P2P Art

Yazar: Elit Milli 10 April 2008

1968 doğumlu İsveçli sanatçı Anders Weberg‘in P2P Art konsepti, P2P (Peer 2 Peer) Network’leri için üretilmiş ve sadece orada var olan sanat eserleri üzerinden geçiciliğin estetiğini sorguluyor. Orjinal eser bir kullanıcı onu tamamen indirene kadar paylaşılıyor, daha sonra eser sadece kullanıcılar onu paylaştığı sürece var oluyor çünkü sanatçı, orjinal dosyayı ve onu oluşturduğu materyalleri yok ediyor. Torrent kullanarak paylaştığı video işlerinin asıl amacını tarih boyunca sanata değer kazandıran biriciklik nosyonunun yokedilmesi üzerine kuran

Weberg, “kıymetli” ilk versiyonu yok ederek ortada sadece kopyaları bırakıyor. Gerçi Walter Benjamin‘in daha 1936 yılında seminal makalesi “The Work of Art in the Age of Mechanical Production” aracılığıyla söylediği üzere, sanatın 20.yy’a kadar taşıdığı “biriciklik” değer yargısı teknik anlamda yok olmuş durumda olsa bile hala müzelerin, galerilerin ve sanat marketinin buna değer verdiğini görmekteyiz. Önemli olan fikir mi? yoksa nesnenin kendisi mi? Uç bir örnek olacak ama Rembrandt’ın resimlerinin kendilerine sahip olmaktansa, scan edilmiş, içindeki nesneler search edilebilir hale getirilmiş, digital kopyalarını tercih edebilirim belki. Hem nereye koyucam ki o resimleri..

Haberin kategorisi: 01 ETRAFTA, 04 ELİT MİLLİ

8 Yorum Add your own

  • 1. ali  |  April 10th, 2008 at 4:39 pm

    sanat pazarı, sanat nesnelerinin kısıtlı kopyaları olmasını istiyor, eskiden özgün baskıdan gelen alışkanlıkla, kısıtlı sayıda basılan fotoğraflar, “limited edition” dijital baskılar, video’lar ve dijital mecrada yapılmış olmasına rağmen yapay olarak sayıları sınırlandırılmış işler de bunun bir parçası. bunun nedeni biraz da sanat pazarının kendisini diğer popülist pazarların dışında tutma çabası, popüler olana dışardan yorum yapabilme isteği, buna göre bir kimlik oluşturmaya ve bu dinamikleri kendi küçük ve kısmen bağımsız ekonomisi içinde gerçekleştirmeye çalışması, aksi takdirde popüler kültür içinde yitip gideceği düşüncesi belki..

  • 2. Boran GÜNEY  |  April 11th, 2008 at 10:43 am

    sanatin populer kultur icinde yitip gitmedigi dusuncesine sahip olmani saglayan verileri merak ediyorum

  • 3. ali  |  April 15th, 2008 at 11:11 am

    “popüler kültürün içinde yitip gitmek” ile kastettiğim, genel beğeniye hitap eder hale gelmesi. bugün galerilerin ve bienallerin sinemalar kadar popüler olmaması, çağdaş sanat hakkında çıkan yayınların tiraj rekorları kırmaması ilk göze çarpan “veriler” olabilir.. diğer yandan da yukarıda bahsettiğim, kopyasına bile sahip olamama durumu var; bir holywood filminin dvd’sini satın alabilirsiniz ama mesla matthew barney’in bir filmine yasal yollardan sahip olmanız için bayağı iyi paralar ödemek gerekir herhalde, özellikle bu yapay ayrıma dikkat çektim çünkü bu çizgi de zaman zaman yapay olarak çikiliyor. julian stallabrass’in çağdaş sanat pazarı ve global ekonomi ilişkisinin dinamiklerini inceleyen “art incorporated” adlı ufak kitabını tavsiye ederim ilgilenen olursa: http://www.amazon.com/Art-Incorporated-Story-Contemporary/dp/0192801651

  • 4. aslik  |  April 15th, 2008 at 3:00 pm

    Matthew Barney biraz sıradışı bir örnek olmuş sanırım. filmleri dvd olarak cikarsa kaç kişi alır ki? “Genel” beğeniye hitap etmesi imkansız ötesi.

  • 5. Boran GÜNEY  |  April 15th, 2008 at 3:10 pm

    kitabı ısmarladım

  • 6. ali  |  April 16th, 2008 at 10:38 am

    aslik, zaten ben de sanatın bu “yitip gitmeye” meydan vermemek için çeşitli stratejiler geliştirdiğini, bunlarda birinin de kendi “arkaik” pazarını oluşturmak olduğunu savundum. bir diğer strateji de zaten popüler kültürün ilgisini çekmeyecek işler yapmak, matthew barney durumuna bakınca ikisi de mevcut sanırım.. bir de bunun tersini yapıp, popüler imgeler/yöntemler/estetik vs. kullanıp yine de dışarda kalanlar var. pop-art ve kitsch bunlara örnek olarak verilebilir, bunlar birer “sınır ötesi harekat” olarak görmek de mümkün belki, işleri bitince tekrar ait oldukları yere geri dönüyorlar, bu kulağa çok militarist geliyorsa virüse de benzetilebilir. =) ilk bakışta gözüktüğü ve po-mo jargonunda sıkça sözü geçtiği üzere “sınırların bulanmasına” değil, tam tersine keskinleşmesine yarıyor bunlar bence..

  • 7. ali  |  April 16th, 2008 at 10:49 am

    bu arada daha ucuz versiyonu da varmış kitabın, pahalısının linkini vermişim.. :)

  • 8. Boran GÜNEY  |  April 16th, 2008 at 3:39 pm

    sen sirittikca daha cok sinirleniyorum

Yorum yaz

You must be logged in to post a comment.

Haberi izlemeye al  |  Yorumları RSS ile takip et


Takvim

April 2008
M T W T F S S
« Mar   May »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
282930  

Son eklenenler