
Deniz Çift’in sticker çalışması üzerine sanırım Aydın Levendoğlu tarafından yazılmış. Ortadoğu barışı da lazım ayrıca alternatif olarak AB üyeliği ve Madam Sarkozy de güzel bi ikili teşkil ediyor.
Ayrıca Condoleezza Rice, internette ismi en çok yanlış telaffuz edilen insanlar arasında da başa güreşiyor gibi:
Condaliza Rice, Condoliza Rice, Condoleeza Rice, Condaleeza vs vs vs…

Bu yazıyı Dezeen‘de okuduğum başlığıyla veriyorum. Meydan, 2007 yazında Ümraniye’de açılmış bir alışveriş merkezi. Projesi ünlü mimari stüdyo Foreign Office Architects tarafından hazırlanmış. Cristobal Palma‘nın çektiği fotoğraflarda ülkemiz gündeminin sabit maddesi türbanı, çağdaş mimariyi ve Avrasya post-modern yaşam biçimini tek kare içerisinde görme şansına sahip oluyoruz.


Bu tespiti yaparken amacım türbanla ilgili bir pozisyon almaktan çok, yabancı bir sitede gördüğüm fotoğraflar, yabancı dilde okuduğum bir yazı aracılığıyla daha tarafsız bir bakış açısını araştırmak. Proje mimari olarak her ne kadar “çığır açmayan” kategorisinde yer alsa da, topoğrafyanın içersinde kendi düzlemlerini yaratarak, peysajın altına saklanarak, bu güne kadar daha çok Borusan’ın BMW, Land Rover ve Mini sattığı galerilerinde görmeyi umacağımız türden bir yaklaşımı, bir gurup “biz”in pek de uğramadığı Ümraniye’de, mevcut durum içerisinde bir gurup “biz”e çağ dışı olarak öğretilmiş olan Türkiye’nin yeni muhafazakar kesimin ihtiyaçlarını karşılıyor.

İlk bakışta tezat gibi dursa da aslında gördüğümüz şey tüketim toplumu ve türban gibi geçtiğmiz yüzyıla ait iki kavramın gayet olağan buluşması. Bu da aklıma Türban ve ilgili konuların laiklik ekseninde marjinalize edilip bir tür kontrol unsuru olarak kullanılıyor olma ihtimalini getiriyor. Çünkü biliyorum ki, tüketim alışkanlıklarını edinmiş, ve bunları tatmin edebilen toplumlar pek de devrim yapma potansiyeli taşımıyorlar. Gördüğüm kadarıyla hepimiz alışveriş merkezinin birleştirici çatısı altında bir araya geliyoruz. Çoğu zaman göremediğimiz ortak bir ülkümüz olduğu kesin.