Tüb-Tüb-Tübitak, ağlanacak haline bak. 2009 yılında (Kumandan König’li, Ay Üssü Alfa’lı ‘Uzay 1999′dan tam 10 sene sonra) Darwin’i haber yapmaktan kaçanların, evrimde hangi basamakta olduklarına dair espri üretmek bile bizi Levent Kırca sularına doğru götüreceğinden susma hakkımızı kullanalım.
Ama mevzunun ne olduğundan hala habersizseniz:
Doç: Özsoy: Kendi geçmişinden kaçamazsın (Radikal)
Bilim ve Teknik’te sansür istifası (Radikal)
Toptan TÜBİTAK yönetimini uyardı (CNNTürk)
Bilim dünyası ayakta (CNNTürk)
İmaj: anti-pop.com
Tags: batılılaşma sürecinde günümüz türkiyesi, oooof of, rejimi iran-dan daha az baskici olan ulkeler





Benim türbanlı kızları üniversiteye cumhuriyetin kızlığı bozulur diye sokmayan güzel ülkemde bu kadar bilimsel bir bu konuya, böyle bir hassasiyet gösterilmesi beni duygulandırdı değil.
Arkadaşlar yorumlarınızın daha okunur olması için; dikkatlice yorumunuz yazdıkdan sonra iyi bir okuyun sonra son kez bir daha okuyun ve yolayın. Yine de bakdınız yorum olmamış olmamış, silemnin yollarını arayım!
not: gece gece yorum yazılmaz, mışıl mışıl uyunur.
Bakdın hiç bir şey kar etmiyor, yine de olmuyor.
kaç o zaman abi! Terket bu diyarı..
Anlayamadım. Ya o ya o mu? Ya biri ya öteki mi? Hem o hem öbürü olmuyor mu? Türbanlılar giremeyince Darwin de mi yenilmiş sayıldı? Bu nasıl bir zihniyet? Hassasiyet gösterilmesin mi? Önemli olan ‘kısas’ mıdır? Oh canımıza mı değdi? Bu sadece siyasi bir konu mudur, ülkemin laikleri ile islamcılarını ilgilendiren ve benim de uzaktan “oh olsun” diye izleyeceğim, anlayamadım açını @halamutlulukistemek, aç kendini.
“İngiltere’deki The Royal Society (Kraliyet Akademisi), TÜBİTAK’ın Darwin sansürünü “fikri ahlaksızlık” ve “kültürel kokuşmuşluk” olarak nitelendirdi.
Londra merkezli Kraliyet Akademisi’nin başkanı Lord Martin Rees, CNN TÜRK Londra Temsilcisi Metin Güneş’e yaptığı açıklamada, “Türkiye’de bilimsel bir kurumun Darwin’i kabul etmek konusunda gösterdiği isteksizliği hayret verici buluyorum. Kabul etmek bir yana TÜBİTAK’ın Darwin’i kamuoyuna tanıtmak ve anlatmak için elinden geleni yapması gerekir” dedi.
Lord Martin, UNESCO’nun Darwin’in 200. doğum yıldönümünü evrim teorisini kitlelere tanıtmak amacıyla bir fırsat olarak görüdüğünü belirtti ve “Çoğumuz evrim teorisini artık üzerinde tartışılmasına dahi gerek kalmayan bir gerçek olarak kabul ediyoruz. Ama bilimsel bir kurum olduğunu iddia eden bir kuruluşun buna sırt çevirmesini anlamakta güçlük çekiyorum” dedi.”
İngilizler türbanlı öğrenciler üniversitelere giremezken neredeydi öyle değil mi?
adnan hoca ve teşkilatı her yerde dilediği gibi çakma fosil sergileri düzenliyor, her türlü fikrini, yalan-yanlış demeden, serbestçe anlatıyor. Metroda, tünelde, istiklal caddesinde, alışveriş merkezlerinde. Bir keresinde metrocity’de bir optik mağazasının içinde bile gördüm!
Bunlarla kalmıyorlar, Richard Dawkins’in sitesine erişimi engelliyorlar, hadi o birkaç gün sürdü diyelim. Wordpress.com’a erişimi aylarca engelledi aynı adamlar ve avukatları.
Şimdi de Bilim ve Teknik dergisine gelmiş bunun bir ucu. Aslında buna şaşırmıyoruz hiçbirimiz. Bir yerde bir anda durulacağını düşünüyoruz, çünkü _belki_ bizim akıllarımız öyle çalışıyor.
Oysa bu adamlar/kadınlar her yerdeler, çok kalabalıklar ve (ne yazık ki) çok güçlüler.
