Posts filed under '08 ETRAFTA EN SEVİLEN'

Etrafta dostu John Goo yeni bir Podcast’e başladı derken şaka maka dördüncüye kadar gelmiş. Kelaynak kadar nadir caz, funk, elektro disko plakların, elma şekeri popuyla harmanlandığı bu çok şahane mixtape’lerin yenisi çıktıkça artık buradan duyuracağız.
01 Long Sleeves, High Heels
buradan indirin
Artists at Long Sleeves & High Heels
Nina Hagen
Martin Dupont
Devo
Electrelane
Change of Plans
Christian Death
Neva
—
02 Mexican Gardeners
buradan indirin
—
03 Twisted Vacation
buradan indirin
Artists at Twisted Vacation
Electrelane
Dopplereffekt
Two Lone Swordsmen
Fridge
Fizik
Seabear
Bloody Dead and Sexy
Walrus
Tunng
—
04 Air Guitars
buradan indirin
—
January 22nd, 2008

Daha aydınlık bir gelecek için aradığımız lideri sanıyorum buldum.
Kaynak: Pieter Hugo
January 14th, 2008

Herkesin polisi kendi vicdanıdır.
Polis vicdanı olmayanların karşısındadır.
November 25th, 2007

Önünden ilk geçtiğim gün çarpılmıştım bu tabelaya. Sırf siz de görün diye, bugün gittim, fotoğrafını çektim. İnsan hiç siteye böyle isim koyar mı? Çok şaşırdım. Çevreyolları da yeni yeni yapılmaya başlandığında acaba harika ve gurur verici şeyler olarak mı yutturuluyordu? Çevreyoluna yakın oturmak havalı birşey miydi? Biraz daha gezinsem, Otoban Konutları, Gişeler Köyü bulabilir miyim?
November 18th, 2007

Burası Ulus’ta Opera Binasının tam karşısındaki üst geçitin altında yeralan Opera çarşısı.

Caddeni bir yanında cumhuriyetin yüksek idealleri, diğer yanında ise belediye eliyle köprü altına arabesk bir gelenek çerçevesinde yerleştirilmiş “Opera Çarşısı.” (Bu arada opera binasına ait bu kareyi ben çekmedim: Kaynak)

Kenarda oturan amcaya “Amca o ne duruş, Kırk Keçili Hasan Ağa mısın?” dedim. Birlikte çok güldük.
November 18th, 2007

Özer, Holga ile yakalamış.
November 12th, 2007

Aslanım Can Basyiğit’i, evrende bu koordinatlarda bulunduğu için tebrik etmek istiyorum.
November 7th, 2007

Meksika bana bir çok bakımdan Türkiye’yi andırıyor. Ne tam batılı, ne tam geleneksel, ne tam anlamıyla medeni ne de geri kalmış. Ancak görsel kültürün topluma difüzyonu açısından ciddi bir fark söz konusu. Rengarenk, kitsch ilüstrasyonlar Meksika’da her yerden fışkırıyor.
November 7th, 2007



Kırklareli - Kıyıköy. Müthiş güzellikte bir doğası ve yağlı lüferleri olan bir Karadeniz köyü. Bu fotoğaflar Ali Yavuz’un kamerasından.
November 5th, 2007

Paris’ten diplomalı kuaför Souley Moustapha’nın berber salonuna teşrif buyurunuz.
November 5th, 2007

Dikkat kapısından geçmek her kulun harcı değildir a dostlar ya hu.
November 5th, 2007

October 25th, 2007

Kendi elleriyle çizdiği kendi portresi. Her çizgisine bayıldım.
September 26th, 2007

Üzerime kızartma yağı sıçradığında, bu tarz lekeler bıraksın istiyorum. O.A.
September 24th, 2007

Bir takım eskiz, değerlendirilmemiş çizimler ve iş yaparken sıkılıp oraya buraya gayesizce karaladığım şeyler.
September 23rd, 2007

Bir takım eskiz, değerlendirilmemiş çizimler ve iş yaparken sıkılıp oraya buraya gayesizce karaladğım şeyler…
September 20th, 2007

Kişisel olarak, zıplayan sarı renkli, ikinci nesil “emoticon”lardan nefret ediyorum. Teksti rezil rüsva ettiğini, standart sonuçlu bir anlam bozulmasına sebep olduğunu, falan düşünüyorum. Sarı kafaları, sırıtıp kafa sallarken gördüğümde, beynimin içinde “deaaaarmışşim!” ünlemi patlıyor. Ancak bu yazıyı yazarken Boran’la yaptığım bir sohbet sayesinde anladım ki bu nefret bana özel. Belki tipleri sinirimi bozuyor. Bilmiyorum… Zaten palyaçolardan da pek hoşlanmam.
Geçen gece bana özel bu nefret ile oturup “Bu iğrenç şeyleri başıma kim sarmış acaba?” diye bir araştırmaya giriştim ve konuyla ilgili güzel bir hikaye öğrendim:
Meğer; “iki nokta üstüste ve sağ parantez” anonim değilmiş. “Emoticon”lar, 1982 senesinin sonlarına doğru, Carnege Mellon ComputerScience Community’de, bölüm bünyesinde kullanılan ve bugünkü haber gruplarının (newsgroup) atası sayılabilecek bir çeşit bültenin kullanıcılarından bir tanesi, Scott E. Fahlman tarafından, teşbih ve kinayeli bir mesajın gruptaki tek bir kullanıcı tarafından dahi anlaşılmaması sonucunda konunun hiç niyet edilmemiş alanlara yönelmesiyle ortaya çıkan sıkıntıya çözüm olarak, önerilmiş. Ve sizin de tahmin edebileceğiniz gibi, bülten üzerinde anında benimsenmiş.

