
50′lerin seks, 60′ların Hip, 80lerin disko, 90′ların retro kraliçesi Eartha Kitt 1957 yılında Katibim’i tatlı tatlı Türkçe sallayarak icra etmiş. Kayıt yer yer kesiliyor, nette daha iyi bir versiyonunu bulamadım. Bana ilk olarak geçen hafta gönderen Burak’a teşekkürler.
Uska Dara – Eartha Kitt
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Galerist Kapakları Üstüne 4 Varyasyon - 2008, Photoshop Manipülasyonu
Aydınlanmam Facebook’daki Galerist grubunun kapalı, yani sadece davetiyeyle / ricayla, selektif / elektif bir sistemle üye alacak biçimde kurulduğunu görmemle başladı. Bunun ne önemi var diyebiliriz; kaldı ki belki ben de bu gruba davet edilmiş olsaydım, okşananan gururumla, sanattan anlayan, çevre ve zevk sahibi bir grubun üyesi Boran Güney olarak aşağıda okuyacağınız yazıyı da kaleme almayacaktım…
Bildiğiniz gibi hem sermaye, hem zevk sahibi olmak kolay değil. Türkiye’de gerçek bir burjuvalaşma sürecini başarıyla tamamlamış, bu sürecin son evresinde hem sanat hamiliğinin ince protestan felsefesini, hem de sanat yatırımcılığındaki karlılığı idrak edebilmiş çok dar bir kentsoylu kesim var. Galerist de bu bağlam içerisinde, piyasa kurallarını çok doğru içselleştirmiş, uluslararası marka olma yolunda adımlar atmış, Hüseyin Çağlayan’dan Leyla Gediz’e, Taner Ceylan’dan Haluk Akakçe’ye kadar Türk güncel sanatında bir araya topladığı en flaş isimleri Jürgen Teller gibi uluslararası süperstarlarla kafa kafaya getirmiş, yurt sanatçılarını dünyaya açmış, ağlı bağlı, mükemmel ve seçkin bir kurum. Bu seçkinlikte bir kurumun Facebook gibi itin kopuğun, girenin çıkanın belli olmadığı bir çorba içerisinde, kendini savunma refleksine sahip olması ve malını kimin alabileceğini önceden belirleyebilmesi, bu seçkin ve özel hedef kitleye en üstün biçimde hizmet verebilmesi açısından da şüphesiz elzemdir.
Ve o hedef kitle tabii ki, birinci sınıf kağıda, adeta bir İsveç, adeta bir Norveç cabbarlığıyla basılmış, her sayfası kalite kokan hem öncü hem yenilikçi, hem de zeitgeist’ı yakalamış Galerist dergisinin / bülteninin kapak sayfasındaki Gümüşlük Evleri 11. Faz bant reklamına cevap verecek olan mağrur kitledir. Gümüşlük evlerini ister peşin, ister bu ve diğer cevval inşaat şirketleri tüm dağı çürük diş gibi evlerle doldurduktan sonra, duvarlarında çok cazip ve dekoratif Haluk Akakçe’ler, ultra hip sado-mazo ironik Erinç Seymen’lerle beraber üstelik Bonus’a 6 taksitle alabilirsiniz.
Galerist’ten onaylı evinizi aldıktan sonra Whitecube ya da Lehmann Maupin gibi kurumların yayınları kapaklarına “Miami’de süper lüks 3. faz villa” filan tarzı reklamlar alıyor mu almıyor mu kontrol etmeyi unutmayınız…
Neyse Huysuz Virjin dilini bir kenara bırakıp, şöyle toplasam: Bana öyle geliyor ki Galerist; Anglo-Sakson sanat simsarlığı / hamiliği felsefesindeki seçkinci ayrımcılık (ve ayrıcalıklılık ‘exclusivity & privilege[?]‘), ile yerli ticaret anlayışımızı, gün geçtikçe benzediğimiz Dubai tarzı ‘tam saha’ pazarlamacılıkla birleştirip, müstahak olduğumuz sanat piyasasını yaratıyor.


Türkiye’de yaşamanın en dayanılmaz yanlarının başında benim için mimari gelmekte. Sabah sabah NY Times’da okuduğum, dünyanın en önemli mimari eleştirmenlerinden Nicolai Ouroussoff‘a ait makale ve fotogaleri yine sinirlerimi bozdu. National Gallery’nin ek binasını yapan Pei gibi Renzo Piano gibi ünlü “müze mimarlarının” yeni işleri özellikle de Pei’nin NY’da yaptığı İslam Eserleri Müzesi nefes kesici.

Dün gece Marvin Minsky’nin aşk ve sanal zeka üzerine eski bir EDGE makalesini okurken, titreme (shivering) kelimesini wikipedia’da aradım. Belki bilenler vardır, titreme refleksi sıcak kanlı hayvanlarda vücut ısısı düşmeye başladığında hayati önem taşıyan organların etrafındaki kasların ufak ufak salınımı ile oluyormuş. Buradan hemen insan vücudundaki tüm reflekslerin olduğu bir listeye geldim. Listede terlemekten, derinin tavuk götü olmasına, öksürükten, gülmeye 70′ten fazla refleks bulunuyor. Yukarıdaki resmi de gülme sayfasında bulunca etrafta okuyucularının Victorian ilüstrasyonlara bayıldığını bildiğimden bu postu yapmak farz oldu. Bu arada Spore oynamaya başladım ve yukarıdakilerin de ışığında 2008 yılında evrimi hala maymundan gelmek zanneden cahillerden nefret ediyorum.