2006 yılındaki İsrail - Hizbullah savaşında çoğu tahrip olan Güney Lübnan’daki Zibqin (Türkçe ismini bilen yazsın) kasabasından mülteci manzaraları. Ilk fotodaki “We are victorious” panosu ironik.
Az önce düğümküme sularında rastladım, onlar da Mahir Yavuz’un Twitter’ından apartmışlar. Can Evrenol beğenir mi bilmem ama benim oldukça ilgimi çekti. Türkiye organizasyon şemasına rüşvet ve rant ilişkilerini de gösterir bazı revizyonlar yapmak gerektiğini düşünüyorum.
“Yine mi reklam?” diyeceksiniz ama bir süredir çeşitli panolarda gördüğüm bu reklam kampanyasının etik olarak ne kadar doğru olduğunu merak ediyorum. Sektör dışından birisi olarak bu kadar reklamcı içinde kim ne düşünür? görüşlerinizi almak isterim. Ayrıca benim de bazı sorularım var:
Acaba bu tip her türlü reklamda dünya liderlerine keyfe göre kafadan atma sözler söyletilebilir mi? bu etik midir? yasal mıdır? Tayyip’i de bu reklamda kullanmak yemedi mi?
bir de tabi: “Türkçe Windows” bir buluş mudur?
Görseller: Bigumigu adlı siteden.
Not: Sadece Putin örneğinde söz balonu olarak değil düşünce balonu olarak verilmiş. Sanki daha doğru gibi geldi.
sayın çok kıymetli okurlarım sizlerin rahatlıkla okuyup anlayacağınız bir şekilde; halk diliyle yazmış olduğum ana bilim dalı olarak 13 maddeden oluşan dünyanın hiçbir tarafında bunun dışında başka çare bulunmayan bu sağlık konulu ve her kelimesi altın gibi kıymetli kitabın gayesi, bilhassa gelecek nesili kalıcı olarak sağlıklı bir topluma kavuşturmaktır. yaşlılarda 8-10 yıl istifade edebilirler…
kitabımız 13 ana başlık altında toplanmaktadır.
1-gıda maddeleri ve dengeli beslenme
2-titizlikle dikkat edeceğiniz temizlik
3-mevsime göre giysileriniz ve soğuk algınlığına karşı alınacak önlemler
4-her konuda ölçülü olmanız
5-tabiat sahibi olmak, tabiat sahibi olmak ne demektir, okuyunca anlayacaksınız
6-spor ve beden eğitimi
7-cinsel konular
8-eğitim ve kültür seviyeniz
9-şahsen kendinizi ilgilendirmeyen herhangi birşeye karışmayınız
10-içki,sigara,psikoloji ve benzeri kötü alışkanlıklardan kaçınıız
11-trafik ve iş kazalarına karşı alınacak önlemler
12-hastalıklara neden olan lüzumsuz harcamalar
13-çok çaresiz kaldığınız hallerde hiçbir zaman unutmayınız ki beterin beteri vardır
Duke Üniversitesi Kütüphanesi tarafından Atlantic City, New Jersey‘ın tahta sahil şeridini “süsleyen” elektrikli panoları yapan R.C Maxwell Firması arşivinden seçilmiş 83 tane fotoğraf arasından ben de dış mihrakların eline “Etrafta sigaraya özendiriyor” diye koz vermek için bu fotoları seçtim.
İsveç’te 1950 ve 1960′ların popüler müziğinin etkisinde ortaya çıkan Dans Orkestraları 70′lerde bölgeyi etkisi altına almış. Önce İsveç, daha sonra Danimarka, Finlandiya ve Norveç’te mutluluk yaymışlar. Google’da konuyla ilgili çok fazla malzeme var. Eşsiz kostümlere göz atmak isteyebilirsiniz.
Geçenlerde sevgili Bora Akıncıtürk’ün Londra’da bir evin tuvaletinde bir resmini gördüğünü söylediği Kolombiyalı ressam Fernando Botero’nun işlerini sizler için mercek altına aldım.
Her Bond filminde gördüğümüz ve filmde adeta James Bond’dan sonra en önemli karakter olan Bond kızları… Ursula Andress’den Halle Berry’e uzanan bir grup Bond yavrusu… Yukarıda gördüğünüz ilginç kişi ise bir James Bond filminde rol alan ilk ve tek transeksüel bond kızıdır.
XXXY kromozom yapısına sahip olan Barry Kenneth Cossey bir dizi operasyon geçirmiş ve 1974 senesinde adını ve cinsiyetini Caroline “Tula” Cossey olarak değiştirmiş. Bu tarihten sonra transeksüel kimliğini bir süre gizleyerek Vogue, Harper’s Bazaar gibi moda dergilerinde modellik yapmış, çeşitli TV programlarında çalışmış hatta Playboy dergisine bile soyunmuş ve 1981 senesinde “For Your Eyes Only” adlı Bond filminde oynamış. Filmden bir süre sonra sex değişimi geçmişi ortaya çıkınca da büyük olay olmuş. Aynı dönemde memleketimizde benzer bir operasyonla cinsiyetini değiştiren Bülent Ersoy da Tula Cossey gibi bu konudaki en önemli örneklerden sayılıyor.
Her ne kadar ölümünden sonra ortaya çıkan Kemalizm/Atatürkçülük adlı katı modernist ideolojiyi anakronik bulsam, toplumdaki Atatürk histerisi ve “personality cult” durumundan rahatsız olsam da kişisel olarak kendisine pek çok şey borçlu olduğumuz insan Mustafa Kemal’e huzur içinde yat demek geldi içimden. Atatürkçülerin söylemeyi çok sevdiği gibi “bugün hayatta olsaydı”, onların umduğunun tam aksine dünyanın 70 yılda ne kadar değiştiğini görür ve heyecanlanır, o zamanki fikirlerinin kifayetsiz bürokratlar ve politikacılar tarafından dogmalaştırıldığını gördüğünde onlara kızar ve kurduğu ülkenin özgürlükler, insan hakları, bilim, eğitim, spor, kültürde 85 70 yılda bir arpa boyu yol katedemediğini farkettiğinde de çok üzülürdü diye düşünüyorum. Teşekkürler, huzur içinde yat.