Archive for September 18th, 2008

Minareler süngüüüü

Boran GÜNEY : 18 / 09 / 2008

Extramücadele 1997′de başlamış büyük bir projedir. Hayali siparişler üzerine çalışır. Aynen bir grafikerin müşterisi için bir işaret tasarlaması gibi toplumsal baskı altındaki bütün topluluklar için işaretler tasarlar. Onların hayali isteklerine uygun resimler yapar. Üniversiteye alınmayan türbanlı kız da, kürtçe konuşması hoş karşılanmayan adam da, Avrupalılaşma hareketine karşı çıkan islamcı da, islamcının karşıdevrim arzusundan rahatsız olan ordu ve sol aydın da Extramücadele’nin hayali müşterileridir. Extramücadele’nin hiç bir politik düşüncesi yoktur. Taraf değildir. Olamaz.
- – - – - – - – - – - – - – - – - – - 
Extramücadele sürekli ödünç alarak, rüyayurdunu arar.
Bu arayış kavramsal bir temel oluşturmak isteğinden çok, düşüncenin rüyasıdır. Aynen bir elma resmi ile bir elma yazısının ancak rüyada aynı şey oldukları gibi. Ya da İstanbul’a gelen bir yabancının karşılaştığı İstanbul tabelası ile gerçek İstanbul’un birbirlerinden çok farklı şeyler olmalarına rağmen, aynı şey de oldukları gibi. Extramücadele, birbiri ile ilgisi olmayan şeylerin ilişkisidir. “Düşünüyorum” durumundan, “düşünülüyor” durumuna geçme isteğidir. Extramücadele, fotoğraf, şekil, işaret ve yazının bitmeyen kavgasıdır. Farklı dünyalardan koparılmış bu dörtlü arasında sürekli bir geçiş, birbirlerine kaçış vardır. Her biri, diğerinin hayaletidir. Dünya ve öbür dünya ve öbür öbür dünya gibi… Extramücadele, farklılardan bir vücut yapar. Birbirlerinin hayaleti olan parçalardan bir bütün, bir Frankenştayn yapar.

Basquiat bize kendinden bahset

Boran GÜNEY : 18 / 09 / 2008

Jean-Michel Basquiat’ın kendi eliyle yazdığı/çizdiği otobiyografisi.  Az önce Stereohell’de yakaladım.

Bu yazıyı okuyun

Boran GÜNEY : 18 / 09 / 2008

 

Memo Tembelçizer ve Sezyum porno sitelerin kapatılmasını protesto eden bir oluşum oluşturdular.  Bugün gezerken Memo’nun aşağıdaki müthiş yazısına denk geldim. Eğer politikaya atılmayı düşünürse oyum Memo Tembelçizer’edir. Bugünden herkese duyuruyorum. 

porno sektörü, çocuk pornosu ve pornoda kadının yeri

Porno dünya çapında büyük ve ticari bir sektör. Bu sebeple porno sektörünün insanların cinsel ihtiyaçlarını sömürmekte olduğunu söyleyebilir miyiz? Evet, söyeyebiliriz; tabi eğer her ticari sektörün insanların ihtiyaçlarını sömürdüğünü söylüyor isek. Porno sektörünün bir sömürü düzeni olduğunu söyleyen kişi komünist olsa gerektir; yiyecek sektörünün insanın beslenme ihtiyacını sömürdüğünü, otomobil sektörünün ulaşım ihtiyacını sömürdüğünü de söylüyordur. Yok eğer bunları dile getirmeksizin, bunlardan rahatsız olmaksızın sadece porno sektörünün cinselliği sömürdüğünü söylüyorsa aslen sömürüden değil cinsellikten rahatsız oluyor, sömürüyü bahane ediyor demektir. Evet, porno sektörünün cinsel duyguları ve porno çalışanlarının iş gücünü sömürdüğünü söyleyebiliriz, ama suçu pornoya atarak değil, suçun kapitalist ilişkilerde olduğunu kabul ederek söyleyebiliriz.

Çocuk pornosu suç mudur? Elbette ki suçtur. Kendi adına karar veremeyecek ve karşı koyamayacak yaştaki kişileri ticari çıkar uğruna porno filmlerde oynatmak suçtur. Ancak ‘Porno’ başlığı altında değil, ‘Çocuk istismarı’ başlığı altında suçtur. Çocukların aile içinde şiddet görmelerini önemsemeyen, aile içi cinsel tacize uğramalarını örtbas eden, çalışacak çağa gelmeden zorla ve kötü koşullarda çalıştırılmalarını ise el altından destekleyen hakim anlayışın kalkıp çocuk pornosuna karşı durmaya yüzü olmasa gerektir.