Burada bir an durup tüm bunların geçtiği zamanı, 1982 yılını şöyle bir anımsamak iyi olacak. Henüz sabit disklerin bulunmadığı ve verilerin manyetik bantlarda saklandığı zamanlardan bahsediyoruz. Telefonun sözel sarhoşluğu içerisinde yazılı iletişimi terketmiş olan insanlık internetle yeniden yazıyı bir kişisel iletişim aracı olarak kullanmanın eşiğinde. George Orwell’in 1984′ü bugün sahip olduğu gerçeklikten uzak, bir tür ütopya. Steven Spielberg E.T.’ile gişede zirveye koşuyor, Michael Jackson “Thriller” ile 25 milyon satış rekorunu yakalıyor. Türkiye’deyse 12 Eylül 1980 Askeri müdahalesi üzerine hükümeti kurmakla görevlendirilen ve 83′e kadar görevini sürdüren Bülend Ulusu başbakanlık koltuğunda. “O” yıllar yani…
Carnegie Mellon’daki bu cemiyetin konuya çözüm ararken bülteni kullanıyor olması aslında “iki nokta üstüste, parantez”in ilk kez kullanıldığı mesajın kayıt altında olduğu anlamına geliyor. Scott E. Fahlman bu küçük fikrin dünyada bir çılgınlık halini alacağını anlayınca, Carnegie Mellon’da bahsettiğim bu kayıtlara uluşmaya çalışmış. Ancak neredeyse on senelik manyetik bandın arasından bunları çekip çıkartmayı başaramamış. Microsoft/Mike Jones, Fahlman’ın arkeolojiye benzettiği bu projeye sponsor olmuş. Fahlman’ın kullandığı terim en sevdiklerimden: Veri-arkeolojisi!
BU süreç içerisinde manyetik bantları okuyabilecek cihazların temini ve bantlardaki veriyi bugünün sistemlerinde anlaşılır hale getirebilecek bir yazılım sağlamak gerekmiş. Sonrası, samanlıkta iğne aramaya benzer bir hikaye.
Uzun hatta destansı bir çalışmanın ardından 2002′nin Şubat ayında Jeff Baird, 16 Eylül- 21 Ekim arasında kullanılmış olaın bantta aşağıdaki mesaja ulaşmış.

Aslında Yazıda eksik olan ifadeyi kazanbilmek için yine bilgisayara ait referanslardan doğan, ASCII estetiğinde zarif bir çözüm. Microsoft AOL vasıtasıyla “emoticon”ların sarı ve zıplayan türlerini başımıza musallat edene kadar da öyle kalmış. Şu anda MSN için çeşitli markaların pazarlama imgelerini taşıyan tema-paketleri indirebiliyor ve “ASCII emoticon”larıyla tetiklenen bir sürü hoplayan zıplayan animasyona sahip olabiliyorsunuz. Biliyorum çünkü bir marka için bir paket te ben yaptım.

Bilgisayarların sorunu aslında son derece durağan olmaları. Bilişim endüstrisi sıradan insana bilgisayarda bir şeyler oluyormuş, bilgisayarda kendisi bir şeylerin olmasını sağlıyormuş hissini yaşatabilmek için gerçekten sıkı çalışıyor. Ve malesef bizler halen evrimin “renkli ve hareket eden şeylere karşı çoşku duyanlar” basamağında duruyoruz.
August 30th, 2007

August 27th, 2007

Bunu Yasemin gönderdi. Cow Parade bu aralar gündemde, çoğunlukla da halkın sanattan anlamayıp bu eserlere zarar verdiğinden bahsediliyor. Halbuki yukarıda görüldüğü gibi beraber yaşamak mümkün.
August 21st, 2007

Büyükbabamın evinde bulduğum 50 senelik fotoğraf makinesi ve bir sürü fotoğrafın ardından çeşitli büyükbaba fotoğrafları peşine düştüm. Kolleksiyonun ilk parçası Baran Baran’dan geldi. Bitmeyen enerjisi ve olmadık şeye ilgi alakası, yeteneğiyle Baran’ı uzaylı sanıyordum ancak kendisinin dünyalı olduğuna uzaydaki köklerinin büyükbabasına dayandığına kanaat getirdim. Neredeyse iki ay süren bir çalışmanın ardından elde ettiğim fotoğrafları ve Baran ile babasının ekine düştüğü notu sizlere sunuyorum.
“1930′ların başları.
Ahmet Suavi Baran, Kırıkkale Askeri Sanayi Lisesi’nde öğrenci.
Yazları Gönen’e gidiyor. Gönen Çayı’nda yelkenli filan yaparken, hızını alamayıp, hem denizde hem karada giden bir “Yüzen Bisiklet” yapıyor… O zamanın teknik dergilerinde haber oluyor bu buluş.
Okul bitince Deniz eğitimi için Gölcük’e gidiyor Suavi… 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’nda “Upgrade” ettiği yeni bisikletiyle Gölcük’ten İzmit’te denizden gidiyor (10 mil), karadan dönüyor müthiş buluşuyla…
Bu arada, “Giderken yanıma su almamışım, çok susadım!” diyor… Sınıf subayından, “Tehlikeli İşler” yaptığı gerekçesiyle 3 gün ceza alıyor bi güzel… Hikayeyi anlatırken bazı yerleri hatırlayamadığında “Benim internet yavaş çalışıyo bugün” diyor…
Neyse ki fotografla çok ilgili kendisi…”

Elinizdeki büyük baba fotoğrafları için bizimle temasa geçin .
August 16th, 2007
Next Posts
Previous Posts