Archive for September 11th, 2008

10 şeyi burada sıralamak zor ama en azından bir tanesini bugün Elif gönderdi. Şöyle diyor:
“6 Aralık 2008’te Haydarpaşa Gar’ı kapatılıyor! Önümüzdeki ay ise boşaltılıyor. Marmaray projesinin kapsamında satılacak olan gar, silo binaları, servis binaları, liman gibi Anadolu’nun ve İstanbul’un kaderini belirlemiş mekanlar hakkında yeterli bilgi almak güç. İmza Kampanyası’na katılın, gelişmeleri takip edin. Haydarpaşa Garı’nın kapatılmasına birkaç ay kala, unutulmaz yolculukların başlangıç noktasında yiyip-içelim! Haydarpaşa Gar Lokantası alaturka ama arabesk olmayan müzikler, hafif kitsch tarihi dekor, yalın ve çok lezzetli yemekler ile özellikle akşam saatlerinde ayakları ne yöne gideceğini bilmeyenler için atmosferik bir efkar dağıtma mekanı.”

Mekan gerçekten salaş görünüyor, muhakkak gidip görmek lazım.

Bilen bilir, İbrahim Tatlıses’in kendi adını taşıyan konfeksiyon markasını. Web sayfasını ilk gördüğümde demiştim ‘helal olsun yansıtmış kendi tarzını’. Yalnız bir strateji hatası vardı, promosyonda model olarak ünlü erkek mankenlerimizden ATİLLA SARAL kullanılmıştı. Olmuştu olmasına ama, konfeksiyon o kadar ‘İBO’ idi ki, taksalar modele bir bıyık bitecekti olay.

Sanırım reklamcılar olaya el koydu ve düzelttiler yamukluğu.
Rahatlattılar seni, beni, hepimizi.
Tık > www.bytatlises.com
O gün belli olacaktı Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olacak mı, olmayacak mı? Doğal olarak tüm ülke takibindeydik olayın. İnternet cağımızın buluşu ya, hemen yazdım www.abdullahgul.com.tr diye. Karşıma çıkan şey bir kez daha internetin neden çağın buluşu olduğunu söyledi bana. Bu ne HIZ, bu ne SÜRAT. Dedim helal olsun bu süper-sonik samimiyete.

Samimiyet diyorum şu yüzden: Gerçekten hoştu yeni Cumhurbaşkanımın kendi sayfasına kişisel bir not koyması, modern gelmişti nedense? E tabi günler geçti web sayfası güncellendi ve aradaki mesafe tekrar açılır oldu. ‘Kapanması’ dileği ile…
Son durum için bi tıklayınız: www.abdullahgul.gen.tr

“Hasta Adam” fenomeninin bir diğer boyutunu bugün FFFFound‘da gezerken yakaladım. O tarihlerde moda olduğu üzere 1. Cihan Harbi öncesindeki politik durumu, ülkeleri karakterlerine göre hicvederek gösteren bu haritada, Osmanlı, üstünde “Made in Germany” yazan bir kılıçla kendi boğazını keserken görünüyor (Almanlar yenilince biz de yenilmiş sayıldık?). Boğazı da bildiğimiz “Boğaz”. İlginç bir nokta diğer bütün ülkeler birbirinin boğazındayken, bizim kendi işimizi kendimiz görüyor oluşumuz. 100 yılda değişen çok birşey yok gibi bir Levent Kırca bitirişi yapalım o zaman.

Bilen bilir bilardoda bir terim vardır, ‘Banttan Görmek’ diye. Box sporunda da vardır ona yakın bir hareket ‘Sol Gösterip Sağ Vurmak’. Aynen o hesap 3 Slovak sanatçı Davide Grassi, Emil Hrvatin ve Zaiga Kariza kafa kafaya vermişler ve isimlerini mevcut Slovak başbakanın ismi olan JANEZ JANSA olarak değiştirmişler. Güzel hareketler bunlar. Biz gaza gelmeyi seven, gaza gelmekten hoşlanan insanlarız. Çıksa idi Türkiyeden iki güzel sanatçı hadi değiştirelim ismimizi diye…
Soruyorum size yer miydi?

Bildiğiniz gibi evvel zaman önce yaklaşık 7 yıldır aranan ve ‘bulunamayan’ binlerce insanın canına mal olmuş Sırp lider Karadzic kılık değiştirmiş bir biçimde tam da bir okulda metafizik adına söyleşi yaparken yakalandı. Nasıl saklandı? Nasıl yakalandı? Niye bunca yıldır bulunamadı-yı sormaktansa, yakalandığı zamanki hali hayli ilgimi çekti. Aynı hareketin kralını Saddam Huseyin bir kaç yıl once yapmıştı. Sakal uzatıp kılık değiştirmek bu kadar mı kolay? Bu iş bir sakal ile oluyorsa, Usame Bin Ladin’i sinekkaydi bir vaziyette Miami sahillerinde kızlar ile cilveleşirken hayal edebiliyorum…