Let’s☆Cookin’ Jam from OHASHI_Takashi on Vimeo.
Bir süredir yakın bir arkadaşım için çekmeyi planladığımız bir müzik videosu üzerinde çalışıyorum. Çalışıyorum derken aslında sağda solda başkalarının yaptığı videoları izleyip “ilham” (ç)alıyorum, günlerimi geçiriyorum. Üstteki animasyonla da bu maceraların esnasında karşılaştık. ”Let’s Cookin Jam” animasyon tekniğinin sadeliği, grafik dilinin basitliği ve topyekün manyaklığı ile beni gafil avlarken, sahip olduğumu varsaydığım görsel kültür külliyatının da aslında pek de derin ve zengin olmadığını hatırlattı.
Tags: acaiplik, japon, müzik, Video
komple çok güzel ama en sonu ayrıbihoşumagitti
yerelden evrensele cevap veriyor : minyatür yapalım Boran’cım. gerçi son iki yüzyıldır pek yapan olmamış ama elektronik alt yapılı bir müzikle hacivat karagöz tadında olur eminim :))
Boran Bro (Sözüm meclisten dışarı)
Başlığı anlıyorum ama beğenmiyorum malesef. Problem orda sanki.
‘Ezik Hissetmek’
Şöyle söyliim, bizim görsel kültürümüz bence Japon lardan daha zengin. Sadece uygulama yok, uygulayan yok, araştıran yok. Bu arada kopya çeken çok. Eğitim sistemindenmidir? Aile yapımızdanmıdır? Nedendir bilmem…
Saplanmış ve sınırları çizilmiş beyinlere sahip olduğumuzdan, elimizdeki hatta burnumuzun ucundaki malzemeleri göremiyoruz malesef. Özellikle yaratıcı olması gereken birileri böyle içerleyince gerçekten çok üzülüyorum.
Türk görsel kültürü deyince ilk akla gelen Osmanlı, Hacivat, Karagöz, ıvrık vede zıvrık olması bence bizim (entellektüellerin) kendi sığlığını gösteriyor. Hayattaki en kötü şeyde ‘Sığ Entellektüel’ heralde…
Tunctunctunc beyin söylediklerine katılmamak mümkün değil. “Ezilecekseniz, kendi cehaletiniz altında eziliniz.” derler adama.
Bilhassa dikkat etim diye düşünüyordum, Türk kültürü vs Japon kültürü değil, Boran kültürü vs. Japon kültürü gibi bir ifade kurmaya özen gösterdiğimi zannediyordum.
Ben, öncelikle sizi anlamamışım. Bunun için özür dilerim. Kendinizi ezik hissetmenize de üzüldüm açıkcası. (ben çok anlamam bu işlerden, sıradan bir izleyiciyim altı üstü ancak bu animasyonda da çok altında kalınacak bir şey göremiyorum, bu da benim cehaletim herhalde)
Ancak Tunc Bey gene de haklılar. Kendi kültürümüz hakkındaki cehaletimize karşın, ellerin kültürlerine olan hakimiyetimiz, özentiliğimiz milletcek hadsaffada.
Ayrıca kendi kültürüme fransız kalmakla alakalı başka bir postu şuradan okuyabilirsiniz: http://etrafta.com/2007/02/27/osmanli-grafik-sanati/
@ Boran
Bende bilhassa dikkat ettim,
sözüme ‘Sözüm Meclisten Dışarı’ dye başladım.
Bu arada ‘Osmanlı Grafik Tasarımı’ postu benim en hoshlaştığım postlardan biri-ki, senin ile aynı düşündüğümden bizim kültürümüzün Osmanlı ve Karagözden ibaret olmadığını ifade etmek istedim. Konuyu saptırıp, sapıklaştırmadan benim asıl derdim ortamlarda dışarıya ağzından salyası akarak bakan yaratıcı gençler ordusunun olması. Bunuda eğitim sistemimize bağladım, çünkü bizi ezberci yetiştirdiler, yorum yapmayı öğretmediler. Durum böyle olunca, salyalar akmaya başladı, bu salyaları silicek adam bile yok.
Ama hala şöyle düşünüyorum Boran Kültürü:5 Japon Kültürü:0 dır maçın skoru-ki bende çok severim Japonların bir çok yaptığı işi.
@ Gülşah Ayhan
Heyecanınızı anlıyorum…
Hani “kendi kültürümüz” hakkında zırcahil sayılmam (gerçi benim de ilk aklıma Osmanlı geliyor, oradan biraz sığ olduğumu çıkarıyorum… tunç, abi Osmanlı dediğin son 600 yılımız, biraz bize de acı) ama Japon kültürü karşısında sık sık ezik hissetmekten ben de kendimi alamıyorum.
“Kültür” deyince hemen çok eskilere bakıyoruz galiba, öyle yapınca “bizimki de en az o kadar gelişmiş” diyene çok da itiraz edemeyiz belki; Avrupa’nın Ortaçağ sonrası müthiş atılımına kadar bütün büyük kültür daireleri hemen hemen eş kuvvette sanat, bilim vs oluşturmuşlardı çünkü; ama daha asrî zamanları da işin içine katacaksak durumumuz içler acısı.
Boran, kendini kastettiğin gayet açık, merak etme.
“Fransız kalmak” lafını görünce şu Strange Maps diyagramı geldi aklıma, aklıma gelmişken not edeyim dedim. Buna göre “buna Fransız kaldım” veya mudali bir cümle kurmayan 3 dil arasında Japonca da var (Hindu ve Telegu diğer ikisi). Bu ne anlama geliyor, Japonlar “hiçbir şey bize fransız değil, biz her şeyin farkındayız” mı diyorlar? Onun yorumunu da sığ entelektüellerimize bırakıyorum.
belki de boran’in dediklerini daha genis bir skalada düsünmek gerekiyor. söyle ki, durumu turk kulturu japon kulturu sidik yarisina indirgemektense; boran in basligini ve yazisini surdan okuyorum: gezinirken aranirken cok guzel bir video kesfettim, cok basit ama ne de guzel vs. o videoyu yapan turk de olabilirdi, boran yine “oaa ezik hissettim cunku adam ne de guzel düsünmüs/kurgulamis” diyecekti. kaldı ki japon görsel kültürü de cok genis ve etkilesimli bir alan, ezik hissettire potansiyeli hayli yuksek. komplekse gerek yok. bizden söz etmisken, benim aklıma da “kara-kalem” in minyaturleri geliyor, seytanca görseller..ne de guzel olur 8bitlerin altina