Kaybolan Değerlerimiz

Ne zaman yöresel bir belgeselimizde Keçecilik, Karagözcülük veya benzeri konulardan bahsedilse, işin sonu hep geleneksel el sanatlarımızın makus kaderine ve kaybolan zavallı değerlerimize bağlanır. Geçen gün okuduğum bu Punch & Judy yazısı da bu makus kaderi paylaşması gerekirken tam tersi, zaman içinde kaybolmaktan kurtarılmış bir gelenekle ilgili.

Punch & Judy İngilizliği ile ünlü, içerdiği yüksek dozda domestik şiddet ve bayağı esprileriyle Simpsons’ın 18. yy kukla şovu versiyonu. BBC’deki yazı da özetle Playstation çağına karşı bir kukla geleneği olarak Punch & Judy’nin nasıl hayatta kaldığı ve “profesör” denen kuklacıların değişen zaman ve şartlarla birlikte örneğin cellat gibi tedavülden kalkmış ögeleri temsil eden kuklaların artık oynatılmaması gibi değişimlerle oyunu temel niteliklerini kaybettirmeden nasıl güncel kıldıklarıyla ilgili.

Siyasi ve sosyal yaşamda olduğu gibi geleneksel değerlerimize karşı da bu kadar aşırı korumacı bir tutum içinde olmasaydık belki bizde de aynı evrimleşme yaşanabilirdi. İnsandan ve yaşanırlıktan kopan geleneklerin dökme suyla hayatta kalmalarını beklemekle, koruduğumuzu düşündüğümüz geleneklere büsbütün haksızlık ettiğimizi düşünüyorum.

Yazının tümü burada.

7 comments January 5th, 2009

Aylin Livaneli

90′ların ‘Pop Kültürü Furyası’ mağdurlarından, müziklerini kendisinin yaptığı ‘Bana Müsade’ albümü ile Kral TV / Pop 10 listesinde uzun süre 1 numarada kalan, çok muhterem Zülfü Livaneli‘nin güzeller güzeli eski popçu kızı Aylin Livaneli ‘Yazarmış’!

Popçu iken çok beğenerek dinlediğim ve izlediğim performansını yazarlığa da yansıttığını düşünerek, ilk kitabını okuyacağım o günü ip ile çekiyorum.

Aylin Livaneli Pop Star imaj: google
Aylin Livaneli Yazar imaj: www.aylinlivaneli.com

Önemli Not
İster inan ister inanma, geçen hafta aldım ‘Yazar’ imajını sayfasından. Bugün tekrar girdiğimde Livaneli’nin sayfasına, onun tekrar pop star olduğunu görüyorum ve şaşırıyorum. Allah insanı şaşırtmasın. Yeni parçasını burdan dinleyebilirsiniz.

8 comments December 2nd, 2008

Kırotör

Halkın %49′u din ve devlet işlerinin tekrar ayrılmasını düşüne dursun. Aynı halkın %90′ı ‘Popüler Kültür’ü takip ederek hayatını idame ettiriyor.  Bize laf düşmez, alan ve satan memnun her zamanki gibi. Geçenlerde ‘Dali’ sergisine giden, oradan çıkıp Cevahir’de gününü geçiren halktan bahsettiydik. Aynı halkı daha da memnun edecek bir sergi açmışlar ‘Kırotörler’ bu alışveriş merkezlerinde. Bu seferki sürreal mürreal değil, halis mulis gerçek.  En meşhur dedimkodum dergisi ‘HAFTASONU’nun ‘41 YILLIK MAGAZİN TARİHİ’ isimli sergisi.  Küçük görüyoruz gibi anlaşılmak istemem, aksine bu tip sergileri başarılı buluyorum sağda, solda ve devamını diliyorum etrafta.  Konseptin mekan seçiminden, seri seçimine kadar aldığı kararlardan dolayı tebrik ediyorum kim ise bu serginin ‘Kırotörü’.  Dali ve Picasso’dan daha fazla algılanacağından emin olduğum bu sergi ilham veriyor insana.  Çünkü halkın bilgisi var Hülya’nın 90 lardaki gol kralı manitası hakkında. Dolayısı ile fikir yapabiliyor turlarken, güven geliyor kendilerine, tadını çıkartıyor sergi gezmenin. Uzun lafın kısası güzel hareketler bunlar.  Kendi seçtiğim, serginin nadide sultan parçaları olduğuna inandığım, evimin duvarına asmak istediğim işleri etrafta ile paylaşmak isterim.

Add comment October 28th, 2008

Gazino Kültürü

Geçenlerde zamanının müzik kültürünün belkemiği olan ve şimdilerde neredeyse yok olmuş olan Gazino Kültürü üzerine sosyo-kültürel bir çalışmaya rastladım.

