Sahte rap kadar sinire dokunan bir şey yok harhalde. İster Türk olsun ister Amerikalı.
Archive for December 22nd, 2008
El Paso Polis Departmanı / Çete karşıtı rap
Istanbul Rap City

Haftalardır bahsini duyduğumuz Türk televizyonculuğunun çığır anı 50 Cent’li “Var mısın Yok musun”, dün gece büyük bir tantana eşliğinde gerçekleşti.
Güzel İngilizcemiz ve herkesin dedesi Güney Brooklyn’den gelmişçesine sergilenen çeşitli hiphop numaralarıyla “Rap City İstanbul”, bu mühim geceye ne kadar iyi hazırlandığını Türk “konukseverliği” ve “sıcaklığı” ile cümle aleme gösterdi. Hasbelkader bir tv şovu için gelmiş olan 50Cent’ten ve ona duyulan ilgiden maksimum faydayı çıkartma adına yapılan çeşitli çalışmalar da bu konukseverlik ve sıcaklık içinde mi tanımlanıyor merak ediyorum.
Programın reklam kapasitesini ikiye katlamak amacıyla çat diye kesilip devamının ertesi güne bırakılması işin sadece masumane yanı. Esas olay, anlaşması sadece tv programını kapsayan 50Cent’in haberdar bile olmadığı bir konserin haftalar öncesinden duyurulmuş ve biletlerin kapış kapış satılmış olması. Hatta sadece “Nasılsa Türkiye’ye geliyor, bir şekilde menajerini kafalar çıkartırız”a duyulan güvenle yapılan organizasyona esas oğlanın çıkmayı reddetmesi üzerine, biriken kalabalığın tepkisinden korkularak “çakma” bir 50′nin sahneye çıkarılacak kadar ileri gidilmesi. İki “sweatshirtli zenci” arasındaki farkın anlaşılmayabileceği ihtimali sanırım sadece “milleti toplayalım belki kafalarız” düşüncesiyle organizasyon düzenleyen zihniyetin aklından geçebilirdi.
Dün yaşananları yorumlarken rap veya rap’e duyulan sevgiyi küçümsemek, özentilikten ibaret birşeymiş gibi yansıtmak niyetim kesinlikle yok. Bunlar “sokağın” sokakta yaşandığı her kültürde yer etmiş etkenler ve Türkiye’de de iyi ve samimi örnekleri yok değil. Ancak takdir edersiniz ki ülkece dışarıdan görüp öğrendiğimiz bir şeyleri iyice özümseyip kendimize uyarlamak gibi bir ünümüz olduğu söylenemez.
Bu insanlar TRL’e hatta halk konserlerine çıkıyor, oralarda da büyük ilgi ve tezahürat görüyorlar ama buradaki kadar ısrarlı, sistemli hatta sanat haline getirilmiş türden pohpohlanmayı başka pek az yerde gördüklerine eminim. Formalara yazılan isimler, 50 numaralı kutu yaptırıp içinden 50cent açtırmalar, misket havası ile göbek attırmalar, altın zincir takmalar, sürekli atılan “I love you Fifty” sloganları, hemen her yarışmacının hazırladığı bir ilginçlik ile başrolunde 50Cent’in oynadığı bir Truman Show izledik.
Sanırım “dışarısı” da bizi, bizim “dışarıyı” sevdiğimiz gibi sevsin diye yanlış yollardan uğraşıyoruz.
