Varsıllardan yoksulluk pornosu
Yazar: Boran GÜNEY 24 July 2007

Çocukluğumda TRT’de -şimdiki adı ile söylemek caizse- bir “sosyal sorumluluk projesi” yayınlanıyordu. Görünmeyen bir spiker çeşitli ülkelerde gezip, oradakilere Türkiye hakkında ne düşündüklerini soruyordu. Net anımsamıyorum ama galiba bir Alman “Türkiye çok güzel bir yer, insanı çok sıcak vs vs” dedikten sonra ekliyordu “Peki siz Türkler ülkenizi niçin tanıtamıyorsunuz?” (tabi bu noktada dublajın altından adamın kendi sesi 2 saniyeliğine ‘haynin shlotzel’ filan gibi bir şey derken duyuluyor ve buna kopuluyordu ama gençtik, varsıl marsıl gibi sözcüklerden bihaberdik). Bu sorunun cevabı sanırım bulundu, ve bugünlerde internetlerde konuşulan en ilginç konulardan biri: Gelişmekte olan ülkelerin ne yaparlarsa yapsınlar batılı gözlerde değişmeyen imajı. Cevap ise bu ülkelerin tanıtımını en çok kimin yaptığı ile ilgili.
3. dünya ülkelerinde çekilen fotoğrafların %90′ını batılı ülkelerden gelen beyaz fotoğrafçılar çekiyor. Bu fotoğrafların çoğu bu ülkelerin insanlarını acz ve sefalet içinde, çoğu zaman yiyecek için birbirlerini ezerken, yarıçıplak resmediyor. Böyle göstermeyen imajlar bile genellikle batılı standartlarda insan-altı (subhuman) denilebilecek biçimlerde yansıtıyor 3. dünya insanını.

Peki bu neye işaret ediyor? Açıklamalar muhtelif, mesela ekonomik boyutunda Avrupa ve Amerika’da 80′ler ile birlikte ortaya çıkan ve günümüze gelirken sayıları binleri bulan ve finansal kaynaklar için kıran kırana rekabet halindeki sivil toplum örgütlerinin medyada kullanmak üzere bu imajlara olan yoğun talebi. Hangi STK daha çok aç, ağlayan bebek fotoğrafı ile bağış çağrısında bulunursa kaynaklar oraya akıyor, refah toplumları vicdanlarını para ile temizliyor.

Bu haberi yazarken internetten konu ile ilgili imaj bulmakta pek zorlanmadım, sanırım bu da fenomenin büyüklüğünün bir göstergesi. Google’da “India”, “Africa”, “Middle East” gibi anahtar kelimeler ile görsel ararken zaten her 10 resimden 5′i sefalet ve yoksulluğa işaret ediyor. Sanki oralarda güzel hiçbirşey olmuyor, oluyorsa da batılıların eliyle oluyor. Aciz ve yoksul 3. dünya insanları batılı kurtarıcıları sayesinde karnını doyuruyor, bir gün daha hayatta kalabiliyor. Güç ilişkileri değişmiyor, böylece ırkçılık yapılmadan temiz biçimde herkes yerini biliyor.
Yani belki de aslında TRT’deki Alman herif kendine sormalı, “Biz sizin ülkenizi tanımamakta niçin ısrar ediyoruz?”

Bir takım linkler:
THD Blog - Fair trade photography battles development pornography
Smallshift
AIDG
Haberin kategorisi: 01 ETRAFTA, 02 BORAN GÜNEY, 08 ETRAFTA EN SEVİLEN
6 Yorum Add your own
1. aynagoz | July 25th, 2007 at 7:46 pm
Aslında hepimiz \”öteki\”yi görmek istiyoruz. Fotoğrafın ve görsel medyanın temelinde yatan prensip bu. Zenginler açları, yoksullar zenginleri görmek istiyor. Televizyonda belediyede çalışan bir adamın günlük hayatıyla ilgili bir belgesel izlemek kitleler için hiç bir zaman ilgi çekici olmuyor. Belediye de çalışan adam ancak bir \”ötekileşme\” sürecini kabul ederse televizyonda yer alabiliyor. Zaten tüm kanallar buna örnek olabilecek yarışma programlarıyla dolu. Şişmanların zayıflaması, şarkı söyleyemeyenlerin şarkıcı haline gelmesi, anti-sosyallerin popüler olma mücadelesi gibi pek çok program sıradan insanın başklaştırılması etrafında biçimleniyor.
