Bu hafta, daha önce birincisini Derdiyoklar ile kotardığımız Anapop‘un ikincisini, biraz daha farklı bir biçimde, Osman İşmen Orkestrası’nın türkü ve sanat müziği formlarını dans müziği ile sentezlediği bir sound ile yine Babylon’da gerçekleştiriyoruz.
Geçen geceye gelenler mevzunun hem eğlendirici hem de zihin açıcı bir aktivite olduğu yolunda hemfikirdi. Hatta biraz fazla zihin açıcı olacak ki çeşitli yerlerde sınıf çatışması, Babylon’un sosyo-kültürel imajı, Nişantaşı-Cihangir reklamcı burjuvazisinin yaşam hakkı gibi konularda gergin tartışmalar çıktı. Bunları aslında seviyoruz, susmak yerine konuşmanın, zekasızca beğenmek yerine kafa çalıştırıp eleştirmenin bu toplumu ve insanlığı çok daha ileri taşıyacağına inanıyoruz.
Neyse, Osman İşmen hakkında daha ansiklopedik bilgi aşağıda:
“Osman Işmen ve Orkestrası
1978 yılında çıkardığı tamamı disko parçalardan oluşan, ismini bilmememize rağmen aslında hiçbirimizin kulağına yabancı olmayan “Diskomatik” albümü ile bir ilke imza atan ve kısa zamanda hakettiği ilgiye kavuşan Osman Işmen Anadolu Pop Vol.2 gecesinde Babylon sahnesinde. Eski Türk filmlerinin bir çoğunda, TRT fragmanları, jenerikleri ile aralarındaki dirsek görüntülerinde de sıkça kullanılan Diskomatik albümü gerçek anlamda ilk disko plağı olmasının ötesinde Medley tarzının da Türkiye’deki ilk örneği oldu ve arkasından pek çok taklidi de üretildi. Klasik Disko, Break Beat ve Afro Beat tarzlarına başarıyla uyarlanmış Anadolu ve İstanbul tınılarından oluşan ilk albümün gördüğü ilgi üzerine 79 ve 80 yıllarında Kısa Dalga Vokal Grubu ile yayınladığı Disko Madımak ve Disko Türkü adlı albümler ile başarısını iyice pekiştiren Osman İşmen 1960 sonlarından beri sürdürdüğü prodüktörlük kariyerinde ise Nükhet Duru, Sezen Aksu, Ahmet Kaya, Gökben, Nilüfer, Neco, Tanju Okan, Ferdi Özbeğen, Orhan Gencebay gibi isimler ve daha pek çoklarına ait 600′den fazla eser üretti. Son projesi Jazz Eastern ile yurt dışında da başarı kazanan Osman İşmen Buddha Bar Vol.3 toplamasında Kale isimli parçası ile yer aldı.
Anadolu Pop Vol.2 gecesi için Diskomatik albümünü yayınladığı 11 kişilik orijinal grubunu tekrar bir araya getiren Osman Işmen Diskomatik, Disko Madımak ve Disko Türkü albümünde yer almış Disko, Afro Beat ve Break Beat tarzlarındaki yerli malı müzikleri bizler için yeniden canlı olarak seslendirecek. Bu tarihi geceyi kaçırmamanızı öneririz.”
Adeta Avrupalı gibi açık tenli ve renkli gözlü Türk oluşumu Gözenyadagülgün‘den küçük zihnimin algılayamayacağı kadar enteresan bir iş. Gözen Atilla ve Didem Diblen’in ortak çalışması olarak etiketlenmiş.
Sarah Maple, seni seviyorum. Her ne kadar bu senin işlerinden hiçbirşey anlamadığım manasına geliyor gibi görünüyorsa da seninle evlenmek istiyorum. Çok da güzel olmamana rağmen süper akıllı, yetenekli, fırlama, ironik ve en önemlisi özgürleşmiş (emancipated) bir kadınsın, üstelik müslüman bir aileden geliyorsun, bu anneannemi çok mutlu edecektir. Ben de çok yakışıklı olmasam da İngiliz standartlarına göre düzgün bir diş yapım ve seni uzun geceler sıcak tutacak kürklü bir Türki bedenim var. Seni kendime bağlamak istememin, işlerinin ışığı altında dev bir çelişki olduğunu biliyorum. Bu çelişkiyi beraber yaşayalım istiyorum. Benimle evlenir misin?
||||||||| isimli kullanıcının Flickr sayfasında, bu manipülasyonlara rastladım. Sitemizin kapatılmasını canı gönülden arzu ettiğim için burada yayınlamak uygun gözüktü. Esasında eski ve mevcut cumhurbaşkanlarının yüzlerinibu şekilde tahrif etmenin hangi yasaya göre ne şekilde suç teşkil edeceğini merak ediyorum. Bunun için özel bir madde var mı, yoksa direkt “manevi şahsına hakaret” tarzı bir dava konusu mu olur?