Porno filmlerde kadın aşağılanmakta mıdır? Evet, porno filmler kadını erkek egemen anlayış doğrultusunda erkeğin hizmetinde göstermektedirler. Ama romantik komedi filmleri de böyle göstermektedirler. Macera filmleri, dramlar, korku ve komedi filmleri de böyle göstermektedirler. Çünkü sadece porno dünyası değil bütün toplum erkek egemendir. Buradan yola çıkarak nasıl ki ‘Sinema kötüdür’ diyemezsek ‘Porno kötüdür’ de diyemeyiz. Burada kötü olan şey toplumun hakim anlayışıdır ve buna karşı mücadele etmenin yolu pornoyu yasaklamak yahut küçümsemek değil, macera olsun, korku olsun ve yahut porno olsun, kadının sosyal durumunu etik olarak ifade edebilecek şekilde sinema eserleri üretmektir. Şunu da unutmamak gerekir ki cinselliğini özgürce yaşayan kadınları ve porno oyuncuları gibi cinselliği meslek edinmiş kadınları “orospu” diye sınıflandırıp aşağılayan, erkek egemen anlayışın kendisidir. Hem kadının özgürleşmesinden yana olup hem de açıkça cinsel ilişkide bulunan bir kadını aşağılıyor olmak çelişkili bir durumdur ve görünüşte kadından yana olup aslında derinden benimsenmiş bulunulan erkek egemen anlayışının değerlerinin hiç de sorgulanmadığını gösterir.

 

Baskı

tunctunctunc : 18 / 09 / 2008

T-shirt’ü Amerikalılar 2. dünya savaşında Avrupalı askerlerden görmüşler. Almışlar götürmüşler memleketlerine. Mesaj alanı olarak kullanmışlar soğuktan korusun diye yapılmış giysiyi. Hatırlıyorum babam Amerika’ya gitmişti 82′de, hala anlatır en çok verilen sipariş ‘BASKILI T-SHIRT’ idi diye. Moda oldu, modayı da geçti doğal oldu ‘torso’ formundaki bez parçası. Hani yeri geldi adam gibi baskısız T-shirt bulamaz olduk. Ama dikkatli olmak lazım, reklam aracı olmamak lazım, istemeden yanlış mesaj verdirir adama o basit sandığın giysi.

E kardeşim herkes yabancı dil bilmek zorunda değil. Geçenlerde internetin tekinde gördüm: İmajdaki arkadaş yazlık bir beldemizden aldığı T-shirt ün üzerindeki baskıya dikkat etmeden aldığı için turistlerin tacizine uğramış ve T-shirt’ü aldığı dükkanı dava etmiş. Arkadaşın avukatı ‘Müvekkilime ayıplı mal satıldı. Bunun cezası yasada açık. Hakkımızı sonuna kadar arayacağız’ demiş. (nelerdir ayıplı mallar merak ederim) T-shirt ün üzerinde ‘ŞIK PEZEVENK’ yazıyormuş. Hayır kötü de birşey demiyor aslında, insan arkadaşına bile der arada. Böyle absürd T-shirt vakası çok olmuştur hayatlarımızda. Bir gün bizim eve gelen gündelikçi ‘Ümmiye Teyze’ giymişti bir T-shirt, ‘SHUT UP BITCH’ yazıyordu üzerinde. Düşünmeden edememiştim anneme bir şey mi demek istiyor diye.

Bu imaj da aynı hesap: Çok yakın dostum ‘Tomtini’ iş icabı gittiği Mekke’de çektiği bu fotoğrafı göstermişti bana. Gerçekten vahimdi durum. Bu sefer ki ‘Baseball Cap’ti ama. Demezler mi adama; Bre kafir ne işi var ‘Jesus’un Müslümanın kafasında? Bi de üstüne üstlük ‘I JESUS’ yani Türkçesi ‘BEN İSA’. Bir de üstüme iyilik sağlık ‘İSA’ iki kere yazılmış birbirinden farklı iki ayrı FONT la…
Allahım kör et beni.