Kaynak makalelerdeki \”batılı fotoğrafçılar\” çevresinde şekillenen tartışmayı biraz yanlış buluyorum. Aslında tam da batılı züppeliği olarak tanımlayabilirim. Zengin batılılar, fakir doğulu görüntüleriyle tahrik oluyor önermesi bence çok küstah. İşin aslı konunun pek doğuyla batıyla ilgisi yok. Türk medyasında da ya çok zenginler ya da çok fakirler yer alıyor. Bunun Hindistan\’da da farklı olduğunu sanmıyorum. Ötekini hepimiz görmek istiyoruz.
2. zeyno | July 26th, 2007 at 9:59 am
Onur’ eleştirisi ötekileştirme denilen sürecini biraz hafife alıyormuş gibi geldi bana. Ötekini hepimiz görmek istiyoruz peki ama ‘öteki’ kendiliğinden var olan birşey midir? ‘Zengin batılılar, fakir doğulu görüntüleriyle tahrik oluyor’ demek belki işi biraz basite indirgese de, burada en azından kolayca elde edilen vicdani bir rahatlama sözkonusu değil midir ?
3. aynagoz | July 26th, 2007 at 3:57 pm
Belki ben yeterince net ifade edemedim. Dün yazdığım yoruma bakınca \\\”öteki\\\” ve \\\”ötekileştirme \\\” arasındaki sınırı biraz bulandırmış olduğumu görüyorum.
\\\”Öteki\\\” bizim algımızın temelinde bulunur. Benlikle birlikte \\\”öteki\\\”de oluşur. Kısa boylu olduğumu farkedebilmem için uzun boylu olanları görmem gerekir. Cesur olduğumu ancak korkakların varlığıyla hissedebilirm. Bu konu çerçevesinde zenginliği ancak fakirlerin varlığı ile farkedebileceğimizi (ya da tam tersini) söyleyebiliriz.
\\\”Ötekileştirme\\\” ise bilinç, alt bilinç, ya da bir takım dış etkenler vasıtasıyla gerçekleşen bir süreçtir. Medya suni bir sistem olarak gücünü algımıza ilişkin \\\”öteki\\\”kavramınndan alır. Yöntem olaraksa \\\”ötekileştirmeyi kullanır. Bunun doğruluğunu ya da yanlışlığını tartışmak \\\”Medya doğrudur, yanlıştır\\\” gibi bir tartışmaya gittiği için çok da anlamlı görünmüyor. Ama bu yöntemin batı medyasına has olmadığın,ı ulusal düzeyde, hatta evrensel düzeyde de geçerli olduğunu kabul etmek lazım.
Medyayı bir kenara bırakalım… Fotoğraftan bahsedelim. Doğa, gündelik ve olağanın dışında \\\”öteki\\\” fotoğrafın en geniş alanlarından birini oluşuturur. Yurtdışı seyehatlerimizde neden memlekette görmediğimiz şeyleri çekme peşinde oluruz mesela? Bunu düşünmek lazım. Basitçe ötekini kayıt altına alma ve tanımlama dürtüsü diyebiliriz. Bu sayede kendine dönük bir tanıma süreci yaşanır. Avusturalya\\\’ya gittiğimizde koyunları değil kanguruları çekeriz ya da Paris\\\’te trafiği değil kentsel peysajı görüntüleriz. Bunun bizim dünyayı algılayış biçimimizle ilgili olduğunu söylemeye çalışıyorum.