Bedük’ün klibini her cins seviyesizliğin açık adresi Sezyum‘dan başka bir yerde görseydim şaşırırdım. Ülkede iyi şeyler de oluyor, belki olabiliyor ile hay allah şu müzik keşke biraz daha dinlenebilir, biraz daha moderin olsaymış arasında gidip geliyorum. Belki de Bedük kitsch macerasında bir sonraki durakta biraz daha eli yüzü düzgün işler çıkarmaya başlar diye bir umudum var.
Bugün Barış Aktınmaz’ın Flickr’ında gördüğüm Metrocity‘e ait bu fotoğraf, beni Türkiye’deki estetik anlayışın Arap estetiğiyle olan benzerliği hakkında düşünmeye itti. Günlük hayatı yaşarken, bu kadar Dubaileşmiş mekanlarda gezindiğimi kaydetmiyorum, belki de filtreliyorum.
Marilyn Monroe’yu hep Hıncal Uluç’un, Atilla Dorsay’ın ve bilimum beyaz Türk cemaatinin hiç yaşamadıkları bir zamana duyduğu saçma bir nostaljinin nesnesi olarak bildim ben. İlk defa bu fotoğrafla biraz insan, biraz yorgun, biraz gerçek ve belki biraz ilginç bir M.M. gördüm. Paylaşıyorum. Kaynak: ffffound
Fotoğraf sanatçısı Richard Billingham‘ın işleriyle, ilk defa bu yaz Stockholm’de Halil Baba’nın evindeki bir rakı gecesinde yüzgöz olmuştuk. Kendi alkolik anne babasının en mahrem anlarını fotoğraflayarak, ne maddi ne manevi yürümeyen bir aile yaşamını, daha önce hiç şahit olmadığım bir cüretle, adeta müstehcen bir biçimde kamusal alana taşıyordu. 70 doğumlu Billingham şimdi üniversite hocalığı yapıyormuş. Türkiye’de olsaydı Erdal Kınacı misali taşlanabilirdi.
Az önce düğümküme sularında rastladım, onlar da Mahir Yavuz’un Twitter’ından apartmışlar. Can Evrenol beğenir mi bilmem ama benim oldukça ilgimi çekti. Türkiye organizasyon şemasına rüşvet ve rant ilişkilerini de gösterir bazı revizyonlar yapmak gerektiğini düşünüyorum.
[...] Bu güçlü yayılım ile Harun Yahya tüm gezegene “dünyada terör eylemlerini gerçekleştirenler aslında Darwinistler olduklarını söylüyor. 11 Eylül saldırılarını temsil eden bir resmin alt yazısında ”dünyada terörü devam ettiren Darwinistlerdir. Darwinizm çatışma ya (sic) cesaret veren ve değerli kılan tek felsefedir” ifadesi yer alıyor.
… Bazı eserleri Fransız masonluğu ve Siyonizmi, bunların “dünya tarihi ve politikası üzerindeki olumsuz etkilerini ” konu alıyor. Diğer eserleri Kuran Ahlakı üzerine yazılmış, Harun Yahya “Dini bilmeyen insanlara İslam’ı tanıtmak ve kalplerini bu gerçeğe ısındırarak” böylece “Müslüman olmayanlara Allah’ın varlığının delillerini ve yaratışındaki mükemmeliği” göstermeyi hedefliyor. … Harun Yahya, yedi ciltlik bir eserin ilk cildi olduğunun bilgisini de önceden veriyor. Anlaşılan, kendisine göre “evrim teorisi bilim tarihindeki en büyük hilekarlık ve şarlatanlıklardan biri” olduğunu duyurmak için bir tek bu yergi dolu çalışma onun için yeterli değil. [...](Kaynak: Betapolitique‘den burası çevirmiş.)