartpostallardan.



Orjinal ismi Idlewild olan, JFK’nin 1963′da vurulmasından sonra ismi John F. Kennedy‘e dönüştürülen New York havaalanı için basılan kartpostallardan.

İsmi Henri Cartier-Bresson, André Kertész, Walker Evans gibi 20.yy’ın en önemli fotoğrafçıları arasında anılan New York’lu kadın fotoğrafçı Helen Levitt, dün 95 yaşında hayata veda etmiş. 1936′da mentoru ve kahramanı Cartier-Bresson’un tavsiyesiyle aldığı 35mm Leica kamerası ile sokak fotoğrafları çekmeye başlayan Levitt, 1959 ve 60′larda Guggenheim’dan aldığı bağışla birlikte renkli fotoğrafın da öncülerinden olmuş; 70 yıl boyunca New York’un en doğal hallerini, sıradan insanları, çocukları, tebeşirle çizilmiş çocuk graffitilerini hep o çekmişti. Keşke 2005′te çıkan olağanüstüydü retrospektif kitabı elimde olsaydı da hayatım boyunca gördüğüm en iyi fotoğraf, 1988 yılının o güneşli New York sabahınının “essence”ını tek bir kareye hapsedebilmiş olan ilk fotoğrafın daha iyisini koyabilseydim. Fotöğraf çekiyorum diyen de bu röportajı okusun.

Madonna, St. Mark’s Place, 1983; Lesbian çift, 8th Street, 1981
Ne New York’muş be göster göster bitmedi. Village Voice fotoğrafçısı Amy Arbus’un 80′lerde yaptığı köşenin en iyileri kitap olmuş. New York’un altın çağıyla ilgili röportaj için.

Belki de en uzun süreli takip ettiğim fotoğraf blogu Bluejake. New York’un en çok ziyaret edilen bloglarından olan Gothamist‘in kurucusu, genç bir .com patronu, fotoğrafçı, ve haso New York’lu Jake Dobkin’in fotoğraf blogu. Bluejake, New York ve çevresi ve biraz da Jake nereye giderse oraya ait yerel temalı fotoğraflar içeriyor. Aslında İstanbul için de olmasını çok istediğim ve çeşitli disiplinsizlik, yetersizlik, tembelllik, vs.’den dolayı bir türlü yapamadığım bir çalışma. Yeni ile eskiyi, yıkılmak üzere olan binaların son hallerini, yaşlanmayı, o bakımsızlığı, eski-püskülüğü, şehre yeni eklenenleri ve benzer konuları bir arada harmanlıyor. Fotoğraf, benim de çok sevdiğim bir muhit olan DUMBO‘dan.
Bas-çek fotoğrafçısı New York’lu arkadaşım Devin Yalkın’ın sokakta, orda-burda yakaladığı kareleri gerçekten çok etkileyici.
Bknz.
Jean-Michel Basquiat’ın kendi eliyle yazdığı/çizdiği otobiyografisi. Az önce Stereohell’de yakaladım.
Allan Tannebaum’un “New York in the 70’s” isimli kitabında görmüş olduğum New York’un en sıkı gece kulüplerini kısaca araştırdım. Önümüzdeki günlerde sizlere bu kulüplerin birkaçından bahsedecegim.

Bunlardan ilki Plato’s Retreat. Daha önce Broadway ve 73. cadde’nin kesiştiği köşede bulunan “Ansonia Hotel”in bodrum katında “Continental Baths” adıyla hizmet veren bir eşcinsel hamamının yerine 1977′de Larry Levenson tarafından açılmış olan Plato’s Retreat, 80′lerde AIDS’in patlamasına kadar dünyanın en ünlü seks kulübü olarak varlığını sürdürmüş. Müşterileri arasında çook ünlü sanatçılardan tutun da, film yıldızlarına kadar her türlü insan var.