“Critical Mass” Çin sınırlarındaki bir kavşakta bisikletlerin yeterli çoğunluğa ulaştıklarında kaçınılmaz olarak yola fırlamaları durumuna verilen isimmiş. Tabii ki tartışılır bir nicelik. Yurdumda bir kişi, tek başına da bu mertebeye yükselebilmekte. Ama yine de sürü mekaniğiyle ilgili bir terim olarak algılıyorum ben bunu. Futbol maçlarında, mitinglerde, ilk öğretim törenlerinde, yağmalarda, linçlerde bu mekaniğin işleyiş biçimleriyle ilgili örnekleri yakından biliyoruz. Herkes “Critical Mass” içerisinde yer almştır. Temelde buna “Bir densizliği yapan yeterince insan varsa sen de yap, bir şey olmaz” persibi denebilir.
-Haydi arkadaşlar hepimiz bisikletlerimizi alalım ve bir araya geldiğimizde nelere kadir olduğumuzu gösterelim! Havalı bir manifesto yazalım kendimize. Şöyle Tyler Durden’ın kaleminden çıkmış gibi olsun. Eğer gerçekten istersen sen de bir fark yaratabilirsin, muhtac olduğun kudret pedallara basan bacaklarında saklı! Bu yollarda bizim de hakkımız var. Trafikte bizi görmezden geliyorlar. Bu gidişe bir son vermek lazım. Lay lay lom.
Greenpeace’in petrol şirketlerinden destek gördüğüne dair iddialara benzer bir tanesini de be yerleştireyim buraya. Bence bu eylem “Trek” tarafından daha çok bisiklet satmak üzere başlatılmış olabilir. Ya da devlet tarafından gerilimleri devrim eşiğine yaklaşan toplumların gazlarını almak üzere tertip edilen eylemlerden bir tanesi de olması muhtemel. Eğer bu teoriler biraz ağır geldiyse size, ne diyeyim… İstanbul gerçeğinden kopuk (Nedense Londra ya da Paris’te uzun yıllar eğitim görmüş bir tip canlanıyor aklımda) birilerinin girişimi olabilir ancak: İstanbul’da “Critical Mass”!!! Buyur buradan yak.
Büyük bir şaka gibi geliyor bana. İstanbul’da araba kullanma biçimleri böylesine adiceyken, bisikletim ve ben diye eylem yapacak insanları memleket gerçeklerine davet ediyorum. “Trafikte bisiklet haklari” olsun derdimiz. Daha ne isteriz. Ancak uyandırayım: İstanbul 7 tepe üzerine kurulu. Yüksek emlak değerine sahip boğaz kıyısından ayrılmak, bu şehirde bisikletle yol almak, eğer Tour De France kapasitesinde ciğerlere sahip değilseniz pek de keyifli değil. Bırakın keyfi, basbayağı eziyet.
Burası New York değil, Londra, Amsterdam hiç değil. Onlar işleyen sistemi tıkayarak bir durumun altını çizmeye çalışıyorlar. İstanbul trafiği zaten bir kördüğüm. Dolayısıyla cadde trafiğinin içine ederek bir şeyin altını çizmek bu şehirde mümkün değil. Ne olacaksa o gün arabalarında oturan zavallı insancıklara olacak.
Bütün bunlar bir yana caddede sıkışan trafik yüzünden İstanbul’da ayrıca bisiklet düşmanlığı gelişmesi bence muhtemel. Takip eden günlerde 11 tanığa rağmen bir dolmuşçunun sağda gördüğü bir bisikleti kasten ezmesi mümkün. Güzel şey tabi aynı derde sahip 30.000 kişi olduğunu bilmek, bunun huzuruyla yaşama devam etmek. Yakın geçmişten kollar kopana kadar bayrak sallamalı büyük buluşmaları hatırlıyoruz elbet. Tatlı su aktivizmi diyebileceğimiz bu etkinliğe katılanlari hoş bir gezinti, bir sürüye ait olmak gibi bir takim rahatlatici duygular, katılmayanları da trafikte sıkıntılı saatler beklemekte.
Devrimi kalabalıklar gerçekleştirir şüphesiz, ancak mücadelede acı çekecek, fedakarlık edecek başı çeken birilerinin mutlaka olması gerektiğine inanıyorum. Böyle başı boş bisiklet gezileri ancak trend dergilerine haber olur, ötesi değil.
Critical Mass, son yıllarda yavaş yavaş görmeye alıştığımız türden lidersiz, sponsorsuz, otonom bir yurttaş girişimi. (Bu üstteki üç tanımlamayı duyduğum anda da ayıptır söylemesi edep yerlerim kamaşıyor.) Girişimin amacı, belli bir zaman içerisinde eyleme katılan yeterli bisikletçi sayısına ulaşıp (critical mass), İstanbul’u gelişmiş Avrupa şehirleri gibi temiz havalı, sağlıklı, bisiklet dostu bir şehir haline getirmek. Tabii Avrupa yakasının öldürücü yokuşlarında biraz zor bir hayal ama, çoğunlukla konut alanı olan düzayak Anadolu yakasında neden olmasın.
Critical mass Türkçe’de “kritik çoğunluk” anlamına gelir.
Gezilerin günü, saati ve başlangıç noktası hiç değişmediği için Critical Mass’de herhangi bir lidere veya yöneticiye ihtiyaç yoktur.
