“…bir muz cumhuriyetinin belirleyici özellikleri gelir dağılımında adaletsizlik, zayıf altyapı, yetersiz eğitim ve sağlık harcamaları, yabancı sermayeye bağımlı ekonomi, değer kaybeden para birimi ve sık gerçekleşen askeri darbeler olarak sıralanabilir…” (wikipedia)
Berat Çokal’ın Facebook sayfasında gördüm, izin almaksızın kullanıyorum.
Kerem Aksoy - İstikal Caddesi Saha Kaydı, 17 Aralık 2007 / 03:47
İstiklal Caddesi’nde yürümenin en zevkli tarafı sürekli değişen bir ses pasajının içinden geçiyor olmak. Güzel insan Kerem Aksoy 17 Aralık 2007′de caddeyi bir baştan diğerine yürüyerek yaptığı kaydın bir bölümünü bizimle paylaştı. Mutlaka kulaklıkla dinlenmeli.
“Baris K’s Eurasiamix / An Introduction to Turkish Cosmicspace” bir dönem Türkiye’de yapılmış müziğin bir dökümantasyonu niteliğini taşıyor. Barış’ın toplayıp kaydını yaptığı bir saatlik bu çalışma son derece samimi ve gönül rahatlığıyla kaliteli diyebileceğimiz müziği bir araya getiriyor.
Bu parçaları dinlerken insanın aklına garip bir şekilde sözde ilerlememizin ne yöne doğru olduğu, 80′lerdeki darbelerin nelere malolduğu, gibi sorular geliyor.
Barış K's Eurasiamix - An introduction to Turkish Cosmicspace / 01:02:04
Baris K Edits - Birlik Destani
Orhan Gencebay - Bir Araya Gelemeyiz
Baris Manco - Lambaya Puf De
Okay Temiz - Denizalti Ruzgarlari
Selda Bagcan - Nem Kaldi
Mogollar - Iklig
Baris Manco - Coban Yildizi
Baris Manco - Bir Selam Sana
Erkut Tackin - Sevmek Istiyorum
Emin Findikoglu - Cecen Kizi
Nur Yoldas - Saki
Sezen Aksu - Ayriliklar Bitmez
Ferdi Ozbegen - Kopruden Gecti Gelin
Aksu Orkestrasi - Bermuda Seytan Ucgeni
Uc Hurel - Aglarsa Anam Aglar
Selda Bagcan - Ince Ince Bir Kar Yagar
Erkin Koray - Karli Daglar
Mogollar - Muzik
Erkin Koray - Turku
İndir (56,8 MB)
Haber veren Minas ve oturup uğraşan Barış için üç kere Sağol! Sağol! Sağol!
Evet, Türk kamyoncusunun kendine has bir stili vardır. Bu alt kültür kendi edebiyatını ve kendi aksesuarlarını üretmiştir. Ama böylesini hiç görmemiştik. Adnan’la birlikte yaptığımız yolculuk sırasında Mavi Boncuk 2 isimli bu kamyon gerçektende ağzımızı açık bıraktı. Arkasına geçip sellektör yapma cesaretini bulamadığımız bu vatandaşın önünde hürmetle eğiliyoruz.
Sabah yaptığım kahvaltının döküntülerini toplarken zeytin çekirdeklerinin yanıbaşında karşılaştığım bu manzara Türk ve uzay çelişkisini bir kez daha yüzüme çarptı. Kurumuş Ankara ekmeğinin altında gördüğünüz bu portre yakın zamanda yörüngeye turistik uçuşlar düzenleyecek olan Virgin Galactic‘in havalı sahibi Richard Branson’a ait.
Etrafta dostu John Goo yeni bir Podcast’e başladı derken şaka maka dördüncüye kadar gelmiş. Kelaynak kadar nadir caz, funk, elektro disko plakların, elma şekeri popuyla harmanlandığı bu çok şahane mixtape’lerin yenisi çıktıkça artık buradan duyuracağız.
Önünden ilk geçtiğim gün çarpılmıştım bu tabelaya. Sırf siz de görün diye, bugün gittim, fotoğrafını çektim. İnsan hiç siteye böyle isim koyar mı? Çok şaşırdım. Çevreyolları da yeni yeni yapılmaya başlandığında acaba harika ve gurur verici şeyler olarak mı yutturuluyordu? Çevreyoluna yakın oturmak havalı birşey miydi? Biraz daha gezinsem, Otoban Konutları, Gişeler Köyü bulabilir miyim?
Burası Ulus’ta Opera Binasının tam karşısındaki üst geçitin altında yeralan Opera çarşısı.
Caddeni bir yanında cumhuriyetin yüksek idealleri, diğer yanında ise belediye eliyle köprü altına arabesk bir gelenek çerçevesinde yerleştirilmiş “Opera Çarşısı.” (Bu arada opera binasına ait bu kareyi ben çekmedim: Kaynak)
Kenarda oturan amcaya “Amca o ne duruş, Kırk Keçili Hasan Ağa mısın?” dedim. Birlikte çok güldük.
Meksika bana bir çok bakımdan Türkiye’yi andırıyor. Ne tam batılı, ne tam geleneksel, ne tam anlamıyla medeni ne de geri kalmış. Ancak görsel kültürün topluma difüzyonu açısından ciddi bir fark söz konusu. Rengarenk, kitsch ilüstrasyonlar Meksika’da her yerden fışkırıyor.