Batılı bir fotoğrafçının yoksul bir ülkede varlığı görüntülemenin peşine düşmüyor olması bana çok da garip gelmiyor. Google\\\’da orta doğuyla ilgili yapılan aramaların sonucunda elde edilen görsellerin 10\\\’da beşinin yoksulluk ve sefaletle ilgili olması çok doğal. Çünkü orta doğu halkı yoksul ve sefil. Yani \\\”öteki\\\” Daha sonra bu görüntüler \\\”ötekileştirmek\\\” için bir araç olarak kullanılabilir. Yukarıda sözü geçen yöntem de tam olarak bu zaten.
Boran\\\’ın yazdıklarında yanlış, gerçek dışı bir şey görmüyorum. Daha çok \\\”ee Evet, zaten öyle\\\” noktasında duruyorum. Bana bu durum \\\”ötekiler arasında ki doğal alışveriş\\\” olarak görünüyor. Ama tüm bunları olağan karşılarken şunun altını çizmek lazım: Kaynak makaleler ve orada bahsettikleri yardım kampanyaları için kullanılacak olan fotoğraflarda konunun sefil gözükmeyeceği standartları belirleme peşine düşmüş olan kurumlar aslında ikinci nesil bir ötekileştirme sürecini yürütüyorlar. Açları doyuran kurtaran batıdan sonra açların şereflerini kollayan batı rolüne soyunuyorlar. Bu role soyunmasınlar mı? Soyunsunlar tabii. Bu işler böyle. Varoluş içinde bir dengeden söz etmek mümkün değil.
Zeynep senin soruna gelince batılıların \”öteki\” görselleriyle vicdanlarının rahatladığını sanmıyorum. Olsa olsa içleri rahatlıyor, kendi hallerine şükrediyor olmalılar. (Zaten bu görsellerin esas amacı da bu değil mi) Sadece kaynaklardaki argümanın doğu-batı çizgisinde yapılıyor olması, bu bağlamda tartışılıyor olması aslında tam da tartıştığı şeye hizmet ediyor. Bir vakit önce toplumsal vicdanını temizlemek için \”heey şu açlara yardım edelim\” diyen batı bugün aynı biçimde tekrar temizlenmek için yardımın üslubunu tartışıyor ve güya kendini eleştiriyor. Kurban yine aynı, kurtarıcı yine aynı. Şu an için değişen bir şey yok. Ama sırf bu duruş bile dengenin doğuya doğru kaydığını gösteriyor. Gelecekte istikrarlı bir orta doğu Avrupa Birliğindeki kaosu çözmeye kalkışacaktır. Bundan neredeyse hiç şüphem yok. Ben görebilir miyim onu bilmiyorum işte…
4. huru | July 29th, 2007 at 6:54 am
ilginizi cekebilir diye :
okumadim ama National Geographic uzerinden, ucuncu dunya ulkelerini fotograf temsilleri ile ilgili soyle de bir kitap varmis
http://www.ideefixe.com/kitap/tanim.asp?sid=IHQ11O4IQG2G3ORJNYI5
5. senorita | August 27th, 2007 at 9:36 pm
Birazda onlar kötü durumdalar biz onlara yardım edebiliriz olayı var galiba, yani onlar bize muhtaçlar fikri.Onarı kurtarmalıyız fikrinin altında biz onlardan güçlüyüz fikri..Altmetni bir yana sanki acizi çekmek yada acıma mantığıyla çekilene yaklaşmak (bu kesin güzel resim verir diyerekten) bence rahatsız edici ve aslında bu fotograflara konu olanlarda sanki bu güç ilişkisinin farkında ve bunun karşısında sessiz ve çaresiz.Bir yandan bizden daha bilinçli olduklarını düşünüyorum, bizi bakışımızında farkında olarak.
Bu fotograflar artık heryerde ve bence ucuz gözlemler bunlar.
6. ETRAFTA » Human Cos&hellip | March 18th, 2008 at 2:32 am
[...] Öte yandan bir süre önce Boran’ın yazdığı “Varsıllardan yoksulluk pornosu” başlıklı haberle Human Cost’un ilişkisi nedir? [...]
Yorum yaz
You must be logged in to post a comment.
Haberi izlemeye al | Yorumları RSS ile takip et