Sıfırdan başlasak
Yazar: Boran GÜNEY 25 September 2008
“Bütün ulusal ve uluslar arası mali yetkililerin temel görevi hem tek tek yurttaşları hem de şirketleri ve genel olarak toplumu ihmalkarlık ve yolsuzluklardan korumak için piyasaları ve iş hayatını düzenlemektir. Oysa 1979′dan bu yana bütün hükümetler, bütün uluslararası kuruluşlar, bütün ulusal bankalar, ve yeryüzündeki bütün uluslararası bankalarla mali kuruluşlar görevlerini yaparak bu gangster kapitalizmini düzene sokmak yerine Thatcherci ve Reagancı açgözlülüğün peşine takılıp çıldırdılar. Onlara Friedmancı monetarizm teorisine (bu teoriyi şimdi günahkar Milton Friedman’ın kendisi bile sahiplenmiyor) besledikleri delicesine inançtan başka bir şey yol göstermiyordu. Bu kuruluşlar kendi hesaplarındaki devasa gerçek borç bataklığını hayali paralarla denkleştirip –dünyanın bütün önde gelen özel mali kuruluşlarının da hesaplarını aynı şeklide denkleştirmesine onay vererek- şimdiki krize yol açtılar.
Bunun dolaysız, gözle görülebilir, ve büyük ölçüde öngörülebilir sonucu küresel borçlar toplamının şimdi yeryüzündeki tüm gerçek varlıkların toplamının üç katına çıkmış olmasıdır. Yeryüzündeki her kiralayıcı/satıcı artık varlığını sürdürebilmek için başkasının parasının peşinden koşuyor. Elde kalan tek çözüm her şeyi ama her şeyi bedelsiz millileştirmek, bütün borçları silmek ve her şeye sıfırdan başlamak. Başka her önlem yararsız ve yarım kalmaya mahkum olacak ve durmaksızın derinleşen ölüm sancısını uzatmaktan başka bir işe yaramayacak.” Britanya’da yayımlanan The Daily Telegraph gazetesinin internet versiyonuna yollanmış bir okur mektubundan.
Ertuğrul Kürkçü’nün global krizle ilgili, SolFaSol’de yayınlanan yazının başından aparttık. Devamı burada.
(Foto: Ryan McGinley)
Haberin kategorisi: +BORAN GÜNEY, 01 ETRAFTA
Etiketler: bankacılık, kredi, ne olacak memleketin hali, pazar, piyasa, post-kapitalizm

3 Yorum Add your own
1. arikan | September 25th, 2008 at 11:35 pm
Sınıf Korkusunun Postmodern Halleri – Ferhat Kentel
http://www.solfasol.org/?p=26#more-26
2. adeep | September 26th, 2008 at 3:33 pm
çırılçıplağız ve elmizde cep telefonlar ne güzel olmaz mı?
Bir “reset” zamanı yaklaşıyor sanırım.Tabi ki işin şakası ayrı insanoğlu asla böyle bir başa dönüşü kabullenmez.
3. Boran GÜNEY | September 27th, 2008 at 5:13 pm
@adeep
Insanoglu’nun kabullenme yetenegi bence sandiginda cok daha fazla, hatta belki en onemli ozelliklerimizden birisi, kisa zamanda her kosula adapte olabilmemiz. Ama farkli sebeplerden bunun hiç olamayacagini varsaymak gibi bir diger ortak ozelligimiz var.
Hepimiz, cok derinde aslinda evrimsel nedenlerden oturu statukonun devamini talep ediyoruz. Ust benligimiz ne kadar devrimci olursa olsun hep icerde bi yerde guvenlik arayan, degisimden, hayat sartlarinin tahmin edilemeyecek sekilde etkileneceginden korkan bir alt benlik var. Burada calisan mekanizmalar bizi, sahip oldugumuz dunyanin tek ve en iyi dunya olduguna ikna ediyor, tam da cocugunun uyuturucu bagimlisi olabilecegine asla inanmayan bir anne gibi.
Tabi dolayisiyla tum ciddi donusumlerden once insanlarin ortak inanci da, artik var olan sistemin donusemeyecegi, yerini baska bir seye birakamayacagi. Ama donusumun dogasi lineer degil, ya da baska bir deyisle, donusum aritmetik degil geometrik olarak etkisini gosteren bir eylem. Tek bir kucuk olay, kisacik bir zaman icinde viral bir yayilmacilikla, ilk basta ilgisiz gozuken yapi, sistem. kurum ve yasam tarzlarini da kokten etkileyebiliyor.
Yorum yaz
You must be logged in to post a comment.
Haberi izlemeye al | Yorumları RSS ile takip et