Devletin dondurması
Yazar: Onur AYNAGÖZ 10 August 2007

Geçen gün markette bir derin dondurucunun en alt rafında, bir köşede Atatürk Orman Çiftliği dondurması buldum. Ankara’nın geçmiş sosyal yaşantısında Atatürk Orman Çifliği Dondurmasının yeri başkadır. Bilenler bilir. Hemen bir kutu aldım. Mutfak tezgahının başında dibine kadar ağzıma soktuğum bir kaşıkla pakete bakarken dikkatimi bir şey çekti. Bu dondurma tadını sütten gelen doğal lezzetten almıyordu. Beyaz ötesi değildi. Aşkım için üretilmemişti ve üstelik kızgın kumlar ya da serin sularla da uzak yakın bir alakası yoktu. Paketin üzerinde sadece “DONDURMA” yazıyordu. Yediğim şey beni özgürleştirmiyordu, düşük kalorili değildi, çocuğuma güvenle yedirme sorumluluğum yoktu. Elimde deterjanların sadece deterjan olduğu, diş taşlarının dişlerimizi henüz dökmediği, yağların doğala özdeş olmadığı zamanlardan kalma bir kutu taşıdığımı hissettim. Böylesine tüketimin ayrı bir tadı, ayrı bir hafifliği olduğunu söylemeliyim. Devlet’in dondurmasıydı bu elimde tuttuğum. Markette buzdolabının başında acaba hangisini seçsem diye kıvranmam gerekmiyordu. “Al sana dondurma” diyordu devlet. İster ye, ister yeme. Sadece dondurma.
Haberin kategorisi: +ONUR AYNAGÖZ, 01 ETRAFTA, 04 EN SEVİLENLER
Etiketler: cumhuriyet, devlet
1 Yorum Add your own
1. Yesek » Müzedechan&hellip | August 17th, 2007 at 8:11 pm
[...] Bakalım. Aklımda kalanlar yani kayda değer güzellikte olanlar: fava ve deniz börülcesi, üstlü altlı; maş piyazı; menüdeki adıyla “rezene, enginar, zeytinli kuzu ve pilav.” Kuzuyu ayrı, diğerlerini ayrı pişirip sonradan birleştiriyorlamış. Kötü değildi ama bu tür haşlama işlerini Şemsa Hanıma bırakmak daha doğru bence. “Kuzu pirzola, firik pilavı ve harissa sos” da birkaçımızın ısmarladığı birşeydi, ben denemedim ama memnun kaldılar. Tatlılardan greyfrutlu çikolatalı musun menünün demirbaşlarından olması boşuna değil. Zevk sahibi insanlar için birşey. Çörekotlu krokanlıyla hele. Geçen sefer Emi’yle paylaşmıştık, Emi yine aynısını istedi. Ulaş’ın “Türk kahveli dondurma, acıbadem likörü, Changa biscotti”nin dondurmasını, Zeynep’in “Karpuz suyunda kavun ve rakılı dondurma”nın rakılı dondurmasını ve Ufuk’un”Zencefilli Krem Karamel”den denediğimi ve hepsinden hoşlandığımı hatırlıyorum. Diyebilirsiniz ki dondurmanın Türk kahvelisi de rakılısı tribünlere oynamaktır 2007′de, haklı da olabilirsiniz. Ama o 2007′de Algida henüz ikisinden de çıkarmadı hem de devletimiz hala “sade dondurma” satıyor. Ben “Mozaik pasta ve portakal kabuğu şekerlemesi” istedim. Yine, ama sektirmeden yine en kötü tercihi ben yaptım. Nedense canım bir haftadır istiyordu mozaik pasta. İçindeki hangi malzemeye ihtiyaç duymuş olabilir vücudum bilemiyorum. Zaten neyle karşılaştırarak beğenmediğim de meçhul. Bundan önce son mozaik pastamı ya 9 ya 17 yıl önce falan yemişimdir. Fazla yoğundu. [...]
Yorum yaz
You must be logged in to post a comment.
Haberi izlemeye al | Yorumları RSS ile takip et