Ve artık anladığım kadarıyla aynı sloganı paylaşıyorlar:
“Durmak Yok! Yola Devam!”
kıçına(türbana) başına(bıyığına) el uzatılan, hocalarının derslerde yeri geldiğince yerin dibine sokduğu, fetullahcı,süleymancı,yopaz vs. şekilde yaftalanan öğrenci nasıl anlasın senin Darvin’in derdini.. Üzerinden baskı oluşmuş gençlik ne yapsın bilimi kendini kurtaramadıkdan sonra. ”Şimid kardeşim bu ayrı konu o ayrı konu” diyebilirsin, mevzu zaten bu değil sadece dikkatçekmek istedim.
Bu olay için bas bas bağıranların yaklaması gerken şu : biz milletin giyimi, bireysel özgürlüğü kısıtlanırken nerdeydikde, şimdi miletin bilime özğürlüğü kısıtlanıyor diye ortalardayız.
-Orhan abi senin çocuğun mnakoydular.
-Onun ihtiyaç duyduğu güç damarlarındaki asil kandadır.
-Abi her yeri kan zaten !
@halamutlulukistemek:
Herşeyi kasıtlı olarak birbirine karıştırıyor ve malum çoğunluğun yıllardır sürdürdüğü mazlum edebiyatını sürdürüyorsunuz.
Türkiye’nin %98′i müslümanmış. 2006′da yapılan araştırmaya göre toplumun (yaklaşık) %80′i evrim teorisine inanmıyormuş.
Türkiye’de zorunlu din eğitimi var. Zorunsuz olanları da tamamen başına buyruk. Herhangi bir eğitim kurumu açmak isteseniz MEB’nin önünüze koyacağı engelleri anlatmaya bu sayfa yetmez. Ama bir kuran kursu açayım dediğiniz anda işiniz çok kolay. İzin almanıza bile gerek yok, kaçak da olsa hoşgörüyle karşılanacaksınız, emin olun…
Mahalle baskısı vb konulara daha girmedim bile…
Şimdi bu durumda, bu %98′in inançları, yaşam tercihleri vs niçin benim derdim oluyor?
Hem güçlü, hem suçlu hem de mazlum nasıl olunuyor?
@Psykonaut
”Türkiye’nin %98′i müslümanmış. 2006′da yapılan araştırmaya göre toplumun (yaklaşık) %80′i evrim teorisine inanmıyormuş.”
Evet halkın yüzde ½80′ni evrim teorisine inanıryor ama yinede ½75′i oyunu siyasetleri din eksenli dönen partiler için kulanıyor çünkü biz malız! :D(kabul ettim, malım)
Çorumlu Mustafa dayı
Sivaslı Hasan amca
Eskişehirli tatar Halil dayı
Iğıdırlı Erdal abi
Urfalı Mehmet ve benzerleri bu teoriyi nerden nasıl öğrenmiş merak ederim! Araştırmanın linki gelmez ise
”Yoksa bu da mı bir teori” diye düşünürüm?
Kesinlikle inanlara ve inanmıyanlara içden bir saygım vardır ikiside benim için eşitdir! Benim ailemde de bu teoriye inanlar var (abim) lakin dertlerinin halen anlayamıyorum!. Sadece üzerine baskı oluşturulmuş bir gençlik nasıl olurda bilime bu kadar aç görülürde, böyle bir yaygara koparılır diye merak ettim, merakettirmek istedim.. Sevgilerler..
http://richarddawkins.net/article,706,Public-Acceptance-of-Evolution,Science-Magazine-Jon-D-Miller-Eugenie-C-Scott-Shinji-Okamoto
Link için teşeküürler lakin sana cevap verirsem eğer konu farklı noktalara kayacak gibi.
Buna örnek olarak; bu Adanan bilmem ne hede hödü adamın dediklerine neden inanamıyorsun ?
”Canlıların tesadüfen, aşamalarla, mutasyonların sebep olduğu genetik bozulmalarla değişime uğradıklarını ve başka canlı türlerine dönüştüklerini iddia eden evrim teorisi savunucularının, milyonlarca yıl sürmesi gereken bu sözde evrim tarihine bakarak, milyonlarca hatta milyarlarca ara form örneği sunmaları gerekmektedir. Ama Darwin’le başlayan bu iddia, 19. yüzyılda bir ara form örneği sunamadığı gibi, içinde bulunduğumuz 21. yüzyılda da bu delili sunamamıştır. Evrim ideolojisi, bu açık delilsizliğe rağmen gündemde tutulmuş, okulların biyoloji derslerine konu olmuştur.”
