Mehmetçik Vakfı ilanları
Yazar: Boran GÜNEY 18 March 2007

Bunu Barış K. gönderdi. Güzel bir ilan, ilk bakışta dokunaklı ve romantik bir his veriyor. Yalnız ufak bir detay var… Mehmetçik niçin bilgisayar oyunlarından ve Bosna savaşından aşina olduğumuz suikast silahı “sniper rifle” taşıyor? Bu ilanı hazırlayan tasarımcılar yaptıkları hatanın farkında mı? Mehmetçik Vakfı, Türk ordusunu böyle mi tanıtmak istiyor? Ne zaman kendimizi kendi bacağımızdan vurmaktan vazgeçeceğiz?
Haberin kategorisi: 01 ETRAFTA, 02 BORAN GÜNEY
5 Yorum Add your own
1. criticalone | October 15th, 2007 at 5:22 pm
CEVAP:Lutfen boyle hassas konularda biraz araştırma yapıp konuşalım. Bu tasarımın sahibi benim. Bu yazıyı yapan arkadaş askerliğini yaptı mı bilmiyorum ama ben bingol jandarma alay komutanlığı, komando taburunda askerliğimi yaptım.. Gidip milletin atari oyunlarındaki silahları ezberleyene kadar kendi ordunun kullanığı piyade tufeğini incle!!!! G3′den haberin yok. ayrıca G3ün dürbün takılarak uzun menzilli olarak kullanıldığından da haberin yok!… İlgilenirsen sana G3 resmi gondereyim ve illustrasyondakiyle karşılaştır..
Lutfen bu tarz yazılar yazarken biraz daha dikkatli olalım…
2. aynagoz | October 16th, 2007 at 5:04 pm
Buradaki eleştri silahın hangi marka olduğu ile ilişkili değil aslında. Bu eleştriyi yapabilmek için askere gitmek, ya da sürekli tutukluk yaparak insanların elinde patlayan yerli malı G3\’ü tanımak da gerekmiyor.
Hatta burada bir eleştriden önce, bir tespit va, o da şöyle:
Kurtuluş Savaşının ardından Türk toplumunu idare ederken ve eğitirken kullanılan \”MEHMETÇİK\” fikri, taa o tarihten bu yana; göğsüyle, süngüsüyle, hatta inancıyla çarpışan askerden, senin tasarladığın bu işte, saklandığı bir delikten (dürbünle) düşmanını sırtından vuran bir biçime dönüşmüş.
Eleştri ise,
Ülke olarak sürekli içeriği, kavramı ve metaforu ıskalayan, biçimde takılı kalan tasarımcılar yetiştirmekte oluşumuz. Diğer bir deyişle, ihtiyac duyduğumuz miktarda tasarımcı yetiştirememiz ile ilgili.
Yani sen 84 sene boyunca sürekli bir çalışmayla, şiirlerle, resimlerle, filmlerle, ihtilallerle, muhtıralarla, sokakta yürüyen tanklarla bu günlere gelmiş koskoca mehmetçiği, delikten ateş eden bir askere çevirmişssin. O da olmamış tabii.
3. criticalone | October 22nd, 2007 at 1:50 pm
mehmetçik adına konuşmak için önce gidin mehmetçik olun. burada metin yazarlığı yaparak saçma sapan laflarla edebiyatla bu işler yürümüyor. şu anda Türkiye’ye türlü tuzaklar kuran insanlar elinde neskafesini yudumlarken sizin evinizde dahi pijamanızla otururken ne yaptığınızı biliyor, izliyor. Sizin gibi birtakım şuursuz kişilikler de burada çıkıp yok efendim mehmetçik dürbünle düşmanını sırtından vururu konumdaymış da…. Bu işler sizin webde oynadığınız counter strikeye benzemez.. şiir yazmaya hiç benzemez.. İnşallah askerliğinizi Hakkari Yüksekova’da yaparsınız o zaman görürüz ahkam kesmek nasıl bişeymiş
4. kopil | October 22nd, 2007 at 3:23 pm
Sevgili kardeşim criticalone,
Tartışmayı yine ıskaladığını düşünüyorum. Dilersen sana bu haberi girerken aslında ne demek istediğimi tekrar anlatayım:
21. yüzyıl, devletlerin toplar, tanklar ve roketler yanında medyayı da en az diğerleri kadar ölümcül bir silah olarak kullanmayı öğrendiği bir çağ olarak karşımıza çıkıyor. Bu çağda kusursuz biçimde üretilmiş imajlar güçlü devletlerin (ve bunların yeni iktidar ortağı şirketlerin) binlerce ayıbını örtüyor. Yaratılan her kare tasarım yanlış okunabileceği, dolayısıyla rakiplere koz verilebileceği göz önüne alınarak defalarca revize ve rafine ediliyor. Çünkü bugün yayınladığın her imaj rakiplerin tarafından ince eleniyor sık dokunuyor, analiz ediliyor, senin aleyhine kullanılabilecek herşey kullanılıyor. Ve maalesef suikast dürbünü takılı bir tüfek taşıyan asker imajı, Mehmetçik Vakfı gibi yüksek amaçlarla kurulan, saygın bir kuruma hiç de iyi alt metinler yüklemiyor.
