İç Mihrak
Yazar: Elit Milli 7 March 2008



Türkiye’de son yıllarda gördüğüm(üz) en açıksözlü, en etkili, en politik, en şahane anarkonihilist sokak sanatı hareketi! Tam da Sanatın kapitalist sistem ve market ekonomisinin bir yan ürünü haline geldiğini ve politik-tepkisel sanatın silinmeye yüz tuttuğunu düşünürken, hele hele İstanbul art scene’i tamamen mastürbatif ve altmetni olmayan sergilerle yapay bir zindelik kazanmışken, İç Mihrak bize bu toprakların kültürü ve sorunları üzerinden son derece postmodern ve etkili bir söylemle yeniden ümit verdi. VIVA!
Haberin kategorisi: 01 ETRAFTA
6 Yorum Add your own
1. Onur AYNAGÖZ | March 7th, 2008 at 8:42 pm
Yani bunların politik olduklari açık ama hangi koşullanmayla sanat diyoruz ondan emin degilim. Sanat demek zorunluluğumuz var mı? Entellektüelin görsel dışavurumu sanat mıdır?
2. Boran GÜNEY | March 7th, 2008 at 10:36 pm
eğer yapan “ben bunu sanat olsun diye yapıyorum, devletin bölünmez bütünlüğünü silahla bölmek gibi bi niyetim yok” diyosa sanattır. o bağlamda sanattır
3. mersenne | March 8th, 2008 at 10:25 am
Onurcum seni sanatsal yani konusunda supheye dusuren nedir? Daha ziyade streetart / culture jamming olarak da gorebiliriz tabi, ama o zaman extra mucadele veya hafriyatin yaptiklarini da sanat olarak gormemeli miyiz? entellektuelin gorsel disavurumu sanat midir bilmem ama sanat olmak icin hangi fundamentallar gerekli? en son hatirladigim kadariyla yaratici olmasi ve yapanin sanatsal aktivitede bulunuyorum demesi yetiyordu..
4. Onur AYNAGÖZ | March 8th, 2008 at 11:35 am
evet evet, bunu biliyoruz, yani her kim ki \\\”niyet ettim allah rızası icin sanatımı yapmaya\\\” der ve bir baskasina bir sey gosterirse o kisi sanatci olur. Bu kadar basit. Ote yandan sanat her zaman suphe kaynagı olmuştur. Yani başlangıçta hep \\\”Bu da sanat mi canım?!\\\” faktörü vardir. Hatta olmalıdır da…
Ama ben bu işlerin sanatsal yanından değil de aslında bizzat sanatın kendisinden şüphe duymaktayım.
Politik sanat söz konusu olduğunda bu supheler ozellikle bas gosteriyor. Bu supheyi ExtraMücadele veya Hafriyat\\\’in yaptığı işlerde de bizzat kendi yaptığım işlerde de duyuyorum. Sanat Goya\\\’dan bu yana zaten politik bir durus etrafında sekilleniyor. Bu halde uzerinde uzerinde dogrudan verilmiş çeşitli politik mesajlar içeren bir şey illa ki sanat olmak zorunda midir diye soruyorum.
Sanat tanımının çılgın bir şekilde genişlemiş olması, bir kara delik gibi grafik tasarımcıları, karikatüristleri, yazarları, ve hatta Boran\\\’ında dediği gibi DJ\\\’leri içine çekiyor olması, ve ilgili alanları da bir şekilde sanat altı bir konuma itiyor olması bence üzerinde düşünülmesi gereken bir konu. Yukarıda bulunan işleri gayet başarılı buluyorum. Ote yandan bu benzeri şeyleri 20 yıl önce mizah dergilerinde bolca görebiliyorduk.
Etrafta\\\’da ya da başka bir yerde sanat dendiği itibaren bu işler aslında esas olan yıkıcı niyetinden kopartılarak, sistemin tanımlarından bir altına sokuluyor ve evcillestirilmiş oluyor. Sisteme ait iki kriter \\\”basarılı ve basarısız\\\” üzerinden tartismaya acilmis oluyor.
Bundan 6-7 sene önce gayet karizmatik bir vatandaş olan Banksy\\\’nin bugün üzerinde resim yaptığı ve mal sahipleri tarafından binlerce Pound\\\’a satılan duvarları düşününüz. Banksy artık bir sanatçıdır. Ancak gözümüzde artık hiç bir değeri kalmamıştır. En başta sorduğum sorunun kaynağı da bu işte. Yani buna sanat demesek olmaz mı? Illa sanat olmak zorunda mıdır? Beğendiğimiz ve sanat dediğimiz her şeyi \\\”fundemental\\\”ler üzeri bir pozisyona yerleştirerek aslında yok etmiyor muyuz?
5. mersenne | March 8th, 2008 at 11:57 am
dusundugum iki seye temas etmissin, biri karikatur konusu ki cok dogru ama sonuc olarak karikatur de bir sanat altbasligi.. banksy konusu da aklima gelmisti o da cok dogru, ama soyle noktalar var, birincisi godel’in incompleteness teoremi isiginda, biz ne yaparsak yapalim sistem eninde sonunda bu tip ogeleri kapsar ama sistemdisi ogeler de her zaman olusmaya devam eder, malesef kapitalist sistemin buyuk bir replikator olmasi onu cok hizli bir sekilde herseyi yutan bir hale getiriyor. banksy 2 sene once sistemdisiydi dedigin gibi bugun sistemin bir ogesi muhtemelen banksy de bundan rahatsizdir. bahsettigin yikici niyetinden koparilma ve evcillestirmeye de katiliyorum, hatta sistemi donusturucu hicbir sey kalmamasindan muzdaripim, gecen de bununla ilgili guzel bir yazi okudum, kelimelerin ve imajlarin gucsuzlestigi konusunda, bunun birseylere sanat dendigi anda basladigi konusunda emin degilim ama, daha karmasik birsey olmali, birseyi sadece isimlendirdigin an (ki sanat cok da kotu / basit bir isim degil yillarca en saygin seylerden biri olmus) onun degerinin degismesi konusunda suphelerim var.
Sonuc olarak son cumlende soyledigin daha guzel bir tartisma konusu sanat kutsalligini yitirdi mi tadinda, bastaki ilk commentini sanirim boran’da ben de underestimate etmisiz
su yaziyi okuyun derim..
The Ubiquitious Matrix of Lies
http://www.ascentofhumanity.com/061107.php
bir de tam alakali degil ama
hem cok guzel hem de teget de olsa sisteme yonelik elestiriler oldugundan oturu okunmali
Overcoming Tourism
http://www.hermetic.com/bey/tourism.html
6. Onur AYNAGÖZ | March 14th, 2008 at 11:23 am
Faydalı iki yazı için teşekkür.
Yorum yaz
You must be logged in to post a comment.
Haberi izlemeye al | Yorumları RSS ile takip et