……
”Bir organizmanın kompleksliği, o organizmanın gelişiminin, tesadüfi etkilerle gelişmeyeceğinin açık bir kanıtıdır. İşte bu nedenle Darwinistler, tüm yaşamı ve canlılığı çok basit açıklama eğiliminde olurlar. Örneğin, ilk hücrenin çamurlu suda tesadüfen oluştuğunu, milyonlarca yıl gerçekleşen şuursuz, rastgele müdahalelerle günümüz medeniyetini meydana getiren insanın var olduğunu iddia ederler. Hiçbir Darwinist yayın, söz konusu iddialarla ilgili detaylı bir izah getiremez, bir delil sunamaz.”
Darvinin doğum haftasıyla ilgili bir konveransda(2-3 gün önce) bir türk bilim adamı çıkıp bir iki şey söylemeye çalışmışdı ama mikrtafonu elinden alındı. Sebep ? http://www.sondakika.com/haber-evrimcileri-kizdiran-oktar-babuna-salondan/
son olarak sevgili arkadaşım sana kesin somut bir şey görmen için kendi ufacık beyinciğimle, ufak bir tavsiyede bulunucam
Evrim teorisinin tarihini oku! (bulamadımki linkini vereyim) daha önceleri evrim kanıtlandı diye ortaya çıkan dikkat çekici iki kanıt var birinin ortaya çıkar çıkmaz sahte olduğu anlaşılıyor diğerinin ise oniki yıl sonra sahte olduğu anlaşılıyor. Şimid klasik sorumuza dönelim neden evrim teorisinin bulan arkadaşlara bu kadar içden inanıyoruzda, bulmadığını idda edenlere inanmıyoruz. ? Oktar Babuna’da bir bilim adamı!
ve son olarak bir arakdaşın tespitini buraya yazıyorum
”şu an “Darwinistlerin” görülen evrim icin en büyük kanıt bu :
Bacteria make major evolutionary shift in the lab
Kaynak : http://www.newscientist.com/article/dn14094-bacteria-make-major-evolutionary-shift-in-the-lab.html
Richard Lenski 25 senedir mikroplar üzerine araştırmalar yapıyor. Eschericha Coli bildiğimiz tür insanlarin bağirsak yani sindirim sisteminde bulunan önemli bir mikroptur. Lenski 12 ayri mirkop örneği coğaltarak evrim için kanıt arayışındaydı. Mikropun 32000 nesilini coğaltıktan sonra müthiş bir değişim keşif etti. Mikrop 32000 inci nesilden sonra Citrat denilen organik asiti metabolizm etme kaabiliyetini kazandı.
şimdi biz bu buluşu biraz kritik inceleyelim:
1. Problem : Mikrop zaten bu asiti metabolizm etme kaabiliyetinde (DNA da hazır halde bulunmaktadır) tek gereken eksik Citrat-taşıyıcısı
2. Problem : Ne kadar temiz calişsanız bile örneği ister istemez kirletiyorsunuz ve bu deney sonucunu epey büyük bir faktörle değiştiriyor. (Başka mikrop DNA´sı veya başka etkileyen maddeler)
3. Problem : Eğer mikrop evrim geçirmiş olsa bile, bir basit moleküler mutasyon için zaman tablosu cok fazla!
Örnek :
32000 mikrop nesili insan/hayvan üzerine hesaplasak 1,5 miliyon seneye eşitir! 1,5 miliyon sene içinde mikropun sadece küçük bir adapsyon geçirmesi inanilmaz yavaş bir süreçtir(Mikroplarin mutasyon hızı ve sayısı inanilmaz yüksektir)”
%80 inanıyor mu inanmıyor mu ben anlamadım.
ayrıca inanmak veya inanmamak gerçekleri değiştirir mi?
ülkenin ½80′nin inanmadığına inanıyorum
Darvin teorisine sansür getirilmişse bu Tübitakın yapdığı büyük bir ayıpdır diyorum. Fakat teoriyi, teoriyi teori olarak değilde kuram olarak yayınlamamaksa bu sansür kesinlikle Tübitakı destekliyorum.
Bu teoriyi kuram kabul edenler benim ülkemin bilim insanın sorularını ve anlatdıklarını dinlememiş mikrafonunu önünden almışsa.
Bu konuda önemli bir tespitde bulunan benim ülkemden bir bilim adamının söylendikleri dinlenmiyecekse ve ciddiye alınmayacaksa
ben kendimi bu teorinin kuram oluşuna pek inandıramam. Elimde değil!