Doktoralı etnomüzikolog, besteci ve müzisyen Münir Nurettin Beken tarafından ABD Maryland Üniversitesi’nde “Türk Gazino’suna Estetik ve Artistik Eleştiri” adıyla hazırlanmış olan bu çalışmada çocukluğumda sadece ışıklı panolarını ve kapılarını gördüğüm ve içeride ne olduğunu hep merak ettiğim bu hem ışıltılı hem de karanlık dünyanın sırları ele alınmış.

Beken, araştırmasında gazino tiplerinden (pavyon, taverna veya saz) başlayarak kullanılan terimlere (piyasa, hanende, kerizci, keriz atmak, vb.), müşteri profilinden, sanatçılar ve ekiplerine, ve yine sanatçıların kostümleri ile çalışanların kılık kıyafetlerinden/üniformalarından gazinonun dekorasyonuna kadar uzanan konuları tek tek ele alıp, akademik bir formatta bizlerle paylaşmış.

Alaturka ve Arabesk müziklerin Alafranga bir otramda sunan bu renkli mekanları ve kültürünü çok iyi anlatan çalışmayı bu adreste bulabilirsiniz.

[Beken'in yanısıra Engin Ardıç'ın da gazino raconu ve kültürü hakkındaki yazısı buradan okunabilir]

2 comments July 21st, 2008

Loading

Bobiler.örg‘ü az önce keşfettim. Biraz Something Awful, biraz Hafriyat, biraz Sezyum kafasındalar, genel olarak fotoşop işleri diyebiliriz. Eğlenceli, az politik, pop-kültür güzellemeleri.  Bakınız.

1 comment July 11th, 2008

Pazar Sohbeti : Beyrut’lu kitapçı

Monocle‘da bugün izlediğim bir video röportajda (embedding olsa iyiydi) bir dönem Beyrut’un entelektüel merkezi olan Hamra‘lı bir kitapçının yorumları var. 90′ların sonuna doğru ülkeden entelektüellerin kaçmasıyla beraber işleri düşen kitapçı, yeni jenerasyonun kitapları unuttuğundan ve bütün gün telefonda ve laptoplarında karı-kız peşinde koştuklarından dem vuruyor. Beyrut’tan görüntülerle de bezenmiş bu kısa röportaj’daki kitapçının anlattıkları ve videonun sonundaki öpüp başa koyma anektodu da etkileyici.

İnternet’in bilgi paylaşımını kolaylaştırdığı ortada ama okumalar da gitgide yüzeyselleşiyor. Hatta internet kullanıcılarının büyük bir bölümü interneti bilgiye erişim için hiç mi hiç kullanmıyor. Gerçi bu insanların bir önceki jenerasyondaki versiyonlarının kitap okuyup okumadıkları da tartışılır. Bu bağlamda sadece okumaya yönelik metodsal bir değişim mi var, yoksa okuma oranı azalıyor/artıyor mu?

Add comment July 6th, 2008

Tadanori Yokoo posterleri

Tadanori Yokoo‘dan otantik 70′ler psychedelic posterleri. Beatles’ın zamanının psychedelic gruplarının ön sıralarında yeralmasına rağmen şu an en tutucu ve orta karar zevki olan insanlar tarafından bile normal karşılanması ilginç değil mi? Gerçi evvelsi gün lanetolası youtube’da Zappa’nın katıldığı ve 3 tarafından muhafazakar gazeteciler tarafından sıkıştırıldığı bir talkshow izledim, bir zamanlar Amerikan toplumu için “public enemy” olan adam Zappa’ymış, şu an ise MTV neyi ısıtıyorsa o, toplum ileri mi gidiyor geri mi gidiyor bilmiyorum valla. Devamı için Pink Tentacle

Add comment June 28th, 2008

Pazar Sohbeti

null

Birkaç gün önce okuduğum ilgi çekici bir NY Times haberi ve bugün Sabah’ın ekinde okuduğum benzer bir yazı üzerine sosyokültürel değişimin kentsel yapıya etkisi üzerine dikkat çekmek istiyorum bu sohbetimizde.

Uzun yol uçak çekilmez önyargısıyla hiç bulunamadığım New York’ta yaşamış olanların bilebileceği Florent adlı downtown restoranı kapanıyormuş. NY Times, New York arka sokaklarında hayattan anektodlar bulunan bu müthiş makalede, Kamyoncuların, travestilerin, Calvin Klein gibi gay moda ikonlarının, Spike Lee ve merhum Roy Lichtenstein gibi sanatçıların bir arada yaşadığı bu mahalle restoranı NY’un değişmesiyle downtown kiraları ile başa çıkamaz ve yeni insanlarla uyum sağlayamaz hale gelmiş olduğundan dem vurulmuş.

