Günde bir tane - 002

Add comment October 17th, 2006

Geçip giden anı durdurmayı uzun zaman önce başardık. Bu kareler insanlarin fotoğrafin büyüsünü bizden çok daha büyük bir coşkuyla yaşadığını düşündüğüm viktoryen döneme ait. O devirde ölülerle fotoğraf çektirmenin yaygın bir adet olduğunu sanıyorum. Bu gün tek kareye hapsolmuş her an, internet ve çeşitli medya uzerinde yeni bir yaşam döngüsune başlıyor ve ikinci kez ivmeleniyor. Yerini ve şeklini değiştiriyor. Artık zamanı durdurmak yerine, genetik klonlama yada kök hücre nakli gibi yöntemlerle varoluşu başa almak gayreti ve cüreti içindeyiz. Hepimiz ölen kedisini klonlatan zengin hanımların haberlerini okuduk. Gerçek ve yansıma ile ilgli tanımlamalarımız ne kadar değişirse değişsin temelde aynı kalan şey sahip olduklarımızdan kolayca vazgeçmenin hala mümkün olmadığı.

Bu gün benim baktığım yerden, fotoğraflar bir hatırayi sürdürmekten daha çok bir “sonu” belgeliyor. Hem de olabilecek en katı ve anıtsal biçimde Ölünün üzerine giydirilmiş onca kıyafet, ya da cansız bedene özenle verilmiş poz, fotoğrafın donmuş yapısında bile kendini ele veriyor. Özellikle yaşayan ve ölünün yanyana bulunduğu karelerde, yaşayan ölüyü daha da bir ölü yapıyor. Diğer taraftan, bunun benim 20.YY bakış açım olduğuna dair kuşku duyuyorum. O dönemin fizik ve kimyasının ortaya koyduğu en üst düzeydeki buluşun, sıradan insan için sihirden farksız olduğunu tahmin edebiliyorum. Bu durumda bu kareler pekala varlığı devam ettiren bir işlev taşıyor olabilirler. Bunları birer ölüm belgesi olarak tanımlıyor oluşum, fotoğrafın geçen zaman içerisinde insanliğın gerçek olanla ilgili algısında yaptığı değişikliğin sonucu olabilir.
Tedirgin bir konu.
3 comments October 17th, 2006
2003 BBC yapımı belgesel benim “nerd” damarımı mıncıkladığı için herkesle paylaşmaya karar verdim. 44 dakika Google video biraz uzun ama genel kavramları akide şekeri gibi anlatıyor. Oxford’dan David Deutsch ve Ronald Mallet’in konuk olduğu belgeselin ana kahramanlarından biri ise zaman makinesi kavramını ilk ortaya atan büyük yazar H.G. Wells’in torunu Simon Wells.
Add comment October 17th, 2006
Happy Cog Studios’un kurucusu, A List Apart Magazine’in yayımcısı ve fikir babası, “Designing With Web Standards” adli kitabın yazarı, web usability denince akla gelen ilk isim Jeffrey Zeldman’ın seneler once İstanbul’a yaptigi bir seyahat üzerine mektubunu okudum.
AS CASUALLY AS THE FLOWER GIRLS and lottery ticket vendors before him, the sun-browned man in the striped red shirt appears at our table. But this man does not smile.
“Passports,” he says.
“He is a plainclothes policeman,” explains Hasan, our Turkish host.
Bad news. For in this country, police power is absolute. Any cop can stop you, question you, make you disappear.
Yaşadığım yer ile ilgili yabancı ve samimi bir yerde duruyor.
Yazının tamamı burada.
Add comment October 17th, 2006
İki yılda bir düzenlenen Hollanda Animasyon Film Festivali 1 - 5 Kasım tarihleri arasında Utrecht şehrinde gerçekleşiyor. Festivalin harikulade posterini Kanadalı ilüstratör Dave Cooper yapmış.

Add comment October 17th, 2006
| M | T | W | T | F | S | S |
|---|---|---|---|---|---|---|
| Nov » | ||||||
| 1 | ||||||
| 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 |
| 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 |
| 16 | 17 | 18 | 19 | 20 | 21 | 22 |
| 23 | 24 | 25 | 26 | 27 | 28 | 29 |
| 30 | 31 | |||||