Bu gece müteakiphareketler isimli ilginç blogda gördüm. Uzun zamandır bu kadar kafamın basmadığı bir imgeyle karşılaşmamıştım. Bildiğimiz Türk asker hatıra defteri gibi gözüken bir sayfada Japonca olup olmadığından emin olmadığım bu yazı ile ilgili sitede de herhangi bir bilgi girilmemiş. Bir bilen anlatsın.
Hatırlarsınız, bundan 3 ay kadar önce Hafriyat Karaköy’de “Allah Korkusu” adıyla bir sergi düzenlenmişti. Serginin içeriğinden haberdar olmayan islami medya mal bulmuş mağribi gibi konuya atlamış, sergiyi ve düzenleyenleri kafir provokatör ilan etmiş, açıkça hedef göstermişti. Bu olaylar neticesinde sergiyi organize eden Hafriyatçılar çareyi polisten koruma istemekte bulmuş, sergiyi korumakla görevlendirilen emniyet mensupları ise işleri incelediklerinde tahkir ve tezyife uğrayanın sadece islam dini ve allah olmadığını, aynı zamanda devlet ve Atatürk’ün de hakaretlere maruz kaldığını tespit edip bu yolda soruşturma başlatılmasına önayak olmuşlardı. (bu cümledeki Türkçe bozuklukları düzelti becerimin ötesinde oldu)
Yukarıda izleyeceğiniz video ise artık hepimizin aklında ve kalbinde kötü faşist imparatorluk olarak yer eden Amerika Birleşik Devletleri’nden, ülkenin milli kahramanı, kurucu babası George Washington hakkında bir skeç. Anladığım kadarıyla en bitmiş ve engellenmiş halinde bile yerleşmiş bir demokrasi kültürü (ABD anayasasının meşhur “1st Amendment”ı - Kongre insanların din, konuşma, toplanma, basın özgürlüğüne karşı yasa çıkaramaz, çıkarması teklif dahi edilemez hesabı-) yıkık haliyle ülkemdeki durumla kıyaslayınca beni zaman zaman utandırıyor.
Antropolog Helen Fisher, cinsiyet farklılıkları ve insan duygularının evrimine hayatını adamış bir bilimkadını. Yukarıda izleyeceğiniz videoda Fisher’ın aşk hakkındaki çözümlemelerini içeren oldukça ilginç bir konuşma yeralıyor.
Fisher konuşmasında tutku, uzun vadeli bağlılık gibi aşkın evrelerinden, neden aşık olduğumuzdan, neden aldattığımızdan, kadınlara ait bir takım doğal yeteneklerden ve kadınların çağdaş dünyadaki bir yeni ve dikkat çekici konumlarından bahsediyor.
Ayrıca aşk acısıyla antidepresanlara sarılanlar için bir kaç uyarıda bulunuyor.
Az önceki Sovyet kartpostalları post’u Mersenne’i bize üstteki müthiş Amerikan Ütopya’sını göndermeye sevk etmiş. Filmdeki birçok icat günümüzde artık aşina olduğumuz şeyler, gps, mobil iletişim, dev alışveriş merkezleri, ışıklı otoban yönlendirmeleri gibi. Tabi bu filmin, yürüyen yaya kaldırımları sayesinde “window shopping” kolaylaşırken, yenilen hamburger ve pizzaların nasıl yakılacağını düşünemeyecek kadar naif bir tarihsel dönemin ürünü olduğunu unutmamak lazım.
Biliyorsunuz geçmiş gün insanlarının gelecek tahayyülleri sitemizin tekrar eden temalarından biri, ayrıca şimdi yitip gitmiş olan Sovyet grafik lezzetleri de bir diğer ilgimizi çeken dünya. Bu ikisi birleşip üstüne de yeni yıl gibi güncel bi pakete girince etrafta’da yayınlamak elzem oldu. Üstteki ilüstrasyonları ilk Drawn‘da gördüm sonra devamını Mazaika‘dan buldum.