Yazar: Onur AYNAGÖZ 20 January 2007

Yazar: Onur Aynagöz
Dün Osmanbey’de bir adam “Bir ermeni öldürdüm” diye bağırdı.
Geri kalan kim varsa “Burası nasıl bir ülke” dedi kendi kendine…
Hrant Dink katıldığı tartışma programlarında karşı taraf ağzından köpükler saçarken, gülümseyen, anlayışlı ve sevecen tavrıyla dikkatimi çekerdi hep. Ne dediği, ne söylediği bir yana bu sıcak yanıdır belki sebep: Dünden beri yüzüm pek gülmüyor.
Bizden bir kişi eksildi. Kim olduğunu, kudretini nereden aldığını bilmediğim birileri hayatımdan sürekli bir şeyler eksiltiyor. Yakın zamana kadar henüz yaşım küçük aklım ondan basmıyor bu işlere derken, bu gün bakıyorum koskoca adam olmuşum halen kavrayamıyorum olanları. İçimizden bir kişi eksildi.
Her gün biraz daha iyi olacak demeyi zar zor becerirken, kendimi güç bela aydınlık yarınlar terrranesine inandırmaya çalışırken, tanımadığım biri ihmalleriyle, tanımadığım biri cehaletiyle, tanımadığım biri pişkinliğiyle ve tanımadığım başka biri vahşetiyle bu ülkeye dair içimde taşımaya çalıştığım tüm güzel düşüncelerin içine sıçıyor. Haftada 400 kişinin ziyaret ettiği bu sitede yazı yazarken zaman zaman dilimin ucuna geliyor söyleyemiyorum korkumdan. Devlet Baba gelir küçük kulaklarıma asılır da kopartır diye ödüm koparken benim, dün içimizden bir korkusuz eksildi.
Başbakan ve yardımcısı 301. maddeden dolayı hiç hapse giren, ceza çeken olmuş mu diye ortalığı epey bir idare etti. Bu gün etrafıma bakınca görüyorum ki; bu günden başlayarak adıyla sanıyla koskoca TÜRKİYE CUMHURİYETİ, üzerinde yaşayan her canla birlikte suskunluğunun, tereddütlerinin ve umursamazlığının bedelini ödeyecek, cezasını çekecektir. Bundan hiç şüphe duymuyorum. Hepimiz kafamızın içinde üçer kurşunla yaşamaya alışmalıyız. Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak, çünkü ben aklımdan geçenleri özgürce söyleyebileceğim bir ülkede yaşamak istiyorum.
Haberin kategorisi: +ONUR AYNAGÖZ, 01 ETRAFTA
No tags for this post.
1 Yorum Add your own
1. melkur | January 21st, 2007 at 2:19 pm
başbakan salı günü cenazede olmayacağını, bir demiryolu açılışı için “aylar önceden yapılmış bir program” dolayısıyla Bolu’da bulunması gerektiğini açıkladı. Zaten olmasındır vesaire vesairedir ancak asıl yapılmaması gereken; dünyayı sarsan; düşünce özgürlüğüne, özveriye, bir dava inancına, hoşgörüye dayalı bir zihniyet katledilmişken, katil zanlısının bulunmasından dolayı duyulan “haklı gurur” dan dem vurmaktır. sizin de dediğiniz gibi hepimiz biraz öldük ve hepimiz özgürlük karşıtı bir cinayet işledik. düşüncelerimiz düşünmemizi istemeyenler tarafından öldürülmemek için ya nihile kaçtılar ya da bu işkenceye dayanamayıp intihar ettiler. konuşmaktan, belki bir hata yaparım diye korkmamak artık boynumuzun borcu. hata yapmayacak kadar konulara hakim olmaya çalışmak da. çok kereler kendi ufak çevremizde de bazı konularda ya cehaletten ya da kulaktan dolma bilgilerden kaynaklı düşünce çatışmaları oluyor. bu küçük çevrede az çok benzer kültürel altyapıya sahip kişilerin “kürt sorunu”, “vicdani red”, “ölüm orucu”, “irtica”, “sözde ya da değil ermeni soykırımı” gibi konularda hemfikir olamadığını belki de doğal olarak hiç bir zaman olamayacağını görüyorum. benim içimi asıl acıtan bu değil asıl içimi acıtan bu karmaşanın bizim kendimize seçtiğimiz bir kaçış yolu olması ihtimali. bundan sonra bilgimiz ve ilgimiz olmasa da bir konuyla ilgili bir karara varırken belki de en doğrusu “iyi”-”kötü” kriterlerine indirgemektir. bu şey “iyi” mi? içinde “kötü”lük mü barındırıyor? Hrant Dink’in katil zanlısının 32 saatte yakalanmış olmasının “haklı gurur”u da bu çerçevede kendiyle çelişen içinde “kötü” yü barındıran bir söylem olmaktan tabi ki ileri gidemiyor.
Yorum yaz
You must be logged in to post a comment.
Haberi izlemeye al | Yorumları RSS ile takip et