Ballardian

Elit Milli : 21 / 04 / 2009

İngiliz bilimkurgu romancısı, sosyal yorumcu ve filozof James Graham Ballard‘ı ötedünyaya uğurlarken, kaç kişiye kendi isminden türetilmiş sıfat nasip olur acaba diye düşündüm. Distopik modernite, kasvetli ve barınmaya uygun olmayan insan yapısı ortamlar, teknolojik ve sosyal değişimlerin psikolojik etkileri gibi kavramlar yüklü bu sıfat, Ballard’ın tüketim, kitlesel eğlence ve güvenlik toplumuna karşı duyduğu iğrenme hissinin bir tezahürüydü. Empire of the Sun ve Crash gibi romanları ve daha ziyade ülkemizde bunların filmleriyle (sırasıyla Spielberg ve Cronenberg) ile ünlüydü ama asıl önemi tekil olarak yaptığı işlerle değil, kültürel jargonumuzun içine soktuğu fütüristik distopyalar ve proto siberpunk dünyalar ve müzik, sanat ve kültür alanında tetiklediği düşünsel birikimle ölçülebilir.

1982′de yaptığı bir röportajda : “Gelecekle ilgili kaygımı tek bir kelimeyle açıklayabilirim : sıkılmak. En büyük korkum: olabilecek herşeyin olduğu, heyecan verici, yeni ve enteresan hiçbirşeyin bir daha olmayacağı.. geleceğin engin ve itaatkar bir ruh banliyösü olacağıdır.” diyen sanatçı 2003′de de Britanya Monarşisinin verdiği şövalyelik ödülünü de “Tepesi ağır monarşimizi yaşatmaya yarayan sahte bir Ruritanya oyunu” diyerek reddetmişti.

Baudrillard‘dan sonra Ballard’ın da gidişiyle yaşadığımız dünyanın ticari ve baskıcı yönlerini göz önüne koyacak kanaat önderlerinden geride pek kimse kalmadı. Artık tek güvencemiz Somali’li ve İsveç’li korsanlar.

Daha fazla bilgi için Ballardian, Ballard’ın onuruna yaptığım müzikal seçki için undomondo.

Vakvak Amca

Grup Ses : 9 / 12 / 2008

Ariel Dorfman ve Armand Mattelart: How to Read Donald Duck, Imperialist Ideology in the Disney Comic kitabının kapağı, orijinal baskısı da aynı illüstrasyonla yayımlanmış.

Fevkalade bir eser: Kadın nasıl olmalı?

Boran GÜNEY : 3 / 11 / 2006

Sahaflar Çarşısı, Haziran Kitabevi‘nden aldığım Sadık Görgü’nün bu fevkalade mükemmel eserinde, yazar hayalindeki kadını en ince ayrıntısına kadar tarif etmekten imtina etmemiş. Oldukça şizofren bir hayal olduğu ise açıkça görünüyor.

kadin nasil

“…Budu beyaz, dolgun ve kaypak (?) olmalı. Ten’inin derisi, gayet ince, tüysüz, ve dalından henüz koparılmamış küçücük hıyar derisinin aynı olmalı…”

Bu daha birşey değil, edebiyatçımız yavaş yavaş kontrolden çıkmaktadır:

“…Bir erkek, önce kadının gençliğine, fevkalade fiziki yapısıyla asri giynişinin, medeni hareketlerinin, hoş sesinin, tahsil ve terbiyesiyle cesaret ve azametinin ve engin ruhunun harkulade (sic) güzelliklerine bakmalı, bakmalı ve uzun uzun seyretmeli…”

Burası da henüz çok çarpıcı değil, ama hemen devamı:

“…Sonrada kendinden geçmeden, her iki elinin parmaklarıyle, ayaklarının parmak uçlarından başlayarak ağır
ağır yukarı doğru okşayıp yoklamalı. Her bir miliminde, birbirinden muazzam, güzel ve harkulade manzaralarla karşılaşmalı. Ve nihayet egzotik bir ruh neşredebilen etek ucunun sınırına kadar gelmeli. Hafifçe kaldırmalı ucunu eteğin! Az daha yukarılara çıkmalı. Başını eteğin altından geçirip; diz çökmeli önünde gittikçe büyümekte olan ganimetin! Ve sonra daha da ilerliyerek nihayet bulmalı kral krezusun’un hazinelerini! Ve o hazineye tapabilmeli erkek ömrünün sonuna dek!…”

nasil kadin 2