Yukarıda çok doğru söylemişsin:
“şu anda Türkiye’ye türlü tuzaklar kuran insanlar elinde neskafesini yudumlarken sizin evinizde dahi pijamanızla otururken ne yaptığınızı biliyor, izliyor.”
Gerçekten de bu bizi izleyen dış mihraklar, dürbünlü tüfeği görüp, ülkemiz hakkında şahane negatif propaganda malzemesi bulduğu için seviniyordur. Düşünsene, reklamı yapılan aslında bir insani yardım kurumu -şehit ailelerine destek vermek için kurulmuş Mehmetçik Vakfı-, ve ilk dikkat çeken şey oradaki “çocuk-şefkat-duyarlılık” mesajıyla hiç bağdaşmayan, dünya görsel literatüründe suikast gibi, pusu gibi en tedirgin edici manalara gelen bir dürbünlü tüfek. Sonra dilersen yabancı mihraklar “Türk Askerleri Suikastçi” demeye başladığında, onlara da teker teker anlatırsın G3 tüfeğinin aksesuarlarını. Halbuki mesele ilk başta bu kozu vermemek. Kendi bacağımızı vurmaktan kast ettiğim de bu. Haklı olduğumuz yerde bile haksız gözükmek işte bu gibi sakarlık ve hoyratlıklar neticesinde başımıza geliyor.
Sevgili kardeşim, eğer blogumuzu takip ettiysen buranın, “kahrolsun bilmem ne, yaşasın halkların bilmemnesi” gibi klasik muhalif solcu diskuru üzerinden yazı yayınlamadığını fark etmiş olman lazım. Yani burada, global politikayı, devletler arası güç mücadelelerini ve çağımızın gerçeklerini anlamaya çalışmadan, liberal ya da batıcı olmak adına asker düşmanlığı yapmak gibi bir densizlik içerisinde olmadığımız açık iken:
“mehmetçik adına konuşmak için önce gidin mehmetçik olun. burada metin yazarlığı yaparak saçma sapan laflarla edebiyatla bu işler yürümüyor.”
demek;
yapmış olduğun tasarımın imgesel zaafiyetini, bugünlerde her problemi çözmenin en kolay yolu gibi gözüken “damardan milli hisler” söylemine oturtmak oluyor. Bu da bizi maalesef bir adım bile ilerletmiyor.
5. aynagoz | October 22nd, 2007 at 9:14 pm
Yahu ülke bizim de ülkemiz, ordu bizimde ordumuz. Sen ne diye avukatlığına soyunuyorsun. Bizim lafımız orduya, mehmetçiğe değil… Senin yaptığın tasarıma. Bunu anlamak neden bu kadar mesele oldu?
Mevcut gündem ve medyanın sunumu nedeniyle duygusal tepkini anlıyorum ama rica ederim yukarıdaki haberi dikkatlice oku. Kimsenin orduya mehmetçiğe laf ettiği yok. Burada tartışılan şey tasarıma ilişkin bir detaydır.
Mehmetçik süngüsüyle, inancıyla, göğüs göğüse savaşır. Düşmanlar dürbünle uzaktan… Yani bugüne kadar alışılagelmiş genel anlatım biçimi budur. Sen bunu atlamışsın. Ondan bahsediyoruz.
Yorum yaz
You must be logged in to post a comment.
Haberi izlemeye al | Yorumları RSS ile takip et