Critical Mass bir protesto değildir, sadece hep beraber bisiklete binilen bir kutlamadır.
Critical Mass kurumsallığı reddeder; yönetim, üyelik, sponsorluk, reklam, siyasi parti, para pul gibi olgularla ilgilenmez.
Critical Mass bütün motorsuz araçlara açıktır (kaykay, paten, vb). Özellikle de engelli dostlarımızı aramızda görmek isteriz.
Gezi güzergahı önceden belirlenmez. Katılımcılardan en önde gidenler güzergaha karar verir. Dileyen katılımcılar istedikleri güzergahı gezi başlamadan gruba önerebilirler. (örnek)
Terimin kökeni Çin’de ışıksız kavşaklarda otomobiller ve bisikletler arasındaki geçiş önceliği anlaşmasına dayanır. Bisikletliler kavşakta yığılıp kritik bir “çoğunluğa” ulaşınca kavşaktan geçerler. Critical Mass ismini taşıyan ilk bisiklet buluşması ise 25 Eylül 1992 Cuma günü saat 18:00’de San Francisco’da gerçekleşmiş, ve buradan bütün dünyaya yayılmıştır. Daha fazla bilgi için bakınız: http://en.wikipedia.org/wiki/Critical_Mass(İngilizce) veya http://tr.wikipedia.org/wiki/Critical_Mass (Türkçe)
Bugün Ekşisözlük sularında karşıma çıktı. Daha önce hiç karşılaşmadığım için çok ilginç buldum. Haberi giren sözlük yazarı “[...] dinin yerini aldığı dayatması bizzat mustafa kemalin gözetiminde yerleştirilmeye çalışıldı. [...] sonradan kemalizmde yapılan reformlar sayesinde de bu gerçekler hasır altı edildi. yeni kemalizm bu günahlarından arındırıldı bir şekilde.” demiş ama söz konusu dergi 1957 tarihli olduğu için bana pek rasyonel gelmedi.
Zet’e buradaki commentlerden birinde rastladım, Myspace’ine de oradan ulaştım. Çok tatlı abstract hiphop altyapıları üzerine bi parça “gelişmeye açık” diyebileceğim rap yapıyor.
‘Selling my first digital camera, with 1.0mil certified digital tape storage and capable of image resolution up to 1 kilopixels. Cost $1,000 new, selling for $975 or nearest offer.’
Los Angeles’ın yeni dalga hip hop tayfası Brainfeeder‘a mensup The Gaslamp Killer, 2007′de cdr olarak yayınladığı demosunda Erkin Koray’ın Yağmur’unu kesmiş, üzerine de vokal yaptırmış.
The Gaslamp Killer – Kobwebs ft Gonjah Sufi
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Coachella festivalinin headlinerı Red Hot Chili Peppers’ı bekleyen çıplak ve terli vücutlar bağlamından koparılırsa ne olur? Dante’nin orjisi olur. Mahşer günü de böyle mi olucak acaba? Flickr’dan xtrapop çekmiş.
Düne kadar yerli dövüş sanatımız Sayokan‘dan haberim yoktu. İsim babası Nihat Yiğit, “SAVAŞÇININ YOLU” ve “KAN”dan türettiği Sayokan hakkında şöyle diyor: “Savaşçı” Mete Han’dan Atatürk’e kadar gerek bedensel, gerekse ruhsal, zihinsel yetenek ve erdemliliğe sahip eşsiz devlet adamlarımızı, komutanlarımızı, kahramanlarımızı, “YOL” ise bu eşsiz insanların bu yetenek ve erdemliliğe giden yolunu, “KAN” ise yine bu eşsiz insanlarla olan bağımızı ifade etmektedir.”
Buboarders Boğaziçi Üniversitesi’nde kış sporlarına gönül vermiş bir avuç delikanlıdan oluşuyor. Kendilerini bir paragliding üstadının kalkışını izlerken görüyoruz. 7710 izleyici ile oldukça bakir bir parça ile karşı karşıya olduğumuzu görüyorum. Erdem’in sayesinde, Etrafta semalarında.
Etrafta dostu Can Evrenol’un birkaç ay önce bitirdiği kısa filmi ‘My Grandmother’ı görmeyenler aşağıda Can’ın sitesine girip izleyebilirler. Can’ın kan/vahşet/dehşet seven biri olduğunu sakın unutmayın; ona göre dikkatli seyredin. Ben Can’ın daha önceki filmlerini bildiğimden, bu filmde de istediğim dozda bir gerilim/heyecan aldım. Hatta bu filmin ‘Kurban Bayramı‘na göre daha hoşuma gittiğini söyleyebilirim.
Ayrıca Can’ın da yazar olarak katıldığı çeşitli ‘öteki/kötü’ filmler hakkında yazılar yazıların yazıldığı, yorumların yapıldığı çok sevdiğim Öteki Sinema adlı blogun da bağlantısını veriyorum.
Belki gördünüz bunları ama son tartışma sırasında en tepede sürekli acid suratını görmekten bıktım. Londra’da yaşayan Japon Chino Otsuka‘nın bana psychedelic gelen, ara sıra da düşündüğüm, aynı yerde aynı anda hem genç hem yaşlı olarak bulunma hissiyatını vücuda getirmiş olduğu bu seriyi ne zamandır koyucam koyamıyorum.