Sanat emek ister yürek ister bilek ister kürek ister

Bunu bulduğum blog kendine Bitersin adını uygun görmüş. Hiç derinine inmek istemiyorum.

3 comments November 14th, 2008

İnek sanatı, Ayı sanatı, Lale sanatı, Ayakkabı sanatı, Eşşeğinki sanatı.

Facebook’daki ‘Bomba Fonda Sakinleri’ grubunun bu blogun bir çok okuyucusu tarafından takip edildiğine eminim, üstteki imaj da oradan alınma.   Enstantane hakkında yorum yapan çoğu kimse ineğe binen beyefendinin köy kökenliliğini eleştirir açıdan yaklaşmış. Zaten daha önce benzer imajlar üzerine çevrede konuşulduğunda ya da Etrafta’da yayınladığında da okumuş insanların genel tepkisi halkın sanata saygısı, milletimin cahilliği filan seviyesinde tezahür ediyordu. 

Bugün Ulaş (bkz. alttaki fotoğraftaki parmağın sahibi), A City On Earth’de Zeynep’in konuyla ilgili (maalesef ingilizce) yazdığı, hislerime tercüman olan bir yazıyı gönderdi.  Zeynep de benim gibi bu eserlerin varoluşlarını nasıl meşrulaştırabildiğini anlamamış,  ”Sırada g*t sanatı mı var?” diye az bile sormuş.
   

ayakkabi sanati efendim

Ben de bu işlerin sanat tarihinin kronolojik bir çizelgesi üstünde hangi akımlara tekabül ettiğini pek çakamadım.  Yani “kentsel yerleştirme”, “environmental art” filan gibi çok iyi örneklerini tüm dünyada izleyebildiğimiz tür yapıtlara bir yüzeysel gönderme olduğunun elbette farkındayım, ama  prensipte, ya materyal ya da kavramsal düzeyde “biriciklik” gibi bir değere sahip olması gereken -tabii bunu da tartışabiliriz aslında- sanat nesnesinin, Avrasya maratonu koşulur gibi, güzel köpek yarışması düzenlenilir gibi, bir toplu aktivite olarak, hadi toplu aktiviteyi de geçtim, ayakkabı gibi gerçekten toplumsal ve kültürel bir öneme sahip bir konu üzerinden sokakları işgal ediyor olmasının manasını sezemiyorum, içselleştiremiyorum. 

Bu cins “seri üretim manasız tüketim” sanatının karşılaştığım ilk örneği olan ve sanırım 3-4 sene önce yurdumuza uğrayan ‘Barış Ayıları’nın bile daha az sulandırılmış bir kavramsal altyapısı var gibi gelmişti, yani en azından sponsoru kimse kim barış marış diyorlar, barışa hepimiz okeyiz, barış olsun tabi…  İçi boşaltılmış barış bile savaştan iyidir en azından.

 

Ama buradan ayakkabılara sesleniyorum, kime karşısınız, nasıl bir dünya tahayyülünüz var, hangi hayat görüşünün, felsefenin takipçisi ya da öncüsüsünüz, samimiyetiniz mi güçlü noktanız estetik mükemmeliyet peşinde yılmaz azminiz mi? Bizi nasıl şaşırtacak, provoke edecek, zihnimizi farklı çalıştırmamıza nasıl sebep olacaksınız? biricikliğinizin sırrı ruhumuzda açtığınız kanlı yaralarda mı, yoksa topuklarınızın ucunda ezdiğiniz izmaritlerin feryadında mı gizli?  Bunları geçtim, varoluşunuzun temeli sokakları güzelleştirmek, çevreye süs, dekorasyon olmaksa döküldüğünüz polyesterin, yerinize dikilebilecek ağacın eksikliğine maliyet endeksi nedir?  Necip Nişantaşı ahalisinin; Osmaniye’de köylerine dikilen çaydanlık heykeline -ki o çaydanlık bile çeşme fonksiyonu ile en azından ortalığı serinleten, kuşu böceği besleyen bir objeydi- tepki veren Anadolu yerlisine kıyasla daha naif, kopuk, saf bir kabile olmasından mı faydalanıyorsunuz? Kimler ödüyor plastiğinizi, kalıbınızı ve niye kimler maruz bırakıyor bizi size? 

Daha uzatamıyorum işte benim de hislerim böyle bu minvalde.

Edit: Shoe Art sergisinin web sitesi de burada, yorumsuz.

1 comment September 5th, 2008

Sadece kötülük olsun, mimleriniz kirlensin diye:


Gir Kanima

Az önce ya sev ya save as sularında gördüm, üşenmemişler bir de kendileri yüklemişler.  Allah akıl fikir ihsan eylesin.  O figürler, o tutukluk, o bıyık…  Post 12 Eylül, post Özal, post serbest piyasa, post Star 1 Magicbox.  Kuşak olarak neden “olamadığımızın” mühürlü belgesi gibi.  Hangi pop kültür referansları bunlar, kimiz, nerdeyiz, nereye geldik?

Mim derken de bu tabii. 

 

1 comment September 5th, 2008

Barney

Tunç Topçuoğlu ile de bugün Ulaş sayesinde hoşbeş oldum (gıyabında). Süper rastgele, neredeyse deli işi denebilecek neo-dada kültürel üretim eleştirisi mi desem, siber taşlama mı desem bilemedim, işte çok malzeme var, oldukça oyalayıcı. Buradan direk gidebiliyorsunuz

Add comment May 12th, 2008


Takvim

November 2008
M T W T F S S
« Oct    
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

Aylara göre haberler

Kategorilere Eklenenler