I started seeing what I called the New People. And those were people in their 20s, so they were not born or not doing much when Florent had opened. And they were never part of an economy that wasn’t booming and about money and about “I want what I want now.”

Bugün Pazar Sabah’ta Ayşe Ferhangil’de Bebek ve Nişantaşı’nda yıllardır aynı kasaptan alışveriş yapan, aynı restoranlara giden, mahalle dondurmacısından alışveriş yapan insanların, semtlerini Bağdat Caddesi’nin vahşi yuppi ortamına döndüren yeni mekanlar ve trendlerden rahatsız olduğunu yazmış. Olasıdır, sonuçta ben de 90′lardan başlayarak Ortaköy sahilinin daha da beter bir lümpen kültüre teslim oluşunu kare kare yaşadım.

Bir başka alakasız postta, zamanında bir rave’e gitmiş birinin nu-rave denen şeyden hiç hazzetmeyeceğine bu müzik/moda hayat tarzının aynı emo gibi tamamen geçiçi bir “fad” olduğuna dikkat çekiyor. Fakat tabiki her dönemde kendini öncekilerden farklı konumlandırmak isteyecek genç egoların olacağını da biliyoruz. Peki acaba bu kimileri tarafından hazzedilmeyen ama kimilerinin de bayıla bayıla yaşadığı yeni oluşumları, yeni egoların kimlik oluşturma çabası olarak veya tüketim kültürünün paketlenmiş ürünleri olarak mı görüyoruz, yoksa bizler de “bizim zamanımızda böylemiydik, biz şöyleydik, şunu yapardık” diyen anne babalarımızın yerinde miyiz şu an? Sonuçta tarihin her döneminde süregelen kültür kendinden öncekini geliştirdiğini, kendinden sonra gelenden üstün olduğunu düşünüyorsa kültürleri objektif olarak karşılaştırmak mümkün mü, hangi değerler üzerinden? Ya da bütün bunlar boş işler mi. Tartışalım?

3 comments June 1st, 2008

Barney

Tunç Topçuoğlu ile de bugün Ulaş sayesinde hoşbeş oldum (gıyabında). Süper rastgele, neredeyse deli işi denebilecek neo-dada kültürel üretim eleştirisi mi desem, siber taşlama mı desem bilemedim, işte çok malzeme var, oldukça oyalayıcı. Buradan direk gidebiliyorsunuz

Add comment May 12th, 2008

Müzik Beslemesi: Grup Ses: Memleketten Funk Volüm 1

memleketten funk volume 1

Etrafta olarak, Türk pop kültürünün darbeler, muhtıralar ve krizlerle fasılalı tarihini, biz hafızasız Özal kuşağına tanıtmak gibi bir vazifeyi sırtladık gidiyoruz. Bunu bizden önce yapan, ya da bizim bu mevzulara uyanmamıza önayak olan çok güzel abilerimizi de unutmadan (sevgili Deniz Pınar, sevgili Naim Dilmener, pek değerli Serhat Köksal ve diğerleri) elimizden arşivimizden geldiğince kıyıda köşede kalmış, bir anda parlayıp sönmüş, darbe sonrasında gözden düşmüş, dış mihrak olarak etiketlenip memleket sınırlarından dışarı sürülmüş, ya da zaten misak-ı milli içinde kendine hiç bir zaman doğru dürüst yer bulamamış müzik, tasarım, edebiyat ve sanat işlerini buradan paylaşmaya çalışıyoruz.

Az sonra dinleyeceğiniz “mixtape” de bu gayretin şahikalarından biri. Etrafta kankicanlarından Grup Ses (Küratör’ün %50’si) ile yaklaşık 3-4 aydır üzerine konuştuğumuz ve heveslendiğimiz bir derleme. Grup Ses  yıllardır büyük bir emek harcayarak, iz sürüp, araştırıp pazarlıklar ederek toplamayı başardığı inanılmaz derecede nadir 45liklerden kamuya açtığı ilk seçki (yani bir parmak bal, devamı umarım yolda).

Etrafta’da daha önce buna benzer ne vardı?

-Baris K’s Eurasiamix / An Introduction to Turkish Cosmicspace
-Baris K’s Eurasiamix Part II / Advances in Turk Kozmik Space

2 comments April 25th, 2008

Saç kesimleri serisinin son halkası

zencisacx.jpg

Add comment March 18th, 2008


Takvim

January 2009
M T W T F S S
« Dec    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Aylara göre haberler

Kategorilere Eklenenler