Başa dönücek olursak; Baskı ortamından bilim öğretilemez.
http://www.sondakika.com/haber-evrimcileri-kizdiran-oktar-babuna-salondan/
teori = kuram
yukarıda ortadaki işaret “eşittir” diye okunur. kendisinin sağındaki ve solundaki şeylerin aynı şeyler olduğunu ifade eder.
Aslında nereden geldiğimizin pek bi önemi yok. Nereye gidiyoruz o daha bi heyecanlı sanki?
yıllardır(since 1996) Bilim ve Teknik okurum. TAbiri Caizse Hayvani emsalde de bir arşivim oluştu. Ki bu arşive sahip olmaktan gurur duyarım. Türkiye’de ciddiyeti olan tek bilimsel yayın. Bu zaviyeden “bilir kişi” sıfatıyla konuşuyorum. ( ahahah hukuk jargonuna bayılıyorum )
Bilim Teknik Focus’tan sonra evrim teorisi üstüne yetkin çevirillerin( Ülkemizde Evrim teorisne ilişkin kuramsal yada antropolojik çalışmalar yok denecek kadar az) yayınlandığı tek matbu neşriyat olması hasebiyle eşsizdir. Yani önce yiğidin hakkını verelim.
Anlaşılmaz olan ise yıllardır, evrim teorisi üstüne Türkiye’de muhim bir açığı kapatan neşriyata yapılan bu baskının esbab-ı mucibesinin, daha ziyade kronos’un gazabını celb edenin, kapağa bir bilim adamının yada bir diğer bakış açısıyla dünyanın en büyük şarlatanının resminin konulması?
Komik bir ülkeyiz vesselam. Beğenilmeyen, zihinlerde karşılığı olmayan herşeyin iblis ilan edilmesi. Yakarak bunlardan kurtulamayacağınız gibi, sabun yapmanında çözüm olmadığını öğrenmemiz gerek. Bu adam ve teorisi bilimsel bir varite. Bunu görmek istememek onun açacağı mecra ve kanalı inkar etmek. Varlığından yoksun olmak demek. Ve sizin varlığından yoksun olduğunuz her şeye bir başkası vakıf olur. Bİr gün önünüze büyülü bir nesne gibi çıktığında ise reddettiklerinize ağıt yakamadan, anlamsızlığın ne olduğunu yaşayarak öğrenirsiniz.
Haha ama bunların ne önemi var değil mi? Bu topraklarda Thales’den beri söylenen bu. Anlaşılmayanda bu zaten. Iskalamaya devam edin bakalım. İnsanları ve insalarınızı, doğruyu, gerçeği ve anlamlıyı.
Hehe nasıl olsa sırayla hepsi gelip size soracak……
Zaten esas sorunlardan biri bu ülkedeki kurumların başındaki “yetkili”lerin objektif olamayışı ve temsil ettiği kurumun ağırlığını, sorumluluğunu algılayamayışında. Benim sinirlendiğim şey sevgili başbakanımız karikatür krizinde çıkıp da “Beniiiim peygamberimeeee…” diyerek, laik olması gereken bir kurumu ve milyonlarca müslümanla beraber hristiyan, musevi ve ateisti de temsil ettiğini unutabiliyor oluşu ve bunun kimseyi rahatsız etmeyişi.
Aynı şekilde objektif olması gereken bir diğer kurum da yayınlama sorumluluğunda olduğu bir yazı hakkında benzer bir tutum sergileyebiliyor. Benim de geçtiğimiz sene okuduğum bir takım şeyler “gizlenen tarih” adı altında ve “komplo teorisi” sayılabilecek nitelikte olsa dahi, Darwin yılında böyle bir yazı yazılması şart. Bu konuyu ele alırken teorinin tüm önermeleriyle beraber bu teorinin hataları olabileceğine ışık tutan güncel bilimin ve arkeolojinin bir takım verilerini de yayınlayabilir, teoriyi destekleyebilir veya eksik kalan taraflarını öne sürebilirsin… Objektif olmanın binbir yolu var… ama burda düpedüz bağnaz bir sansür var.
Bu arada yapılan araştırmalarda Türkiye’nin %98-%99′unun “müslüman” çıktığı (maalesef) doğrudur, peki o zaman sorarım… nedir bunca nazar boncukları, kurşun dökmeler, tuz çatlatmalar, çaput bağlamalar? Bir zaman müslümanlığa geçtiğimizi kabul ederim de, biz hangi ara özümüzde şaman olduğumuzu unuttuk?
Tübitak’ta Darwin’in Sansürlenmesinin Düşündürdükleri, Koray Löker
http://dugumkume.org/tubitakta-darwinin-sansurlenmesinin-dusundurdukleri