
Emre Güven ve Minas’ın arşivlerinden sonra Mini Müzikhol’deki ilk sergimizi bu hafta açıyoruz. New York’dan gelen misafirimiz Abby Robinson’un 30 yılı aşkın süredir çektiği otoportrelerini kısa bir süreliğine sergileyeceğiz. Saygıdeğer hocamızdan iki kelime birşeyler öğrenmek isteyen herkesi bekleriz.
Açılış 11 Mart Perşembe, Saat: 22:00.

Floriane de Lassée’nin röntgencilik ile fotoğrafcılık arasında gidip gelen “Night Views” adlı serisine bir bakın isterseniz.
Buradan yakılabilir.


J Bennett Fitts’in No Lifeguard on Duty adli foto serisinden, terkedilmis bos havuzlar. Renkler ve terkedilmislik etkileyici, Amerika kirsali hic gitmek istemedigim ama sonsuz heyecan verici bir yer. Daha once yayinladigimiz Bayramoglu Modern serisini de hatirlayalim. J Bennett Fitts’in No Lifeguard on Duty adli foto serisinden, terkedilmis bos havuzlar. Renkler ve terkedilmislik etkileyici, Amerika kirsali hic gitmek istemedigim ama sonsuz heyecan verici bir yer. Daha once yayinladigimiz Bayramoglu Modern serisini de hatirlayalim.

Ne zamandır koyucam unutuyorum. Miles Davis’in 59′da polis şiddetine maruz kaldıktan sonra çekilen bu inanılmaz fotosu.
“New York — Miles Davis, 32, of 881 10th Avenue, a trumpeter now appearing in Birdland, 52nd Street and Broadway, was arrested after fighting with patrolman Gerald Kilduff, who had ordered him to move from crowded sidewalk. In the scuffle, Davis was hit on the head with a blackjack for which a St. Clare’s ambulance had to be called. (1959)”
Tom Sutpen’in blogundan.

Geçen haftadan beri sürekli bu fotoğraf aklıma geliyor. Hans Söderström‘ın flickr’ından.

Raoul Gatepin ‘mainstream’ (ana akım, ana kol) adını verdiği fotoğraf serisinde sabah 7:50′de yataktan kalkış ile başlayan ve gece vakti tekrar yatağa dönüş ile sonlanan ‘yalnız iş günü’ döngüsünü mütevazi bir şekilde belgelemiş. Serinin geri kalan resimleri için tıklayınız

Uzun zamandır yazacak vakit bulamıyorum, bir folder dolusu, zamanı geçmiş yazabileceğim şey var ama açılışı muhakkak bununla yapmalıyım. hem ismi uygun hem de ben bu karakteri sadece bizim coğrafyaya has sanıyordum. evrensel olduğunu öğrenmek beni mutlu etti. heyokay‘den arak.



Coachella festivalinin headlinerı Red Hot Chili Peppers’ı bekleyen çıplak ve terli vücutlar bağlamından koparılırsa ne olur? Dante’nin orjisi olur. Mahşer günü de böyle mi olucak acaba? Flickr’dan xtrapop çekmiş.


Belki gördünüz bunları ama son tartışma sırasında en tepede sürekli acid suratını görmekten bıktım. Londra’da yaşayan Japon Chino Otsuka‘nın bana psychedelic gelen, ara sıra da düşündüğüm, aynı yerde aynı anda hem genç hem yaşlı olarak bulunma hissiyatını vücuda getirmiş olduğu bu seriyi ne zamandır koyucam koyamıyorum.

Barış K., Taksim Meydanı’nda 1 Mayıs’tan bunu yakalamış.

Yıllar önce hazırlanmış bu duvar uygulamasının yağmurla, suyla, tozla, çamurla, isle, kurumla, dumanla, sesle, havayla, rüzgarla aşınması/paslanması/eskimesi çok hoşuma gidiyor.



İsmi Henri Cartier-Bresson, André Kertész, Walker Evans gibi 20.yy’ın en önemli fotoğrafçıları arasında anılan New York’lu kadın fotoğrafçı Helen Levitt, dün 95 yaşında hayata veda etmiş. 1936′da mentoru ve kahramanı Cartier-Bresson’un tavsiyesiyle aldığı 35mm Leica kamerası ile sokak fotoğrafları çekmeye başlayan Levitt, 1959 ve 60′larda Guggenheim’dan aldığı bağışla birlikte renkli fotoğrafın da öncülerinden olmuş; 70 yıl boyunca New York’un en doğal hallerini, sıradan insanları, çocukları, tebeşirle çizilmiş çocuk graffitilerini hep o çekmişti. Keşke 2005′te çıkan olağanüstüydü retrospektif kitabı elimde olsaydı da hayatım boyunca gördüğüm en iyi fotoğraf, 1988 yılının o güneşli New York sabahınının “essence”ını tek bir kareye hapsedebilmiş olan ilk fotoğrafın daha iyisini koyabilseydim. Fotöğraf çekiyorum diyen de bu röportajı okusun.

The Clash, Broadway, 1981

Madonna, St. Mark’s Place, 1983; Lesbian çift, 8th Street, 1981
Ne New York’muş be göster göster bitmedi. Village Voice fotoğrafçısı Amy Arbus’un 80′lerde yaptığı köşenin en iyileri kitap olmuş. New York’un altın çağıyla ilgili röportaj için.


Monomood bulmuş toplamış 162 tane Burdur’dan bedelli askerlik fotoğrafı.



Bir süredir işlerine baktığım eleman Bryan Schutmaat ve buyrun size amerikan ıssızlığı, amerikan rüyasının o yollarda geçen yalnızlığı ve dramı ve renkleri. Yol, yolculuk, asfalt, uçsuz bucaksız kara parçası…
http://www.bryanschutmaat.com/