Şafak Çak ismini belki duyanlarınız olmuştur. Vogue Interiors‘ın sahibi ve son aylarda özellikle İslami burjuva kesimden birçok insanın evini tasarlamış bir iç mimar. Benim için en azından estetik olarak rezalet ve felaket diye tanımlayabileceğim bu evlerle ilgili yapılan röportajından ufak bir alıntı:
“Müşterilerimizden gelen en ilginç isteklerin başında, yatak odasına koyduğumuz üç metrelik palmiyeler, sinema odalarında kullandığımız ve Suudi Arabistan’dan getirttiğimiz klimaya bağlanan otomatik gül suyu kokusu pompalayan havalandırma sistemi geliyor.
Boğaz’da yaptığım evlerde genellikle odalardaki ve salondaki tüm ekranlara, çatıya koyduğumuz 360 derece dönebilen kameraları bağlıyoruz. Bu sayede evin herhangi bir odasından Boğazı canlı izleyebiliyorlar. Bu sistemin bir benzerini Pelican Hill’de tasarımına başladığımız bir villaya yapacağız; buradakinin tek farkı, Boğaz’ı internet üzerinden webcam sağlayıcıları ile alırken, Kabe ve etrafını da uydudan canlı olarak 24 saat izleyebilecekler.”







ÇÖKÜŞLERLE BERABER!
Gül kokan günaydınlar Hacı Bey’im.Yumurtanız az pişmiş mi olsun,yoksa kameranızdan Kabe’yi izlerken palmiyelerin altında beni mi yemek istersiniz?
bunlarin da parasi biticek
hayatın güzellikleri gibi kabeye yakınlık da desenize yine paranıza göre olacak …
Çirkin bir müstehzi tavrınız var. Neyi eleştirdiniz burada?
zevksizlik, abartı, şatafat merakı, caf caf, görgüsüzlük, lüks tüketim merakı…. daha saymalı mıyım?
Esasında size ayrıca ünlü biyolog ve tarihçi Jared Diamond’un “Collapse” isimli kitabını da tavsiye edeceğim, aşırı şatafat merakının uygarlıkları nasıl çökerttiği ile alakalı. Ben özellikle İslam felsefesini benimsemiş gözüken kesimlerin lüks tüketim ve sefahat ile bu biçimde ilişki kurmasını batılıların benzer huylarından daha dikkat çekici buluyorum. Neticede bana Dubaileşme’nin bir uzantısı gibi görünüyor.
Boran,
Sadeliği seviyorsan şatafatı eleştirebilirsin. Dünyada bunun bir ton örneği de vardır. Koy onlardan da bir iki tane ve mesajını ver: Şafatafatı sevmiyorum, de. Ben yazını okuyunca sadece bir tek şey görüyorum. Okuyanlar da aynı şeyi görmüşler ve bak nasıl manidar yorumlar bırakmışlar.
İslamı ve sadeliği seviyorum ben. Sitenin de sürekli takipçisiyim. Böyle çalışmalar ve altındaki yorumlar benim canımı sıkıyor.
Bu haber islami sermayenin islamı nasil çürütmeye basladığından bahsediyor sanırım. Bu fotoğraflar da inanç ortaklığıyla oluşan kültürün, kazanan sermayenin nasıl inancın kendisine karşın bir sistem oluşturduğunu ima ediyor. Manidarlık bundandır. Buradaki örnek islam olsa da, bu mekanik tüm inanç sistemlerinin içinden geçme riskini taşıdığı bir kısır döngü. Lüks ve gösteriş islam dininin ve diğer pek çok dinin yasakladğı kavramlar.
Öte yandan kafama silah dayayıp bir seçim yapmamı isteseler “American Country Home” estetiğinden, içinde yaşadığımız alçıdan ionik sütunlar ve kartonpiyerler denizinden, sarı ve pembenin çarpıştığı duvarlardansa üstteki resimde yer alan odayı tercih etmem mümkün. Prince of Persia, Simbad ruh hallerini denemek isteyebilirim.
Bu arada aklıma da bir soru takılıyor: Acaba oryantal her şeyi islami diye sınıflandırmakla hata mı ediyoruz?
Arzu, burada İslamiyete edilen bir laf yok. Yine de madem lafı açıldı:
İslami burjuva kesimin şatafat tanımını da geçmiş bir yaşam tarzı var. Nefsin terbiyesi, haram kavramları en başta aklıma gelenler bu evleri görünce ki bunlar İslam’da nerde var? Tabi herkes herşeyi anladığı kadarıyla yaşar. Nerde terbiye edilmişlilk burda? Ben göremiyorum.
Eleştiri/yorum/hiciv’e, kısaca görüş farkına kapınızı kapattıktan sonra konuşulacak bir şey kalmaz. Konuşulacak yerin bittiği noktada da ya bağırılmaya ya arkadan konuşmaya ya da dövüşmeye başlanır.
O yüzden konuşmak iyidir.
İslam’ı sevmek ve bunu ifade etmek nasıl bir bireysel haksa, sevmemek ve bunu ifade etmek de aynı şekilde yorumlanmalıdır. Ve tabii ki öyle olmaz.
İşte o yüzden bunlar konuşulmalıdır.
İnananına müdahale etmek aklımdan geçmez ve kendimle çelişmiş olurum. Velakin İslam dahil bütün organize dinlere olan antipatimi gerek söz gerek eser bazında ifade etmemin önünde de elimden geldiğince kimseyi durdurtmam. Aksi bazda reddettiğim kutsallığı bir düzeyde kabul etmiş olurum.
Karışmasın diye bir kere daha altını çiziyorum: Ben buna veya şuna iman ediyorum diyen bireyin kılına dokunulmasına veya bu yüzden olumsuz muamele görmesine ne kadar karşıysam, organize inanç kurumlarının tamamının hem ciddi hem mizahi bazda yerden yere vurulmasının o kadar arkasındayım.
Son olarak, “iddia makamının” “savunma makamını” “sanığı” yanlış tanıdığına ikna etmek için uğraşıyor olması çocukluktan beri güldürmüştür beni. Sağolsunlar son iki yorum da epey eğlendirdi sabah sabah.
Tartışmanın genel gidişatının dışından bakınca benim gözüme bir kesim insanın rüyası geliyor aslında. Nasıl Amerikan Rüyası diye bir ev+araba rüyası varsa bu tip bir “Şark Rüyası” da olabilir tabi. Herkesin rüyası kendine…
Hayatları boyunca türlü masallarla büyütülmüş/uyutulmuş bir kesimin rüyalarının gerçek olması veya buna olanak sağlayan Şafak Çak isimli kişinin mimari dokunuşları ve/veya dekorasyonları… Pek umurumda da değil aslında kimin ne gibi bir evde yaşamayı hayal ettiği.
Asıl merak ettiğim rüyalarının içine girdiklerinde yani bu evlerde yaşamaya başladıklarında -ki sırf islami kesimden olan kişileri kesinlikle kastetmiyorum burda- hissettiklerini/hissedeceklerini merak ediyorum. Rüyaları ile gerçekleşenleri arasındaki farkı merak ediyorum ben.
Tabi efendim, müslüman sadece tuvalet temizlesin. maaşla orda ubrda çalışsın, amelelik yapsın. Para müslümanın neyine.
Kimseyi bir şeyle itham etmiyorum. Etiketler ve yazıdan yola çıkarak böyle bir yorum yaptım ben. Yine de ölçüyü taşırmışlık varsa yay’lığıma verin.
arkadaşlar kimse kalkıp bi başka dinden olanı yada ateist olanı niye şatafatla yaşıyosun parayı niye israf ediyosun diye eleştirmez burada eleştiri islama değil müslümanım deyip olmayanı ya da dine aykırı bişey yapanı kınayanların parayı bulunca islamla örtüşmeyen lüksü tercih etmesi şatafat çinde yaşamasıdır lütfen karıştırıp da boşa tartışmayalım kimsenin islamiyete bişey dediği yok
Onur Aynagoz demis ki; “Bu arada aklıma da bir soru takılıyor: Acaba oryantal her şeyi islami diye sınıflandırmakla hata mı ediyoruz?”
bu sorunun cok yerinde bir soru oldugunu dusunuyorum. bu savurganlik denebilecek seviyedeki harcama bana kalirsa islam ahlaki acisindan elestirilebilecek bir konu degil. paranin dunya uzerinde kultur eli degistirmesiyle aciklanabilir. Hummer kullanan batilinin artik az yakit tuketen hybrid arabaya donmesinin tek sebebinin cevreye karsi duyarlilik olmadigini gorebiliyorsak bu tuketime yalnizca islam toplumlarina yakistirilacak “gorgusuzluk” adi altinda yaklasmanin bireyden topluma yayilan enlere sahip olma hirsini hice saymak oldugunu da gorebilmeliyiz. boyle ciddi konularda yorum yaparken cumleleri ve kafami tam toparlayamami lutfen ‘koc’luguma verin, aptalligima, cehaletime filan verirseniz bozusuruz…
of cok fena ve gerzek bir roportajdan alinti yapmissiniz ama. cak safak dediginiz adam sadece islami sermayeye yonelik evler yapan biri degil. ferrari ferayeden tut, bir suru sosyetikle calisiyor. dini para. dolayisiyla parasi alan herkesin zevkine gore duduk caliyor. tartismaya degmez.
gercekten yaptıklarında dürüstmüsün seni gercekten araştırdılarmı hangı kısı senden memnunmus canlı yayına cıkarsınlarkac kısıyı madur ettın bır arastırılsın utanmıyorsun televızyonlara cıkıp söyle boyle demeye yapılan ıslerın alın terı paralarını odemedın daha ayıp ayıp ınsan olun kul hakkı yenmezbu senden fıtıl fıtıl cıkar